Türkiye'yi derinden sarsan ve "asrın felaketi" olarak nitelendirilen 6 Şubat depremleri, geride bıraktığı yıkımın yanı sıra hafızalara kazınan insan hikayeleriyle de yürekleri dağlamaya devam ediyor. Kahramanmaraş'ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde meydana gelen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki sarsıntılar, 11 ilde milyonlarca insanın hayatını sonsuza dek değiştirdi.
Saatler 04.17'yi gösterdiğinde zamanın durdu…
Karanlık gecenin sabahında karşılaşılan manzara kıyamet olarak tanımlandı.
Beton blokların arasında yankılanan ve arama kurtarma çalışmalarının sembolü haline gelen o cümle, bugün hala kulaklarda çınlıyor.

SESİMİ DUYAN VAR MI?
Soğuk kış şartlarının hüküm sürdüğü o gece, beton blokların arasından yükselen ve hafızalara kazınan o cümle, tüm Türkiye'nin yüreğini dağladı. Arama kurtarma ekiplerinin enkaz başlarında nefeslerini tutarak sorduğu "Sesimi duyan var mı?" sorusu, sadece bir arama çağrısı değil, bir milletin umuda tutunma çabasıydı.
O anları yaşayan ve kurtarma çalışmalarına katılan gönüllülerden Ahmet Yılmaz, yaşadıkları atmosferi şu sözlerle anlattı:
"Sessizlik istendiğinde, binlerce insan tek bir nefes bile almadan bekledi. O an duyulacak en ufak bir tıkırtı, bizim için dünyalara bedeldi. Enkazdan sağ çıkarılan her can, bu milletin yeniden doğuşuydu."

DEVLET MİLLET EL ELE
Depremin hemen ardından devletin tüm kurumları teyakkuza geçerken, Edirne'den Kars'a, Trabzon'dan Antalya'ya kadar 85 milyon vatandaş tek yürek oldu. Tırlar dolusu yardım malzemesi yollara dökülürken, madencisinden askerine, polisinden sivil toplum kuruluşuna kadar herkes afet bölgesine koştu.
Bölgedeki çalışmaları ilk günden itibaren koordine eden yetkililer, Türk milletinin gösterdiği ferasete dikkat çekerek, "Devlet ve millet el ele vererek bu yükün altından kalktı. Dünyada eşi benzeri görülmemiş bir dayanışma örneği sergilendi. Biz büyük bir aileyiz ve hiçbir ferdimizi geride bırakmadık." değerlendirmesinde bulundu.

KIZININ ELİNİ BIRAKAMADI
Enkaz altında kalan kızının elini bir an olsun bırakmayan babanın fotoğrafı, acının sessiz çığlığı olarak dünya basınında yer bulurken, Türk milleti bu acıyı bağrına bastı. Yıkılan şehirlerin yeniden imarı için başlatılan seferberlik, sadece binaların değil, gönüllerin de inşası anlamına geliyordu.

Konutların hızla yükseldiğini ve yaşamın normale dönmesi için gayret gösterildiğini belirten Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkilileri, "Söz verdiğimiz gibi, sıcak yuvaları vatandaşlarımızla buluşturuyoruz. Şehirlerimizi tarihi dokusuna uygun, güvenli bir şekilde yeniden ayağa kaldırıyoruz." ifadelerini kullandı.

UNUTMADIK UNUTTURMAYACAĞIZ
Depremin simgeleşen anları, kaybedilen canların hatırası ve milletin gösterdiği kahramanlık, Türkiye'nin ortak hafızasında yerini koruyor. Sokaklarda, okullarda ve meydanlarda düzenlenen anma törenlerinde "Unutmadık, unutturmayacağız" mesajı veriliyor.
Gelecek nesillere aktarılacak en büyük mirasın bu dayanışma ruhu olduğunun altını çizen bölge halkı, duygularını şu sözlerle dile getirdi:
“Acımız büyük ama devletimiz ve milletimiz yanımızda. O geceyi asla unutmayacağız. Kaybettiğimiz canlarımızın aziz hatırasını, birlik ve beraberliğimizle yaşatacağız. Bu bayrak inmeyecek, bu ezan dinmeyecek ve bu millet ilelebet payidar kalacaktır.”