AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik MYK Toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu. 18 gündür devam eden ABD/İsrail-İran Savaşı'na değineren Çelik, "Uluslararası hukuk açısından İran tamamen hukuksuz ve gayrimeşru bir saldırı ile karşı karşıyadır. Okulların bombalanması bir felakettir" dedi.
Çelik, "Savaş bir an önce bitmeli. Rejimi sevmiyorum diye bombalamak kötü sonuçlar doğurur." diyerek, İsrail'e tepki gösterdi. AB ve Yunanistan'ın Güney Kıbrıs hamlesine de uyarı geldi.
Çelik'in açıklamalarından detaylar şu şekilde:
İlber Ortaylı'nın Cumhurbaşkanımızın kararıyla Fatih Camii hazinesine gömülmesi Fatih'i dünyaya doğru tanıtma ve gençlere doğru tanıtma açısından verdiği emeğin selamlanması bakımından da son derece kıymetli olmuştur. Aynı zamanda diğer alimlerimizle diğer merhum ulemayla yan yana yatacak olmasının da devlet millet hayatımız açısından işaret ettiği büyük değerler ve değerlendirmeler vardır. Hocamız tabii tarihi, kitlelere sevdirmekle daha çok anılıyor ama bir tarihçinin ötesinde gerçekten büyük bir mütefekkir kelimenin tam anlamıyla alim kelimenin tam anlamıyla üstad kelimenin tam anlamıyla bir vatan evladıydı.
Türkiye'nin değerlerinin korunmasında, Türkiye'nin evrensel dünyada doğru değerlendirilmesinde çok büyük katkısı oldu. Hepimiz öğrencilik yıllarımızdan itibaren eserlerini okuduk konferanslarını dinledik. Daha sonra bir büyüğümüz olarak çok daha yakınında sohbetlerinde bulunduk. Gerçekten Türkiye büyük bir değerini kaybetti. Dün de Fatih Camii'nde çeşitli illerden gelen vatandaşlarımız, alimlerimiz, tarihçilerimiz, genç kardeşlerimiz, Türkiye'nin değerlerine sahip çıkanlara, Türkiye'nin nasıl sahip çıkacağını bir kere daha gösterdi.
Prof. Dr. İlber Ortaylı büyük bir değerdi. Büyük bir alimi kaybettik. Dün İlber Ortaylı'yı toprağa verirken, Kırım'dan gelen toprak mezarına eklendi. Cenab-ı Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.
"TEHDİTLERE KARŞI EN İYİ CEVAP İSTİKLAL MARŞI'DIR"
Tehditlere karşı en iyi cevap İstiklal Marşı'dır. Dünya büyük bir savaş ortamından geçiyor. Bütün bunun içerisinde Cumhurbaşkanımızın, Gazi Mustafa Kemal Atatürk anısına verilen barış ödülünü BM Genel Sektereri Guterres'e teslim etmesi oldukça önemli. İsrail'e karşı dünya net tutum almalı. Gazze'de olduğu gibi Lübnan'a saldırıyor, yerleşim bölgelerini hedef alıyor. Şimdiye kadar büyük bir insani facia söz konusu.
"İRAN'A YAPILAN SALDIRILAR HUKUKSUZ"
Uluslararası hukuk açısından İran tamamen hukuksuz ve gayrimeşru bir saldırı ile karşı karşıyadır. Savaş bir an önce durmalıdır. İsrail Batı Şeria'da işgallerini sürdürüyor. İsrail, Lübnan'ı Gazzeleştirmeye çalışıyor.
Mezhep tartışmalarından uzak durulması gerekmektedir. Bu tartışmaları içimize kim sokuyorsa, bilelim ki bunlar çok tehlikeli ve birtakım dış destekli gündemlerdir.
Komşumuz İran haksız ve hukuksuz bir saldırıya uğrarken durulması gereken yer Türkiye'nin milli güvenliği konusunda kararlı olmak, düzeni ortaya kaldırmaya çalışan şer şebekelerine karşı kararlı durmaktır.
"MEZHEP TARTIŞMALARINDAN UZAK DURULMALI"
Mezhep tartışmalarından uzak durulması gerekmektedir. Bu tartışmaları içimize kim sokuyorsa, bilelim ki bunlar çok tehlikeli ve birtakım dış destekli gündemlerdir. Komşumuz İran haksız ve hukuksuz bir saldırıya uğrarken durulması gereken yer Türkiye'nin milli güvenliği konusunda kararlı olmak, düzeni ortaya kaldırmaya çalışan şer şebekelerine karşı kararlı durmaktır.
Ülkemize gelen füzelerle ilgili bizim de gördüğümüz şeyler var. Radar sistemlerinden görebiliyoruz. Eğer bu ayrıksı bir unsurun kendi kendine yaptığı iş ve yaklaşımsa Türkiye milli güvenliği açısından en hassas ülkelerden biridir.
