Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) MYK Üyesi Özmen Alp Giray Erdemir, Misak-ı Milli’nin kabulünün 106. yıl dönümünde çarpıcı açıklamalarda bulundu. MHP'li Erdemir, partisinin Misak-ı Milli’yi yalnızca tarihi bir belge olarak değil, zulme karşı milli duruşun ve mazlumların yanında olmanın ilham kaynağı olarak benimsediğini belirtti.
MHP'li Erdemir “Anadolu’nun güvenliğinin Misak-ı Milli merkezli ve milliyetçi bakışla ele alınmaksızın sağlanamayacağı, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli tarafından “Türkiye’nin güvenliği Misak-ı Milli haritasının son sınırından başlayacaktır. Bu nedenle Türkiye komşu coğrafyalarda nerede bir kanayan yara varsa oradan bulunmalı, tehdit ve tehlikeler kaynağında yok etmelidir.” sözleriyle milli güvenliğin Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında hiçbir varlık göstermeyerek değil, aksine Ankara merkezli aktif bir dış politika ile sağlanabileceği ve bu noktada temel umdelerden birinin Misak-ı Milli olduğu açık biçimde ilan edile gelmiştir” dedi.

'Misak-ı Milli bir milli duruşun ilham kaynağıdır'
MHP MYK Üyesi Özmen Alp Giray Erdemir sözlerine şöyle devam etti:
Misak-ı Milli, Ülkücü Hareket ve Milliyetçi Hareket Partisi için yalnız tarihi bir metin değil, zulme karşı, mazlumun yanında bir milli duruşun da ilham kaynağıdır: “Kimin ne dediğinin bir önemi yoktur, millet ne istiyor, milli haklarımız neyi gerektiriyor ona bakarız, ilhamımızı tarihten, itibarımızı ecdadımızdan, itimadımızı da imanımızdan alırız. Mazlumların dostuyuz, 100 yıllık maziye sahip Misak-ı Milli’nin sevdalısıyız; zalimlerin, hainlerin, iç ve dış hasımların sonsuza kadar dimdik karşısındayız.” Bu milli duruş, Milliyetçi Hareket Partisi’nin Türkiye için kararlılıkla uyguladığı ve uygulanmasını sağladığı aktif dış politikanın da Misak-ı Milli ışığında Türkiye’nin güvenliğine hizmet etmesini sağlamaktadır. Nitekim Sayın Genel Başkanımızın ifade ettikleri üzere “Tarih bize diyor ki, mücavir topraklarda, komşu ülkelerde önü alınamamış krizler, iç kargaşa ve çatışmalar bir virüs gibi yayılıp eninde sonunda ülkemize bulaşacaktır. Misak-ı Milli’nin koordinatlarına muvafık şekilde Türk savunma alanı oluşturuyoruz. Bu savunmayı yapamazsak,bu savunmada tereddüt edersek, herkesi uyarıyorum ki, Anadolu’yu veririz, Anadolu’yu teslim ederiz.”

'Misak-ı Millimizde muayyen ve müspet bir hat yoktur'
Sayın Genel Başkanımız, sıklıkla hem topluma hem de diğer siyaset temsilcilerine yapmış oldukları Misak-ı Milli hatırlatmalarında ve vurgularında Büyük Gazi’ye tarihi referanslarda bulunmuşlardır: “Şunu bir defa kesin hatlarla, keskin ifadelerle söylemek isterim ki; Misak-ı Milli Atatürk’tür, aynısıyla Türk milletinin hayat alanındaki tavizinin son sınırıdır. Mustafa Kemal, Misak-ı Milli’yi doğrudan doğruya Türk milletinin Anayasası olarak belirtmiştir. Ve de Misak-ı Milli’yi şöyle tarif etmiştir: ‘Vatanın dış düşman karşısındaki durumunu ve yerini tespit eden kutsal bir kuraldır.’. Hatta aziz Atatürk, daha da ileri gidip şöyle demektedir: ‘Misak-ı Millimizde muayyen ve müspet bir hat yoktur. Kuvvet ve kudretimizle tespit edeceğimiz hat, hatt-ı hudut olacaktır.’. Misak-ı Millî, Osmanlı İmparatorluğu’nun son Meclis-i Mebusan’ın 28 Ocak 1920’de kabul ettiği altı maddelik bir bildiridir ve Türk milletinin sözüdür. Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş senedi, Milli Mücadele’nin zafere ulaşmasını sağlayan ruh ve var oluş beyannamesidir.”
'Misak-ı Milli derin uykusundan kalkacak'
Milli Mücadelenin öncü fikri Türk milliyetçiliğinin günümüzdeki tek siyasi temsilcisi olan Milliyetçi Hareket Partisi, arz ve izah edildiği üzere, Türkiye’nin esenliğini de, iç ve dış güvenliğini de, dış politikasını da 106. yıl dönümünde olduğumuz Misak-ı Milli’nin temel alındığı bağımsızlıkçı bir bakışla inşa etmek amacındadır. Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin sözlerinden aldığımız ilham ve kararlılıkla, yüksek bir inanç ve itminan ile bir kez daha ilan ediyoruz ki “Tarihin uyanışıyla, coğrafyanın uyarısıyla, uluslararası antlaşmalardan doğan haklarımız doğrultusunda gerçek hayat alanımız olan Misak-ı Milli derin uykusundan kalkacak, zincirlerden kurtulacak, kadim emanet Türk milletine inşallah geçecektir.”, “Türkiye var olacak, ebediyete kadar tam bağımsız olarak yaşayacaktır. Hangi çılgın karşımıza çıkarsa çıksın, bu gerçek değişmeyecektir. Misak-ı Milli Mülk-ü Millettir, Millet ise Türk’tür. Misak-ı Milli kararını alan muhterem mebusları, bu uğurda mücadele veren başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere aziz büyüklerimizi hürmetle, rahmetle yad ediyorum. Emanetleri emanetimiz, ülküleri ülkümüz, hedefleri ise namusumuzdur.”