Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Grup Başkanvekili Filiz Kılıç, TBMM Genel Kurulu’nda kürsüye çıkarak hem bölgedeki acı gelişmeleri değerlendirdi hem de Turizm Haftası ve Türk Polis Teşkilatı’nın kuruluş yıl dönümü vesilesiyle önemli mesajlar verdi.
Kılıç, konuşmasında Kahramanmaraş’taki okul saldırısından Türk polisinin 12-36 çalışma sistemine kadar pek çok konuda Cumhur İttifakı’nın çözüm odaklı iradesini ortaya koydu.
MHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç'ın Genel Kurul'da yapmış olduğu konuşmada şu ifadeler yer aldı:
Sayın Başkan, Kıymetli Milletvekilleri, Ekranları Başında Bizleri Takip Eden Aziz Türk Milleti
Kıymetli milletvekilleri ve ekranları başında bizleri takip eden aziz Türk milleti; ben Turizm Haftası sebebiyle Nevşehir'den, Kapadokya'dan bahsederek başlamak istiyordum ama maalesef, Kahramanmaraş'ta meydana gelen menfur okul saldırısı bizleri dün Şanlıurfa'dan sonra çok derin bir üzüntüye gark etti, ciğerimiz yandı. Henüz resmî bir açıklama olmaması sebebiyle çok ayrıntılı bir şey söyleyemiyoruz ama Sayın İçişleri Bakanımız ve Millî Eğitim Bakanımızın şehre gittiği haberini de aldık. Gereken tedbirlerin alınacağı ve bundan sonrasında bu tür menfur olayların olmaması noktasında tüm devletin imkânlarının seferber edileceğine inanıyoruz. Yaralananlara acil şifalar diliyoruz, vefat edenlere de Allah'tan rahmet diliyoruz ve bir kez daha çok üzülmüş olduğumuzu ifade etmek istiyoruz.
15-22 Nisan Turizm Haftası ve lütfen "turizm" dediğimizde aklımıza sadece lüks yatlar, lüks sahiller, kalabalık sahiller gelmesin. Biraz daha farklı mecralarda bazı konuları paylaşmak istiyorum: Bu cennet vatan reklam afişlerine sığmayacak kadar derin bir sevda. Karadeniz'in dumanlı yaylalarındaki keskin çam kokusundan, Ege'nin rüzgârda ışıldayan zeytin ağaçlarına, Akdeniz'in ılık ve tuzlu suyundan Nemrut'un zirvesinde güneşi selamlayan o devasa heykellere kadar her köşemiz ayrı destan, ayrı cennet. Haritayı önünüze serdiğinizde tüm bu güzelliklerin tam kalbinde aklı durduran, insanı bu dünyadan koparıp alan gizemli bir masal diyarı var, Nevşehir. Kapadokya'ya adım attığınız an zamanın ritmi değişir. Göreme'nin tozlu yollarında o devasa peri bacalarına bakarken rüzgârın ve yağmurun milyonlarca yılda kayalara kazıdığı şiiri okursunuz. Uçhisar'ın sabah ayazında gökyüzünü rengârenk boyayan balonları izlemek insanın içine işleyen eşsiz bir manzaradır. Bir yanda yerin metrelerce altındaki Kaymaklı ve Derinkuyu tünellerinde nefes alan o kadim medeniyetin izleri tüylerinizi diken diken ederken diğer yanda Avanos'ta bir ustanın ellerinde şekillenen Kızılırmak çamuru toprağın ta Hititlerden bugüne kadar uzanan ruhunu yansıtır. Bu Turizm Haftası'nda gelin memleketimizi sadece gezmek için değil, hissetmek için yollara düşelim. Bu cennet vatanın, özellikle de o büyülü Kapadokya rüzgârının taşına, toprağına, hikâyesine karışalım çünkü asıl seyahat toprağın bize fısıldadığı sırları duyabildiğimiz an başlar.
Bu vesileyle turizm sektöründe hizmet veren herkesin gününü kutluyor, çalışmalarında kolaylıklar diliyorum. Mevcut sorunlarının da bir an önce Bakanlığımız tarafından çözülmesi noktasında bir çağrıda bulunmak istiyorum.
Değerli, kıymetli milletvekilleri, gecenin kör karanlığında bizler evimizde güvenle uyurken sokaklarda çalan bir telsiz sesidir polis; çocuğunun doğum gününe yetişemeyen bir baba, bayram sabahı anasının elini öpemeyen bir evlat, eşiyle ağız tadıyla bir akşam yemeği yiyemeyen bir eştir. Yüz seksen bir yıl, bir buçuk asrı aşan bu şanlı tarih sadece suçluyla mücadelenin değil "önce vatan" diyerek kendi hayatından, kendi gençliğinden, kendi uykusundan vazgeçen yiğitlerin, evlatların tarihidir. Çelik yelekler kurşunları engelleyebilir ama omuzlara binen o tarifsiz stresi, o ağır psikolojik yükü ve zaman zaman ruhu esir alan o derin yalnızlık hissini maalesef durduramaz. Ucu bucağı belli olmayan mesailer, iptal edilen izinler, hiç bitmeyen bir teyakkuz hâli, bütün bu yorgunluğun üzerine eklenen ve son yıllarda peş peşe duyduğumuz, her defasında ciğerimize kor gibi düşen o acı intihar haberleri.
Gencecik polislerimizin çaresizlik hissiyle kendi canlarına kıyması sıradan bir istatistik ya da haber bülteni detayı değildir, olmamalıdır. O tetiği çektiren o ağır yük hepimizin yüreğini kanatmalıdır. Cumhur İttifakı olarak meseleye bakışımız çok ama çok nettir. Devlet asayişi sağlarken kendi evladını görev yükü altında ezdiremez. Bizim siyaset anlayışımız, birilerinin yaptığı gibi bu acılar üzerinden siyasi rant devşirmek, fırsatçılık yapmak değildir. Bizim işimiz o yarayı kökünden sarmaktır. İşte, tam da bu yüzden İçişleri Bakanlığımızın 12-36 çalışma sistemine geçiş adımlarını önemsiyoruz. Bu adım basit bir mesai düzenlemesi değildir bize göre.
Bu adım tükenmişlik hissiyle boğuşan polisimize "Yalnız değilsin, devletin senin tam arkanda." demektir, evladının yüzüne hasret kalan o babaya, o anneye bir nefes aldırmaktır. Bizler sorunların üzerini örtmek için değil, çözmek için buradayız. Polisimizin omzundaki yük hafifleyene, o yorgun yüzler gerçekten gülene kadar bu yapıcı irademizin sonuna kadar arkasında duracağız.
Bu vesileyle milletin huzuruna göğsünü siper eden Türk Polis Teşkilatının 181'inci kuruluş yıl dönümünü yürekten kutluyorum. Ay yıldızlı bayrak uğruna, milletin bekası uğruna toprağa düşen aziz şehitlerimizin ruhları şad, mekânları cennet olsun, kahraman gazilerimize minnetlerimi sunuyorum. Allah memleketin dört bir köşesinde, dağında taşında, sokağında caddesinde nöbet tutan hiçbir kardeşimizin ayağına taş değdirmesin diyor, Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygılarımla selamlıyorum.