"İSRAİL LÜBNAN'I GAZZELEŞTİRMEYE ÇALIŞIYOR"
İşgal altındaki topraklara şimdi silahlı sivilleri sokarak oralarda gasp, Filistinlilerin malına el koyma gibi bir sürece girmesi Gazze'de yapılanların Batı Şeria'da devam ettirilmesi şeklinde bir tutumun ortaya konulduğunu gösteriyor. İsrail'e karşı dünya net bir tutum almadığı müddetçe bazı ülkelerin de bütün bunları İsrail'in kendini savunma hakkı var etiketi altında değerlendirmesi İsrail'i daha vahşi ve daha hukuksuz davranmaya teşvik etmiş oluyor. Dolayısıyla bu şekilde davrananların da bunda sorumluluğu vardır. Batı Şeria ile ilgili bu gelişmeler olurken İsrail net bir biçimde Lübnan'ı Gazzeleştirmeye çalışıyor. Aynı Gazze'ye yaptığı gibi önce Beyrut'un merkezinde komuta merkezlerini vuruyor, sivil altyapıyı vuruyor. Gazze'de yaptığı gibi önce hava gücüyle sistematik olarak zayıflatma, sonra karadan işgal etme tutumunu Lübnan'a da uyguluyor ve doğrudan sivillerin yaşadığı yerleşim bölgelerini hedef alıyor. Şimdiye kadar 800 bin kişi göç etti. Büyük bir insani facia söz konusu. Gazze'de Hamas'la mücadele ettiğini söyleyip sivilleri yok ediyordu. Lübnan'da da Hizbullah'la mücadele ettiğini söyleyip yine sivilleri yok etmeye, sivil altyapıyı askeri altyapıyla birlikte hedef almaya devam ediyor.
Dolayısıyla İsrail'in kendi kendisine birtakım kavramsal şemalar üretmesi ve kendi kendisine birtakım özdeşleştirmeler yapması esasında bugün adalet, hakkaniyet ve kurala dayalı düzen hakkında olumlu fikri olan herkesin hedef alınması anlamına geliyor. Bütün bu çerçevede söylemek istediğim konulardan bir tanesi de iç kamuoyumuzda kesinlikle ve kesinlikle bu meseleler değerlendirilirken mezhep tartışmalarından uzak durulması gerektiğidir. Bu mezhep tartışmalarını içimize kim sokuyorsa, diyelim ki İran ile ilgili konuyu değerlendirirken, diyelim ki Suriye ile ilgili konuyu değerlendirirken, diyelim ki Lübnan ile ilgili konuyu değerlendirirken buradaki aktörleri mezhep tartışması üzerinden değerlendiriyorsa bilelim ki bunlar çok tehlikelidir ve bir takım dış destekli, sosyal medyanın algoritmalarıyla da oynanarak gündemleştirilen, bizim bağışıklık sistemimizi zayıflatmaya çalışan gündemlerdir. Mezheplerle ilgili tartışmalar yüzyıllardır vardır. Bir takım siyasi olaylarda da bazı ülkelerin mezhepçi tartışmaları ve mezhepçi yaklaşımları görüldü. Bunlarla ilgili fikirlerimizi, eleştirilerimizi ve uyarılarımızı defalarca söyledik. Sayın Cumhurbaşkanımız her zaman mesele Sünnilik veya Şiilik meselesi değildir. Mesele Müslüman olma meselesidir, Müslümanların birliğidir ve insanlığın barışıdır temelinde yaklaşımını en güçlü şekilde ortaya koymuştur. Şimdi komşumuz İran haksız ve hukuksuz bir saldırıya uğrarken bütün bunun içerisinde durulması gereken yer birincisi Türkiye'nin milli güvenliği konusunda kararlı olmaktır. İkincisi bölge barışının korunması konusunda kararlı olmaktır. Üçüncüsü küresel barışı da tehdit eden ve kurala dayalı düzeni ortadan kaldırmaya çalışan bütün şer şebekelerine karşı durmaktır. Bütün bunun içerisinde tutup da mezhep tartışması açmak, mezhepler üzerinden ya da öne çıkan aktörlerin mezhepleri ve geçmişteki davranışları üzerinden bugün alınması gereken tavrın bağışıklık sistemini zayıflatmaya çalışmak ve bugün alınması gereken ilkeli duruşun zeminini tahrip etmeye çalışmak son derece yanlış bir yaklaşımdır. Bunun Türkiye'ye faydası yoktur. Komşu halklara ve kardeş ülkelere de bir faydası yoktur. Bu tartışmaların açılması son derece tehlikelidir. Âlimler ve ulema zamanı geldiğinde bu tartışmaları yapmaktadır. Bu tartışmalar yüzyıllardır sürmektedir. Birisi mezhepçilik üzerinden bir siyasi tutum geliştiriyorsa, hakka, hakikate ve adalete mezhepçilik üzerinden fanatik bir yaklaşımla karşı çıkıyorsa ona dönük eleştirilerimizi zaten