Erzurum’a çeşitli program ve toplantılar için gelen YÖK Başkanı Özvar, ilk olarak Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nu ziyaret etti. Üniversitedeki yürütülen projeler hakkında bilgi aldıktan sonra Senato Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) toplantısına katıldı.
Özvar, toplantıda yaptığı konuşmada yükseköğretim sisteminde son dönemde önemli bir dönüşüm ve stratejik değişim süreci yaşandığını belirterek, üniversitelerin üstlenecekleri rollerin ve sorumlulukların yeniden tanımlandığını aktardı.
Yükseköğretim kurumlarının artık yalnızca eğitim ve öğretim işlevi gören yapılar olmadığını vurgulayan Özvar, üniversitelerin bilgi üretimi, ekonomik kalkınma, toplumsal dönüşüm ve küresel rekabette merkezi konumda yer alan stratejik kurumlar haline geldiğini ifade etti.

Kamuoyu tarafından büyük merakla beklenen lisans eğitimi konusuyla ilgili somut adımların atılacağını bildiren Özvar, şunları kaydetti:
"Lisans eğitiminin üç yıla indirilmesi elbette çok boyutlu bir meseledir. Müfredatların sadeleştirilmesi, program kredilerinin yeniden değerlendirilmesi ve mevzuat düzenlemeleri gibi pek çok hususun dikkatle ele alınması gereken bir alana işaret etmektedir. Bu konularda yoğun mesai harcayan siz yönetim kuruluna ve komisyonlarda görev alan bütün arkadaşlarıma ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum."
KONTENJAN KONUSU
Yürütülen stratejik dönüşümün önemli bir boyutunun da yükseköğretim programlarına ilişkin son yıllarda hayata geçirdikleri kontenjan politikaları olduğunu belirten Özvar, şu ifadeleri kullandı:
"Bu konuyla ilgili kapsamlı değerlendirmelerimi kısa süre önce hem kamuoyuyla hem de sizlerle paylaştım. Kontenjan konusunu yalnızca sayısal mesele olarak değil, ülkemizin insan kaynağı planlamasının stratejik bir unsuru olarak ele almaktayız. Üniversitelerimizin akademik ve fiziki kapasitesi, iş gücü piyasasının ihtiyaçları ve geleceğin meslek alanları birlikte değerlendirilerek çok dengeli ve rasyonel bir planlama yapmaktayız."
Özvar, bu sürecin ilgili tüm kamu kurumlarıyla, sektör temsilcileriyle ve sivil toplum örgütleriyle yakın işbirliği içerisinde yürütüldüğünü, mezunların istihdam imkanlarını güçlendirmeyi, ülkenin kalkınma hedefleriyle uyumlu ve sürdürülebilir bir yükseköğretim yapısı oluşturmayı hedeflediklerini kaydetti.

Bu bakımdan başkanlığa ulaşan her türlü kontenjan ve yeni program açma taleplerinin bu hususları göz önüne almak suretiyle değerlendirdiklerini aktaran Özvar, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kontenjanlar konusunda yaptığımız bu yeni düzenlemeler yükseköğretim sistemimizin karakteristik bir kısım özelliklerine de değerli arkadaşlarım zarar vermeden ilerlemesi gerekmektedir. Türk Yükseköğretim sistemimizin Sayın Cumhurbaşkanımızın, Recep Tayyip Erdoğan'ın hükümetleri esnasında yükseköğretime yönelik yapmış olduğu yatırımlar sayesinde kazanmış olduğu erişilebilirlik vasfının zedelenmesini istemiyoruz. Yani üniversitelerimize hak eden, kazanan bütün gençlerimizin girebilmesini, okuyabilmesini fevkalade önemli bir öncelik olarak değerlendirdiğimizi de bilhassa ifade etmek isterim. Bizim kontenjanlar konusunda yapmış olduğumuz çalışma hiç şüphesiz birazdan da değineceğim gibi program ve bölüm açma ve kapatmayla yakından alakalıdır."
Özvar, yükseköğretimin en önemli meselelerinden biri olan uygulamalı eğitime de özel önem verdiklerini vurgulayarak, kısa süreli ve çoğu zaman sembolik kalan staj uygulamaları yerine öğrencilerin doğrudan üretim süreçlerine katıldığı, gerçek iş ortamlarında deneyim kazandığı bir modeli yaygınlaştırdıklarını anlattı.

