12 Eylül darbesinin 46. yılı dolayısıyla Taş Medreseliler Anma Programı, Ulucanlar Cezaevi Müzesi'nde düzenlendi.
Programa MHP Genel Başkan Yardımcıları Yaşar Yıldırım ve Ahmet Selim Yurdakul, MHP MDK Başkanı Bahadır Alperen, MHP MYK Üyesi Zafer Gülseven, Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, TÜRKAV Genel Başkanı Ebubekir Korkmaz, Türkiye Haber-Sen Genel Başkanı Yücel Kazancıoğlu, Ülkü Ocakları Ankara İl Başkanı Ömer Şanlı ile çok sayıda Taş Medreseli katıldı.

Programda konuşan MHP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım, 12 Eylül'ün Türkiye'nin hafızasında derin izler bıraktığını belirterek, darbenin yalnızca siyasi bir müdahale olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi.

"12 Eylül, 15 Temmuz'un ilk adımıdır"
12 Eylül'ün Türkiye'ye, Türk dünyasına, ülkücü harekete ve Türk milliyetçilerine etkilerinin değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Yıldırım, "12 Eylül sadece bir darbe değildir. 12 Eylül, Türkiye'nin hafızasına vurulmuş büyük bir darbedir. Ve bana göre 15 Temmuz'un da ilk adımıdır." diye konuştu.
Yıldırım, 12 Eylül'ün oluşturduğu iklimin 15 Temmuz'a giden yolu hazırladığını savunarak, 1980'li yılların ortalarında FETÖ yapılanmasının Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki kadrolaşma sürecinde ilk adımlarını attığını söyledi.
Bu yapılanmanın ilerleyen yıllarda güç kazandığını belirten Yıldırım, "Daha sonra o çocuklar büyüdü. Rütbeler aldılar. Tuğgeneral oldular. Tümgeneral oldular. Ve 15 Temmuz gecesi Türkiye'ye karşı darbe teşebbüsünde bulundular." ifadelerini kullandı.
Yıldırım, "12 Eylül, ardından yıllar süren yapılanma ve 15 Temmuz. Bunları birbirinden bağımsız değerlendiremezsiniz." dedi.

"12 Eylül'ün en büyük düşmanı Türk milliyetçileriydi"
12 Eylül yönetiminin ardından Yunanistan'ın NATO'nun askeri kanadına dönüşünün sağlandığını belirten Yıldırım, darbe yönetiminin Türkiye'nin yıllardır karşı çıktığı bir meselenin çözümüne aracılık ettiğini ifade etti.
Yıldırım, 12 Eylül yönetiminin en büyük hedeflerinden birinin Türk milliyetçileri, ülkücüler ve Milliyetçi Hareket olduğunu savundu.
1969'da bir milletvekiliyle başlayan siyasi yürüyüşün 1973'te daha da güçlendiğini belirten Yıldırım, 1980'e gelindiğinde Milliyetçi Hareket Partisi'nin büyüme içerisinde olduğunu söyledi.

Seçime gidilmesi halinde MHP ile Adalet Partisi'nin birlikte hükümet kurabilecek bir güce ulaşacağını ifade eden Yıldırım, "Buna müsaade etmediler. 12 Eylül'ü yaptılar. Ve ülkücülere akla hayale gelmeyecek zulümler yaptılar." dedi.
Ülkücülerin işkence gördüğünü, hapsedildiğini ve idamla yargılandığını belirten Yıldırım, çok sayıda arkadaşlarının darağacına gönderildiğini söyledi.
"Bir daha ülkücüler ayağa kalkmasın, bir daha Türk milliyetçileri güçlenmesin, bir daha bu milletin önüne çıkmasınlar." anlayışının hakim olduğunu savunan Yıldırım, "Ama hesap etmedikleri bir şey vardı. Biz küllerimizden yeniden doğduk." ifadelerini kullandı.

