Geçmişte insanlar sağlığını korumak için hastalanmayı beklemezdi. Doğayı gözlemler, bedenin verdiği sinyalleri ciddiye alırdı. İbn-i Sina’nın önerdiği bazı bitkiler de tam olarak bu anlayıştan doğuyor. Bunlardan biri, bugün yeniden hatırlanan ve “temiz nefesin sırrı” olarak anılan bir ot.
Eski Tıbbın Sessiz Kahramanı
İbn-i Sina, insan bedenini bir bütün olarak ele alırdı. Ona göre solunum, yalnızca nefes alıp vermek değil; vücudun iç dengesini ayakta tutan temel süreçlerden biriydi. Bu yüzden akciğerleri destekleyen bitkilere ayrı bir önem verirdi. Özellikle soğuk hava, nem ve uzun süreli yorgunluğun ciğerleri zorladığını, bunun da zamanla nefesi daralttığını anlatırdı.

Dikkat Çeken Ot! Zufa
Kaynaklarda adı geçen zufa otu, keskin kokulu, aroması güçlü bir bitki. İbn-i Sina bu otu, göğüste biriken ağırlığı hafifletmesi ve nefesi rahatlatmasıyla tarif eder. O dönemlerde zufe, çoğunlukla kaynatılarak içilir ya da bal ile karıştırılarak tüketilirdi. Amaç tedavi etmekten çok, bedeni desteklemekti.
Neden Mutfakta Yer Almalı?
İbn-i Sina’ya göre bazı bitkiler eczaneye değil, mutfağa aitti. Çünkü düzenli ve ölçülü kullanıldığında, hastalık oluşmadan önce vücudu dengede tutuyordu. Zufa da bu bitkilerden biri olarak görülüyordu. Günlük hayatta az miktarda kullanılması, ciğerleri yormadan desteklemenin yollarından biri sayılıyordu.

Bugünden Bakınca
Günümüzde bu tür bilgiler yeniden ilgi görüyor. Bitki çayları, doğal karışımlar ve geleneksel tarifler daha fazla konuşuluyor. Uzmanlar, bu bitkilerin bilinçli ve dengeli şekilde tüketilmesi gerektiğini hatırlatsa da, geçmişten gelen bu bilgilerin tamamen yabana atılmaması gerektiği konusunda hemfikir.
Asırlık Bilginin Hatırlattığı Gerçek
İbn-i Sina’nın satırları bize şunu söylüyor: Sağlık, yalnızca tedaviyle değil; günlük alışkanlıklarla korunur. Doğru bitki, doğru zamanda ve kararında kullanıldığında, beden kendini daha rahat ifade eder.

Asırlar önce yazılmış bu sade öneri, mutfakta yapılan küçük tercihlerle nefesin bile değişebileceğini hatırlatıyor.