MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada küresel gelişmeler, emperyalizm, uluslararası hukuk ve Venezuela’da yaşanan son olaylara ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Lider Bahçeli açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
'Hukukun gücü değil, güçlülerin hukuku hüküm sürüyor
İkinci Dünya Savaşı’nı müteakip küresel emperyalizmin doymak bilmeyen kursağı ne hak tanımış ne hukuk bilmiştir. İnsanlık tarihinin geneline ışıklar saldığımızda asker, silah ve teknoloji üstünü ülkelerin daha ceberut, daha tahakkümcü olduğunu sayısız misalle teyit ve teksif etmemiz mümkündür. Hukukun gücü yerine, güçlülerin hukukunun amir ve havi olması yeni bir durum değildir. Bu nasıl olur demeyin, maalesef olmuştur, daha olacakların önü açıktır. İnsan hakları bilinmez bir yerdedir, meçhul bir zehirli mahzende kilit altındadır ve ölüme terk edilmiştir.

sadece kınamıyor, hepten lanetliyorum
Konuşmamın başından itibaren vurguladığım 21’inci yüzyılın ikinci çeyreğinin daha ikinci gününde tarihte belki de hiç tesadüf edilmeyen bir haydutluk, bir korsanlık, bir insan kaldırma, bir insan kaçırma vakası yaşanmıştır. Beyaz perdede ya da televizyonlarda izlediğimiz Karayip Korsanları filmi resmen ve alenen tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşmiş, film seti Venezuela’nın başkenti Karakas’ta kurulmuştur. Öncelikle seçimle göreve gelmiş, egemen eşitliği uluslararası camiada hukuken tescillenmiş Venezuela’nın Devlet Başkanı Maduro’ya karşı yapılan gayri meşru ve hukuk dışı saldırıyı nefretle, şiddetle ve her yönüyle sadece kınamıyor, hepten lanetliyorum.
ne ilktir, ne de son olacaktır
Bu ayıp, bu ahlaki yıkım, bu zalimlik, bu hukuk tanımazlık, bu insan hakları karşıtlığı, bu kabalık, bu skandal eylem, bu mütehakkim zorbalık hiç kimseye hak, hiçbir ülkenin de imtiyazı değildir.
Maduro’nun hataları, yanlışları ve kanunsuz iş ve işlemleri varsa bile, bunun silahlı ve zora dayalı tecziyesi bir başka ülkenin yetki sahası içinde ele alınamaz. Muhatap Venezuela halkıdır, sorumluluk Venezuela halkınındır; seçimle gelenin seçimle gitmesi, suç işleyenin, suçu olanın kendi ülkesindeki mahkemeler önünde hesap vermesi bir demokrasi ve hukuk normudur. En azından genel geçer kabul ve kuralın meşruiyet temeli bu olmalıdır.

ZORLA LİDER TRANSFERİ YAPILMIŞTIR
Venezuela örneği ne ilktir, ne de son olacaktır. Ancak bir devlet başkanının ülkesinin başkentinde, istihbarat sızmasıyla başlayan kombine bir saldırı planlamasıyla, gece yarısı yatağından eşiyle birlikte güç kullanılarak sürüklene sürüklene alınması ilk kez vuku bulmuştur. Bu olacak şey değildir. Bu sineye çekilecek bir durum değildir. Dijital çağın yeni sürüm eşkıyalık taktiğiyle insan kaçırılmış, uluslararası literatürdeki tarifiyle, “zorla lider transferi” yapılmıştır. Tarihte barbar kavimler Roma’yı nasıl istila etmişse, aynısı 2 Ocağı 3 Ocağa bağlayan gece yarısı Karakas’ta sahnelenmiştir.

