Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, Hırvatistan'ın başkenti Zagreb'de düzenlenen "Ayasofya" temalı serginin açılışında, "Gazze soykırımı insanlığın ortak bir ayıbı olarak hepimizin gözü önündedir. Yakın dönem üç büyük soykırıma şahit olmuştur. Auschwitz, Srebrenitsa ve Gazze" dedi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Üç Deniz Girişimi Parlamenter Zirvesi nedeniyle bulunduğu Hırvatistan'da temaslarını sürdürüyor. Kurtulmuş, başkent Zagreb'deki Zagreb Camii ve İslam Merkezi'ni ziyaret etti. Merkeze gelişinde Hırvatistan İslam Birliği Meşihatı Başkanı Müftü Aziz Hasanovic tarafından karşılanan Kurtulmuş, merkez hakkında bilgi alarak, görevlilere sohbet etti. TBMM Başkanı Kurtulmuş, daha sonra Diyanet İşleri Başkanlığı, Yunus Emre Enstitüsü ve Türkiye'nin Zagreb Büyükelçiliği tarafından merkezde düzenlenen "Ayasofya" temalı serginin açılışını gerçekleştirdi. Açılışa Kurtulmuş'un yanı sıra Hırvatistan Meclis Başkanı Jandrokovic, Hırvatistan İslam Birliği Meşihatı Başkanı Müftü Hasanovic, Türkiye-Hırvatistan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti Amasya Milletvekili Hasan Çilez, AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, CHP Ankara Milletvekili Deniz Demir, MHP Antalya Milletvekili Abdurrahman Başkan ve Türkiye'nin Zagreb Büyükelçisi Nurdan Erpulat Altuntaş katıldı.
Serginin açılışının ardından düzenlenen programda konuşan Kurtulmuş, İslam'ın din olarak kabul edilişinin 110. yılının idrak edildiği bu senenin Hırvatistan'daki Müslümanlar ve Hırvatistan devleti için de önemli bir yıldönümüne sahne olduğunu belirtti. Hırvatistan'daki temaslarında Sisak Recep Tayyip Erdoğan İslam Kültür Merkezi'ni de ziyaret ettiğini aktaran Kurtulmuş, Müslüman azınlığın Hırvatistan toplumunun ayrılmaz bir parçası olduğunu kaydetti.
Hırvatistan'ın bağımsızlık mücadelesinde şehit olan Boşnak Müslümanlar anıldı
Müslüman azınlığın aynı zamanda Hırvatistan'ın bağımsızlığını kazanma mücadelesinde de çok önemli bir rol oynadığını dile getiren Kurtulmuş, "Bu caminin bahçesinde dikilmiş olan anıt, Hırvatistan'ın bağımsızlık mücadelesi sırasında şehit olan bin 200'ü aşkın Boşnak Müslüman vatandaşı temsil etmektedir. Allah rahmet eylesin" dedi.
Günümüz dünyasında dini ve mezhebi bakımdan toleransın neredeyse ortadan kalktığı, insanların öteki gördüğü farklı bir din ya da mezhep mensubuna karşı davranışlarının fevkalade hasmane, hatta zaman zaman düşmanca olduğu bir dönemden geçildiğini, bunun da en büyük kanıtının dünyanın bazı bölgelerinde yaşanan insanlık dramları olduğunu belirten Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Orta Doğu'da, Gazze'de, Filistin'de sadece Müslüman oldukları için, sadece ‘Rabbimiz Allah'tır' dedikleri için siyonist rejim tarafından katledilen, çoğu çocuk ve kadın olan 75 bin insanın öldürülmesi insanlık için bir büyük ayıptır. Yakın tarihimize gittiğimiz zaman dini tolerans göstermeme hastalığının ne büyük facialara neden olduğunu özellikle yakın tarihimizde çok iyi biliyoruz. Örneğin Auschwitz toplama kamplarında insanlar sadece Yahudi oldukları için kamplara götürülerek, Hitler Almanya'sında bir soykırıma tabi tutuldular. 20. yüzyılın en büyük insanlık dramlarından birine şahit olduk. Ardından hemen yanı başınızda Srebrenitsa'da hem de bütün dünyanın ve Avrupa devletlerinin gözünün önünde 5 bini aşkın insanın bir akü fabrikasında öldürülmesiyle büyük bir soykırıma şahit olduk. Şimdi üstüne üstlük Gazze soykırımı insanlığın ortak bir ayıbı olarak hepimizin gözü önündedir. Yakın dönem üç büyük soykırıma şahit olmuştur; Auschwitz, Srebrenitsa ve Gazze. Bunların üçü de birbirinin aynısıdır, olaylar birbirinin tekrarıdır. Bunun temelinde yatan mesele ise karşı tarafta gördüğü din mensuplarına karşı asla tolerans göstermemeleridir. Bunun bir büyük insanlık suçunun kapısını araladığını hepimiz biliyoruz. Onun için Hırvatistan toplumuyla Müslüman azınlığın yaşadığı bu harmoninin, bu içe geçmenin özellikle günümüz dünyası için fevkalade anlamlı ve değerli olduğunun altını çizmek isterim."
