Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail ile yürütülen görüşmelere ilişkin önemli mesajlar verdi.
Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Avn, baskılara rağmen müzakere sürecinden vazgeçmeyeceklerini belirterek, ülkenin çıkarlarını koruyacak bir sonuca ulaşıncaya kadar temasların devam edeceğini söyledi.
Eski Adalet Bakanı İbrahim Neccar'ın başkanlığındaki "Kültür ve Özgürlük" Vakfı heyetini kabul eden Avn, güçlü ve egemen bir devlet anlayışının önemine vurgu yaptı. Devletin tüm vatandaşları koruyan temel yapı olduğunu ifade eden Avn, Lübnan'ın egemenliğine olan inancın güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
İsrail ile yaşanan gerilimin sona ermesi için belirli şartların karşılanması gerektiğini kaydeden Avn, İsrail güçlerinin Lübnan topraklarından çekilmesi, saldırıların durması, Lübnan ordusunun güney bölgelerinde tam kontrol sağlaması, yerinden edilen vatandaşların evlerine dönebilmesi ve esirlerin serbest bırakılmasının öncelikli talepleri arasında yer aldığını belirtti.
İsrail ile Lübnan arasındaki görüşmeler
İsrail ve Lübnan'ın Washington'daki büyükelçileri, 14 ve 23 Nisan'da ABD arabuluculuğunda müzakerelere hazırlık kapsamında bir araya gelmişti.
ABD Dışişleri Bakanlığında gerçekleştirilen ilk toplantı, "1993 yılından bu yana en üst düzey doğrudan görüşme" olarak kayıtlara geçmişti.
ABD Başkanı Donald Trump, 24 Nisan'da yaptığı açıklamada, yakın gelecekte İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ı Beyaz Saray'da ağırlamayı sabırsızlıkla beklediğini ifade etmişti.
14 ve 15 Mayıs'ta düzenlenen 3. tur görüşmeler sonucunda, 17 Nisan'da sona erecek geçici ateşkesin 45 gün uzatılması ve haziran başında 4. tur görüşmelerin yapılması kararlaştırılmıştı.
Taraflar en son 2-3 Haziran'da Washington'da 4. tur görüşmeleri kapsamında bir araya gelmişti.
Lübnan'da İsrail ile doğrudan müzakere başlığı, iç siyasette ve kamuoyunda en tartışmalı konuların başında geliyor.
Cumhurbaşkanı Avn ve Başbakan Nevvaf Selam, müzakereleri "akan kanın durdurulması ve kalıcı çözüm" için zorunlu ve tek seçenek olarak değerlendirirken, Hizbullah ve ona yakın çevreler ise doğrudan temasları "teslimiyet" şeklinde nitelendirerek sürece karşı çıkıyor.