Daha önceki toplantılarda ön lisans ve lisans programlarında bir ya da iki dönemi kapsayan uygulamalı eğitim modellerini devreye alacaklarından bahsettiğini hatırlatan Özvar, "Sadece ön lisansta değil, lisansta da uzun süreli iş yerine, mesleki eğitime ağırlık verilen program veya bölümlerden mezun olan öğrencilerimizin istihdam oranları yükselmektedir. Bu gerçek apaçık bir şekilde ortaya çıktığına göre bütün üniversitelerimizin artık ortaya koyduğumuz bu vizyon ve perspektifle 3+1, 2+2, 7+1 hatta 6+2 modelini hayata geçirmek için gerekli çalışmaları başlatmaları gerektiğini kendilerinden beklediğimizi bu toplantı vesilesiyle sizlere sunmak isterim." şeklinde konuştu.
Özvar, organize sanayi bölgeleri içinde kurdukları OSB-MYO'ların, eğitim ile üretim arasındaki bağı güçlendiren en başarılı örneklerden biri olarak yükseköğretim sisteminde önemli seviyeye ulaştığını belirterek, bu modeli daha fazla yaygınlaştırmak ve güçlendirmek için çalışmalara devam edeceklerini bildirdi.
Üniversitelerin araştırma performansı ve uluslararası görünürlüğünün de üzerinde hassasiyetle durduklarını anlatan Özvar, "Bu konuda son dönemde memnuniyet verici neticeler aldığımızı gözlemlemekteyiz. Uluslararası bir sıralama kuruluşu tarafından bu hafta açıklanan 2026 alan bazlı dünya üniversite sıralamasında Türkiye'den 11 üniversitemizin, farklı alanlarda ilk 500 içinde yer alması çok kıymetli bir gelişme veya haberdir. 100'ün üzerinde ülkeden yaklaşık 1900 üniversitenin değerlendirmeye alındığı bu kapsamlı çalışmada elde edilen başarı, üniversitelerimizin küresel akademik rekabette giderek daha güçlü konuma yükseldiğini ortaya koymaktadır." ifadelerini kullandı.

"DOKTORA ÖĞRENCİSİ SEÇİMİ İÇİN MERKEZİ BİR SINAV SİSTEMİ GETİRİYORUZ"
Yapay zeka, veri bilimi, siber güvenlik ve dijital teknolojiler gibi alanlarda çalışmaların yoğun biçimde devam ettiğine işaret eden Özvar, şunları kaydetti:
"Bu alanlarda açılan yeni programların sürdürülebilirliği için nitelikli akademik insan kaynağının yetiştirilmesi kritik bir ihtiyaç haline gelmiştir. Buna dair kadro izinleri Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığından alınmış bulunmaktadır. Öğretim elemanı yetiştirmek için farklı disiplinlerden mezunların bu alanlara yönlendirilmesini sağlayacak lisansüstü eğitim imkanlarını genişleteceğimizi bu vesileyle kamuoyuyla paylaşmak isterim. Yakın zamanda yürürlüğe giren düzenlemelerle doktora eğitimine ilişkin önemli bir yapısal değişikliği de hayata geçirdiğimizi bu vesileyle dile getirmek isterim. Öncelikli alanlarda doktora öğrencisi seçimi için merkezi bir sınav sistemi getiriyoruz. Bu yıl inşallah bunu başlatmış olacağız. Bu düzenlemeyle doktora eğitimine giriş sürecini daha şeffaf, ölçülebilir ve nitelik odaklı bir yapıya kavuşturmayı hedeflemekteyiz."

Özvar, sözlerini şöyle tamamladı:
"Aynı zamanda bu sistem araştırma görevlisi kadrolarının stratejik alanlara yönlendirilmesini sağlayarak ülkemizin ihtiyaç duyduğu insan kaynağının daha planlı şekilde yetişmesine katkı sunacaktır. Bununla birlikte lisansüstü eğitim mevzuatında gerçekleştirdiğimiz değişikliklerle doktora programlarına kabul süreçleriyle akademik kadro planlaması arasında daha bütüncül ve eşgüdümlü bir yapı oluşturuyoruz. Bu yaklaşım yükseköğretim sistemimizin uzun vadeli sürdürülebilirliği açısından fevkalade önemli bir başlık olarak önümüzde durmaktadır."
Toplantı, Rektör Hacımüftüoğlu'nun Özvar'a Erzurum'un simgelerinden Oltu taşı hediye etmesi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.