"Bizim dini ve etnik farklılıklarımızın hiçbir ayrıcalık tanımadığı açık bir insani gerçektir"
Balkan coğrafyasında yaklaşık 6 asır boyunca önemli bir deneyime daha şahit olduklarını ifade eden Kurtulmuş, "Balkan coğrafyasında Osmanlı Cihan Devleti'nin hükümran olduğu dönemde bu 6 asır içerisinde bir tane din kavgası, bir tane mezhep savaşı, bir tane etnik çatışma olmadı. Ne zaman ki insanlar birbirlerinin dinlerine, mezheplerine, etnik kimliklerine saygı duymamaya başladılar, işte o zaman çatışma başladı. O zaman ayrılık başladı ve koskoca Balkan coğrafyası paramparça bir hale geldi" değerlendirmesinde bulundu.
Kurtulmuş, hem geçmişten hem de bugünün dünyasının türbülanslı sürecinden aldıkları derslerin kendilerini bir olmaya, birlikte olmaya ve farklılıkları zenginlik olarak kabul etmeye mecbur bıraktığını dile getirerek, şu ifadeleri kullandı:
"Bizim dini farklılıklarımızın, etnik farklılıklarımızın, kimliklerimizin hiçbir ayrıcalık tanımadığı açık bir insani gerçektir. Bu farklılıklar üzerinden hepimiz, hep birlikte ortak hedeflere odaklanabilirsek hem ülkelerimizin hem de içinde bulunduğumuz topluluklarımızın huzurunu, refahını ve istikrarını sağlayabiliriz. Bu çerçevede bu iki günlük programımızda buradaki Müslüman topluluğun içinde bulunduğu durumu görmekten, Hırvatistan makamlarıyla İslam Birliği nezdindeki yakın ilişkiye şahit olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum."
"Ayasofya, dünyanın en önemli mimari eserlerinden biridir"
"Ayasofya" temalı resim sergisine de değinen Kurtulmuş, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin dünyanın en önemli mimari eserlerinden birisi olduğunu belirterek, "Yüzlerce yıl, asırlarca devam eden Ayasofya'nın varlığı bugün sadece bir mimari varlıktan da ibaret değildir. Ayasofya, asırlar içerisinde toleransı, birlikte yaşamayı, karşı tarafa saygı duymayı, çok kültürlülüğü ve çok dinliliği de sembolize eden önemli bir başyapıttır" dedi.
Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin kültürel ve tarihi değerini vurgulayan TBMM Başkanı, "Geçmiş dönemlerde Müslüman olmayan toplulukların ibadethanesi olduğu gibi Osmanlı Cihan Devleti'nin hükümranlığı sırasında da o kiliseden kalma döneme ait tek bir eser tahrip edilmemiş, yok edilmemiş, tahrip edilmesine müsaade edilmemiştir. Bugün cami olarak hizmet veriyor olmakla birlikte içindeki bütün Hristiyanlığa ait eserlerin tamamı canlıdır ve korunabildiği oranda da korunmuştur. Sürekli de tamiratları yapılarak, bugüne kadar gelmesi temin edilmiştir" dedi.
"Ayasofya, inançlı olmanın da sembolü olan mimari bir yapıdır"
Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin tarih boyunca farklı inançlara ev sahipliği yapmış olmasının onu yalnızca bir mimari eser olmanın ötesine taşıyarak inanç kavramını ve hoşgörüyü simgeleyen özel bir yapı haline getirdiğine dikkat çeken Kurtulmuş, "Şunu Ayasofya'ya girdiğinizde sizi temin ederim ki hepiniz hissedeceksiniz. Ayasofya'da hala Hristiyan rahiplerin, din adamlarının, oradaki inançlı Hristiyanların yaptığı ibadetlerdeki ‘amin' sesleriyle bugünkü Müslümanların yapmış olduğu ibadetlerdeki dualarındaki ‘amin' sesleri aslında birbirine karışmaktadır. Bu anlamda Ayasofya, inançlı olmanın da sembolü olan mimari bir yapıdır. Bu çerçevede dinlere karşı saygının korunmuş, bugüne kadar getirilmiş olan önemli bir başyapıtını burada çok kültürlülüğü ve çok dinliliği yaşayan Hırvatistan toplumu içerisinde buradaki insanlara sergilemiş olmak da çok değerlidir. Bundan dolayı da İslam Birliğine teşekkür ediyorum. Bu serginin hazırlanmasına vesile olan Yunus Emre Enstitümüzü de yürekten tebrik ediyorum. Gerçekten sıradan bir sergi değil. Bu söylediğim gözle bakarsanız Ayasofya'nın güzelliklerini daha da ciddi bir şekilde müşahede edeceğinize inanıyorum" ifadelerini kullandı.