"15 TEMMUZ İHANETİYLE BENZERLİĞİ DİKKAT ÇEKİCİDİR"
Bu müfrit ve mütehakkim tablonun ülkemizde yaşanan 15 Temmuz ihanetiyle benzerliği de dikkat çekicidir. 3 Ocak 2026 tarihinin akşam saatlerinde bir televizyon kanalına gönderdiğim mesajda vurguladığım üzere, ABD’nin Venezuela’da yapmış olduğu askeri müdahale ile Devlet Başkanı Maduro’yu iktidardan haksız ve hukuksuz şekilde uzaklaştırma girişimi bilinen ve tanıdık bir komplodur.
Türkiye’de 15 Temmuz 2026 tarihinde FETÖ eliyle gerçekleştirilen kalkışmada Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Marmaris’te bulunurken, doğrudan kendisine yönelik sergilenen aşağılık girişimdeki yöntemle, bugün Maduro’yu hedef alan yöntem birbirinin aynısıdır. 15 Temmuz’da, casus ve haşhaşi örgütü maşa olarak kullanarak üzerimize salan ABD, Venezuela’da bunun yerine doğrudan müdahale etmiştir. Türk milletinin ayağa kalkan iradesine ve kahramanca mücadelesine çapıp yerle yeksan olan FETÖ ihanetiyle Venezuela’daki gece yarısı darbesi aynı tornanın mamulü, aynı projenin mahsulüdür. Tek fark, birisi uyumamış ve direnmiş; diğeri uyumuş ve teslim olmuştur. Biliyoruz ki, sü uyusa da düşman uyumayacaktır; şayet uyursak, uyuklarsak, uyuşursak unutmayınız ki izmihlal kaçınılmazdır.

Trump’ın yeni hedefleri; Meksika, Kolombiya, Panama, Küba, Kanada ve Gröland’dır
Venezuela meselesi dünyanın üzerine eski bir harabe gibi çökmüş, depremden sonra yıkılan çok katlı binalar gibi yıkılmıştır. Bunun altından nasıl kalkılacağı, 3’üncüsünün çatısı örülen dünya savaşının tutuşturulmak istenen kıvılcımının önüne nasıl geçileceği muammanın daniskasına dönüşmüştür.
Trump’ın yeni hedefleri; Meksika, Kolombiya, Panama, Küba, Kanada ve Gröland’dır.
Tezahür eden akıl ve izan tutulmasının, tekmil halindeki egemenlik ve hukuk yarılmalarının dünyayı kademe kademe felakete taşıdığını fark ve idrak etmemek için yalnızca üç maymunu oynamak yeterlidir.
Konu ne narko-terör konusu ne de otoriterleşen devlet veya yöneticiler konusudur.

akli ve ahlaki melekeleri buharlaşmıştır
Bunun çok daha derininde, çok daha ötesinde hakimiyet ve paylaşım şiddetindeki basınç yüksekliğinin muhtelif coğrafyalarda öbek öbek patlamaya geçme halidir. Trump’ın sağduyusu, akli ve ahlaki melekeleri buharlaşmıştır. ABD Başkanı’nın “Venezuela’yı biz yöneteceğiz” demesi, enerji kaynaklarına çökme mesajı yenilenmiş sömürgeciliğin, yeni baştan kurgulanan emperyalist yayılmacılığın dekoratif karanlık yüzünü deşifre etmiştir. ABD’nin asıl hedefi enerji akışının kontrolü, altın başta olmak üzere değerli maden ve mineral ticaretine hükmetme; açılan siyasi, askeri ve ekonomik cephelerle bir ülkenin neyi ver neyi yoksa aşırma ve el koymadır.

"VENEZUELA ÖRNEĞİ, İÇ CEPHENİN HAYATİYETİ HAKKINDA İBRETLİK İPUÇLARI VERMİŞTİR"
Esasen tüm dünya yakın tehdit markajındadır. Ağır aksak işleyen, yaralı bereli olsa bile canlılık emaresi gösteren, küresel blokların sertleşerek sivrilmesine rağmen diyalog ve diplomasi kanallarının açık tutulmasını sağlayan kurallara dayalı uluslararası düzen mekaniği artık tıkanmış ve ölümcül bir tırpan yemiştir. Bundan sonrası için akıl yürütmek, öngörüde bulunmak, yarınlarda ne olacağını kestirmek imkansız değilse de bir hayli zordur. Venezuela örneği bize aynı zamanda iç cephenin hayatiyeti ve müessiriyeti hakkında ibretlik ipuçları da vermiştir. Direk teslimiyet olmadan, devlet ricalinde, askeri ve güvenlik bürokrasisinde, siyasi ve stratejik makamlarda devşirilmiş insanlar bulunmadan, bir ülkenin devlet başkanını eşiyle birlikte gece yarısı yatağından almak hiç kimsenin, hiçbir muhasım gücün yapabileceği bir şey değildir.