Türkiye’nin çevresinde savaş eksik olmuyor. Yıllardır devam eden Ukrayna-Rusya savaşının ardından, ABD-İsrail ortaklığıyla İran’da patlak veren savaş, vatandaşlar arasında “Acaba Türkiye’ye sıçrar mı?” şeklinde meraklı paylaşımlar yapılmasına neden oluyor. Hemen her gün televizyonlarda güzelerin süzülüşü ve ardından gelen yoğun gürültülü patlama sesleri, binlerce km ötede olmamıza rağmen tedirginlik yaratıyor. Ancak Türkiye’nin askeri anlamda gün geçtikçe güçlenmesi, hem diplomatik yeteneğimizin gelişmesine hem de bölgede söz sahibi ülke olmamıza katkı sağlıyor, Türk milletinin gece huzurla uyumasına sebep oluyor.

Türkiye’yi dünya genelinde ilk 10 askeri güçten biri
Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayisine yaptığı yatırımlar Batı ülkelerinin de gıptayla baktığı bir başarı hikayesine dönüştü.
Türk İHA’ları ve diğer platformların düşük maliyetli ve performans açısından rekabetçi olması, Türkiye’nin Bayraktar TB2 gibi projelerinin yanı sıra jet eğitim uçağı ve ikmal gemileri gibi daha büyük sistemleri NATO ülkelerine satmasını beraberinde getirdi. Türkiye, savunma ürünlerini 180’den fazla ülkeye ulaştırıyor.
Analistler, Türkiye’nin savunma başarısının, yalnızca ihracat rakamlarından ibaret olmadığını; stratejik özerklik, teknoloji üretimi ve teknolojik derinleşme ile ölçülmesi gerektiğini ifade ediyor.
Uluslararası savunma değerlendirme kuruluşu Global Firepower, 2026 askeri güç endeksinde Türkiye’yi 145 ülke arasında 9. sıraya yerleştirdi.
Türkiye’yi dünya genelinde ilk 10 askeri güçten biri olarak gösteren bu sıralama, personel sayısı, savunma bütçesi, lojistik kapasite ve teknolojik donanım gibi kriterlere dayandırılıyor.
Analistler, özellikle 2016 sonrası Türkiye’nin ordusunun yeniden yapılanmasıyla birlikte NATO içerisindeki rolünün güçlendiğini ve Türkiye’nin çeşitli NATO operasyonlarında aktif katkı sağladığına da dikkat çekti.
Bazı yabancı analizlerde Türkiye, NATO içinde ABD’den sonra en büyük askeri personel kapasitesine sahip ülkelerden biri olarak tanımlanıyor.

ÖNGÖRÜSÜZ MUHALEFET VE CHP
Tüm bu gerçekler gün yüzü gibi ortadayken, Türkiye’de muhalefetin öngörüsüz açıklamaları da sosyal medyada sıkça paylaşılıyor. Ana muhalefet partisi CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, S-400’lerin “niçin alındığı konusunda netlik olmadığını” belirterek bu konuda iktidarın net bir politika göstermediğini söylemiş, bu sistemlerin ne için alındığının tartışılması gerektiğini vurgulamıştı. O dönem “Türkiye’ye kim saldıracak” şeklinde akla hayale gelmeyen açıklamalar yapan Kılıçdaroğlu, savunma sisteminin güçlenmesinden duyduğu rahatsızlığı, S-400’ler aktif olarak kullanılmaması gerektiğini ifade ederek belirtmişti.

BALIKLARIN SÖZCÜSÜ ÖZGÜR ÖZEL
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise, 2025 yılı sonlarına doğru yaptığı açıklamada, füze testlerinin yerleşim ve balıkçılık alanlarından uzaklaştırılması gerektiğini savunmuş ve daha uygun test sahaları bulunmasını önermişti:
“Sinop gibi turizme ve balıkçılığa ihtiyaç duyan bir kentte … balıklar bu seslerden ürküyor, yuvalarını terk ediyorlar, o bölgeye yuva yapmıyorlar, balıkçılığın randımanı düşüyor.”
SOSYAL MEDYADA ÖZGÜR ÖZEL ALAY KONUSU OLDU
Bazı kullanıcılar Özgür Özel’i tiye alarak şu tarz paylaşımlar yaptı:
- “Balıklar NATO’dan yardım istemiş.”
- “Füzeler değil, balıklar tehdit altında!”
- “Balıklar füze sesinden korkuyorsa savaşta ne yapacağız?”
- “Balıklar güvenlik zirvesi toplasın.”
- “Yeni savunma doktrini: Balıkları ürkütmeden füze atalım.”
Daha ciddi eleştirilerde ise şu ifadeler öne çıktı:
- “Türkiye savunma sanayinde büyük atılım yapmışken bu tür açıklamalar milli projelere zarar verir.”
- “Füze testleri her ülkede yapılır; güvenlik önceliklidir.”
- “Stratejik projeler yerel siyaset malzemesi yapılmamalı.”
- “Çevresel etki varsa bilimsel raporla konuşulmalı.”