Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş, Kütahya'da düzenlenen il kongresinde yaptığı konuşmada ülkücülük, siyaset ve Kütahya'nın tarihi misyonuna ilişkin mesajlar verdi.
Kütahya'nın kuruluşun ve kurtuluşun şehri olduğunu belirten Erbaş, MHP'nin merhum Başbuğ Alparslan Türkeş'in açtığı yolda, Genel Başkan Devlet Bahçeli'nin liderliğinde ilerlediğini söyledi.
"Ülkücülük yalnızca siyasi tercih değildir"
Konuşmasında ülkücülüğün yalnızca bir siyasi kimlik veya parti aidiyeti olmadığını vurgulayan Erbaş, bunun aynı zamanda bir karakter meselesi olduğunu ifade etti.
Erbaş, ülkücülüğün verilen söze sadık kalmak, menfaat sona erdiğinde dostluğu terk etmemek ve makam değiştiğinde kişiliğini değiştirmemek anlamına geldiğini belirtti.
Güçlü karşısında eğilmeyen, güçsüz karşısında ise diklenmeyen bir anlayışın önemine dikkat çeken Erbaş, makam ve unvanların geçici, insanın geride bıraktığı karakterin ise kalıcı olduğunu söyledi.

MHP'li Ahmet Erbaş‘ın konuşmasının tamamı:
Sayın Divan Başkanım, Sayın MYK Üyem, Sayın İl Başkanım, İl ve ilçe teşkilatlarımızın muhterem yöneticileri, Belediye başkanlarımız, Ülkü Ocaklarımızın değerli mensupları, Aziz dava arkadaşlarım, kıymetli hanımefendiler, beyefendiler; Sizleri sevgiyle, saygıyla ve en kalbî duygularımla selamlıyorum. Tavşanlı’dan Simav’a, Gediz’den Emet’e, Domaniç’ten Dumlupınar’a kadar Kütahya’mızın dört bir yanından gelen bütün dava arkadaşlarıma hoş geldiniz, şeref verdiniz diyorum. Bugün burada birliğimizi tazelemek, ülkümüzü büyütmek ve kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi, hangi değerlerin üzerinde dimdik durduğumuzu bir kez daha hatırlamak için buradayız. Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in açtığı yolda, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin liderliğinde, “Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben” anlayışıyla yürümeye devam ediyoruz.
“siyaset bir makam yarışı değil, karakter imtihanıdır”
Bizim için ülkücülük yalnızca bir siyasi tercih değildir. Bir rozet değildir. Bir slogan hiç değildir. Ülkücülük karakterdir. Ülkücülük adamlıktır. Ülkücülük sözüne sadık kalmaktır. Menfaat bittiğinde dostluğu bitirmemektir. Makam varken başka, makam yokken başka insan olmamaktır. Güçlünün karşısında eğilip, güçsüzün karşısında diklenmemektir. Çünkü makamlar geçer. Unvanlar unutulur. Koltuklar el değiştirir. Ama insanın geride bıraktığı isim ve karakter kalır. Çok söylenir: “Coğrafya kaderdir.” Doğrudur. İnsan nerede doğacağını seçemez. Ama ben bugün Kütahya’dan buna bir cümle daha eklemek istiyorum: Coğrafya kader olabilir ama karakter de kaderdir. Çünkü insanın nerede doğduğu kaderidir; nasıl yaşayacağı, neyin yanında duracağı ve neyin karşısında eğilmeyeceği ise karakteridir. Bizim karakterimizin ölçüsü de bellidir: Eğilirsen basamak olursun, dik durursan sığınak olursun. Biz birilerinin yükselmesi için basamak olmak üzere değil; milletimiz zor gününde arkasında sağlam bir irade, güvenilir bir dost ve dimdik bir ülkücü bulsun diye siyaset yapıyoruz. Çünkü bizim için siyaset bir makam yarışı değil, karakter imtihanıdır.

"Ülkücülük, o geçmişe layık bir gelecek kurmaktır"
Bu sözlerin Kütahya’da söylenmesinin ayrı bir anlamı vardır. Çünkü Kütahya sıradan bir şehir değildir. Kütahya kuruluşun da kurtuluşun da şehridir. Domaniç’te devlet kuran iradenin, Dumlupınar’da esareti reddeden Türk milletinin ayak izleri vardır. Bu topraklarda yalnızca tarih yazılmamıştır. Bu topraklarda karakter yazılmıştır. Dumlupınar’da yalnızca bir savaş kazanılmadı. Bir millet, bağımsızlığından vazgeçmeyeceğini bütün dünyaya ilan etti. İşte bugün bize düşen görev de bu mirası yalnızca anlatmak değil, ona layık olmaktır. Çünkü ülkücülük geçmişle övünüp bugünü seyretmek değildir. Ülkücülük, o geçmişe layık bir gelecek kurmaktır. Kütahya’nın gencine sahip çıkmaktır. Çiftçimizin alın terini korumaktır. Esnafımızın derdini kendi derdimiz bilmektir.

“dava insanı olmak yalnızca konuşmak değil, sorumluluk almaktır”
Üretenin, çalışanının ve ekmeğinin peşinde koşanın yanında durmaktır. Kütahya’nın sanayisini, tarımını, turizmini büyütmek; gençlerimizin doğduğu şehirde çalışabileceği, üretebileceği ve geleceğini kurabileceği şartları oluşturmaktır. Yapılan her hayırlı hizmetin yanında olacağız. Ama eksik olanın da takipçisi olacağız. Çünkü dava insanı olmak yalnızca konuşmak değil, sorumluluk almaktır. Ülkücülük insanın sözünde, davranışında, vefasında ve karakterinde belli olur. Davayı büyüten yalnızca üç hilalin altında kaç kişinin toplandığı değildir. Asıl mesele, o üç hilalin altında nasıl insanların durduğudur. Bugün Kütahya’dan söyleyeceğimiz söz budur: Cenab-ı Allah birliğimizi daim, yolumuzu açık, davamızı muzaffer eylesin. Kongremizin Kütahya’mıza, Milliyetçi Hareket Partimize ve aziz milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Ne mutlu Türk’üm diyene! Sağ olun, var olun. Allah’a emanet olun.