Ceket giyip eve geldiğinde yaşanan o küçük ikilem var ya…
“Bunu ben yıkasam mı, yoksa yine kuru temizlemeciye mi koşsam?”
Meğer cevabı çoktan evin içinde duruyormuş. Çoğu çamaşır makinesinde bulunan ceket / hassas / dış giyim ayarı, doğru kullanıldığında ceketi bozmak bir yana, gayet temiz bir şekilde işini görüyor.

Her ceket kuru temizleme istemiyor, gerçekten
Kabul edelim, biraz korkuyoruz. “Makineye atarsam omuzları düşer, şekli gider” diye düşünüyoruz. Ama işin aslı şu: Günlük hayatta giyilen, aşırı kirlenmemiş, kumaşı pamuklu ya da karışım olan ceketlerin büyük bölümü makinede yıkanabiliyor. Yani her ceket için para verip kuru temizleme kapısını aşındırmaya gerek yok.

O ayar boşuna konmamış
Makinedeki ceket programı bildiğimiz yıkamalar gibi çalışmıyor. Sert sert dönmüyor, ceketi hırpalamıyor. Su ılık, devir düşük, hareketler yumuşak. Kısacası “şekli bozulmasın” diye düşünülmüş bir ayar. Zaten ceketi yıpratan da çoğu zaman makinenin kendisi değil, yanlış program seçimi oluyor.

Asıl hata nerede yapılıyor biliyor musunuz?
Genelde herkes aynı şeyleri yapıyor:
Ceketin cebini kontrol etmeden atıyor,
Düğmeleri açık bırakıyor,
Normal deterjan döküyor,
Bir de üstüne yüksek devir seçiyor.
Sonra da “makine ceketi mahvetti” diyoruz. Oysa sorun makinede değil, acelede.

Kurutma kısmı en kritik nokta
Yıkama bitince ceketi alıp kurutma makinesine atanlar var… İşte orası büyük hata. Ceket, hafif nemliyken düzgün bir askıya asıldığında zaten kendini topluyor. Omuzları oturuyor, buruşukluk da büyük ölçüde kayboluyor. Çoğu zaman ütü bile istemiyor.

Ama bazı ceketler var ki, onlara dokunmayın
Deri, süet, kaşe, ipek ya da çok kalın yün ceketler hala kuru temizlemenin alanı. Bir de vatkası sert olan, özel detaylı modeller varsa, riske girmemek en doğrusu.
Her ceketi refleksle kuru temizlemeye göndermek şart değil. Makinedeki o “ceket” ayarı, doğru kullanıldığında gerçekten işe yarıyor.