söylüyoruz. Ama şimdi bütün bu gelişmeleri mezhepçilik üzerinden tartışma meselesi değildir. Mezheplerin hepsi saygıdeğerdir. Çünkü mensupları saygıdeğerdir. Mensupları onu seçmiştir. Oradaki tartışma âlimler açısından her birimizin bir mezhebi ve bir tercihi olmasıdır. Ama karşımızdakine de bu açıdan saygı duyuyoruz. Bununla ilgili tartışmalar yüzyıllar boyunca devam etmiştir. Ama mezheplere aidiyeti siyasi mezhepçiliğe çevirenler bilsinler ki bu ülkenin yararına bir iş yapmıyorlar. Geçmişte de çeşitli olaylarda gördük. Bir takım sosyal medya hesaplarında siyasi mezhepçilik yapanların, siyasi mezhepçiliği bu ülkenin içine sokmaya çalışan bir takım yabancı sosyal medya hesapları olduğunu ve bunların yabancı bazı istihbarat örgütleri tarafından desteklendiğini geçmişte defalarca gördük. Bu tartışmaların ülkemizin içerisine taşınmasına müsaade etmemeliyiz. Siyasi mezhepçiliği kim ne yaparsa yapsın, kim karşımızdakiler böyle davranıyor olsa bile, bugün mazlumdur diye yanında durduklarımız geçmişte bu ilkeli davranışı göstermemiş olsa bile, bugün karşısında durduklarımızla aynı mezhepten olsak bile hiçbir şey fark etmez. Bugün en tehlikeli şeylerden bir tanesi siyasi mezhepçiliktir. Sırf mezhebimizdendir diye, aynı mezhepteniz diye onun haksızlığına göz yummak siyasi mezhepçiliktir. Bugün mazlum olup da bizden farklı bir mezhebe sahip olduğu için onun yanında durmamak, onun hakkını savunmamak, sırf mezhebimiz farklı diye o mazlumun hakkını savunmamak da siyasi mezhepçiliktir. Bunları asla kabul edemeyiz, asla meşru göremeyiz ve ülkemizin içerisinde bu fitnenin sokulmasına asla müsaade etmemeliyiz.
"BİRİLERİNİN YANLIŞ POLİTİKALARINA DA GÖZ YUMMAK ZORUNDA DEĞİLİZ"
Bir diğer konu arkadaşlar. Çeşitli bölge ülkelerine dönük saldırılar ve füzeler atılması konusunda da söyledik. Bunun yanlış olduğunu, komşu ülkelerin ve kardeş ülkelerin hedef alınmaması gerektiğini ifade ettik. Bunun çok başka sonuçları olacaktır. Doğru olan, bütün bölge barışını savunan kardeş ülkelerle birlikte ve bu savaşın çıkmasını istemeyen bütün kardeş ülkelerle birlikte hareket etmekti. Avrupa’da nitekim İspanya Başbakanı Sanchez gibi saygıdeğer siyasetçilerin ortaya koyduğu tutumla birlikte diplomasi masası, barış, adalet ve hakkaniyet temelinde bir inisiyatifin güçlü bir şekilde ortaya konulması gerekiyordu. Burada bu saldırganların dengelenmesi ve saldırganlara karşı bu bloğun ortaya çıkması gerekiyordu. Bunun da her zaman dünyadaki en güçlü sesi Cumhurbaşkanımız olmuştur. Cumhurbaşkanımızın dirayeti, Cumhurbaşkanımızın gücü ve Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu masa denklemi çeşitli olaylarda negatife giden süreçleri pozitife döndürme açısından son derece güçlü bir inisiyatif ortaya koymuştur ve dünyada alınmış sonuçları vardır. Bu durum test edilmiştir, denenmiştir ve sonuçları onaylanmıştır. Kurala dayalı düzen açısından bu yaklaşım son derece önemlidir. Dolayısıyla bunun yanlışlığını, gerekçesi ne olursa olsun ifade ettik. Komşu ülkeler hedef alınmamalıydı. Ülkemize gelen füzelerle ilgili de şunu söylemek isterim. İran tarafı kendilerinin Türkiye’yi hedef alacak bir füze atmadığını söylüyor. Tabii bizim de gördüğümüz bazı şeyler var. Bunu çeşitli radar sistemlerinden görebiliyoruz. Dolayısıyla bütün bu tartışmayı şöyle bağlayalım. Eğer bu oradaki ayrı küçük bir unsurun kendi kendine yaptığı bir iş ya da yolunu şaşırmış, pusulasını şaşırmış bir yaklaşım ise şimdilik Türkiye burada duruyor. Ama aynı zamanda da Türkiye dünya üzerinde milli güvenliği açısından en hassas ülkelerden bir tanesidir. Milli güvenliğimiz erteleme kabul etmez. Pazarlık kabul etmez. Herhangi bir tenzilatı kabul etmez. Dolayısıyla biz bugün ateşi söndürmeye çalışırken birilerinin yanlış politikalarına da göz yummak zorunda değiliz.