"Üç ayağımız vardı: Hapishane, hastane, mezarlık"
12 Eylül döneminde ülkücülerin Türkiye'nin dört bir yanından Ankara'ya getirildiğini anlatan Yıldırım, ailelerin de bu süreçte büyük sıkıntılar yaşadığını dile getirdi.
Yıldırım, "Bizim üç ayağımız vardı. Hapishane, hastane, mezarlık. Üçünde gidip geldik." dedi.
O dönemde ülkücülerin toplumdan dışlandığını belirten Yıldırım, buna rağmen hareketin mücadelesinden vazgeçmediğini söyledi.
Bugün ise Milliyetçi Hareket Partisi'nin vatandaşların başvurduğu bir kapı haline geldiğini ifade eden Yıldırım, ülkücülerin Türkiye'nin ve Türk dünyasının geleceğinde söz sahibi olduğunu savundu.

"Türk milliyetçiliğini yargılatmadık"
12 Eylül'ün bir de "darbe hukuku" boyutu bulunduğunu söyleyen Yıldırım, bu dönemde ülkücülere yönelik davalara ve Başbuğ Alparslan Türkeş'in yargılanmasına değindi.
Darbe hukukunun başında Nurettin Soyer'in bulunduğunu belirten Yıldırım, "Asıl mesele sadece ülkücüyü yargılamak değildi. Türk milliyetçiliğini yargılamaktı." diye konuştu.
Mamak'taki yargılamalar sırasında ülkücülerin sorumluluklarını inkar etmediğini belirten Yıldırım, "Biz orada kıvırmadık. Sağa sola yatmadık. 'Benim haberim yoktu', 'Başka biri yaptı', 'Türkeş yaptı' demeyerek, 'Biz yaptık.' dedik ve sonuna kadar üstlendik. Ama Türk milliyetçiliğini yargılatmadık." ifadelerini kullandı.

"Terörsüz Türkiye, Türkiye'nin geleceği meselesidir"
Konuşmasında Terörsüz Türkiye hedefine de değinen Yıldırım, MHP'nin kuruluşundan bugüne terörün her türlüsüne karşı olduğunu söyledi.
FETÖ ve PKK terörüne karşı olduklarını belirten Yıldırım, "Bizim için önemli olan terörün kökünün kazınmasıdır." dedi.
Terörsüz Türkiye hedefinin yalnızca bugünün meselesi olmadığını ifade eden Yıldırım, bunun Türkiye'nin geleceği açısından önem taşıdığını vurguladı.
Yıldırım, "Bin yıldır beraberiz. Aynı coğrafyada yaşıyoruz. Aynı bayrağın altında yaşıyoruz. Kardeşliğimizi güçlendirmek zorundayız. İç cephemizi tahkim etmek zorundayız." diye konuştu.
Cumhur İttifakı'nın kararlı duruşunun bu sürecin ortaya çıkmasında etkili olduğunu savunan Yıldırım, Türkiye'nin önümüzdeki dönemde terörün tamamen sona erdiği, kardeşlik, huzur, refah ve güvenliğin güçlendiği bir dönemi yaşayacağına inandığını söyledi.

"Hareketin adresi Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocakları'dır"
Yıldırım, konuşmasının sonunda 12 Eylül döneminde hayatını kaybeden, işkence gören ve uzun yıllar cezaevlerinde kalan ülkücüleri andı.
Ülkücü şehitlerine sahip çıkılması ve Taş Medreselilerin hatıralarının yaşatılması konusunda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin çalışmalarına teşekkür eden Yıldırım, Taş Medreseliler Hatıra Ormanı ve Ülkücü Şehitler Anıtı'nın hareket açısından önem taşıdığını belirtti.
Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocakları'nın hareketin temel adresleri olduğunu vurgulayan Yıldırım, "Bizim bir partimiz var. Milliyetçi Hareket Partisi. Bizim bir ocağımız var. Ülkü Ocakları. Başka parti tanımıyoruz. Başka ocak bilmiyoruz. Bu hareketin adresi bellidir. Bu davanın adresi bellidir." ifadelerini kullandı.
Yıldırım, 12 Eylül döneminde hayatını kaybeden, idam edilen, işkence gören ve cezaevlerinde yıllarını geçiren ülkücüleri rahmetle anarak konuşmasını tamamladı.