AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, ABD ve İsrail'in İran saldırısına ilişkin, "Büyük devletlerin (ABD hakkında) büyük stratejiler ile hareket ettiği düşünülür ama bakıyoruz ki hiçbir stratejileri yokmuş." açıklamasında bulundu. Ömer Çelik, İran'ın yeni dini liderine ilişkin de, "İran dış politika tutumları açısından kişilere göre tutum değiştirmeyecektir. Dışarıdan yapılan yorumlarda analiz ile temenni birbirine karışıyor." ifadelerini kullandı.
Ömer Çelik'in açıklamaları şu şekilde:
En korkunç savaşlardan bir tanesi. Hem savaşın vahşiliği, hem başlama şekli hem doğuracağı sonuçlar açısından... Saldırganlıkla doğrudan İran hedef alınıyor. Diplomasi masası kurulmuşken bu vahşi saldırılar gerçekleşti. Diplomasi masasını bundan sonra kim neden kursun?
“MASA İSTANBUL'DA KURULSA FARKLI OLURDU!”
Güç yolu ile iki ülkenin bir ülkeyi vahşice hedef alması düzen kavramının ortadan kalkması anlamına geliyor. Rejim değişikliği talebi ile bunu yapıyoruz diyor. Rejimini beğenmediği her ülke başka ülkeye savaş açarsa ortalık kan gölüne döner. Bu din savaşıdır, haçlı savaşıdır gibi sözlerle korkunç manzara çıkıyor ortaya. Blinken dışişleri bakanı iken İsrail ziyaretinde 'ben buraya bir Yahudi olarak geldim' demişti. Din temelinde siyaset hukukun dışına çıkıp din milliyetçiliği ile hareket ettiğinizi gösterir.
Arabuluculuk Cumhurbaşkanımızın önderliğinde Türkiye'de olsa bu yaşanmazdı. Türkiye tarafların desteğini alan bir ülke. Masa İstanbul'da kurulsa bunun ağırlığı farklı olurdu.
YENİ DİNİ LİDER
Biz İran devletinin iradesine saygı duyarız. İran sistemini de tanımak lazım. Uzmanlar Meclisi seçiyor ve her seçimle ilgili olarak benzer tartışmalar gündeme gelmişti. Sonuç olarak orası dini otorite makamı. Devlet başkanları dini liderle de görüşüyorlar. Dolayısıyla öyle çok radikal politika değişikliği dini lidere göre olacak demek İran'ı çok tanımamak anlamına gelebilir.

Eninde sonunda herkes bu savaş dursun ve masa yeniden kurulsun arayışında olacaktır. Bir hazırlık yapıldığı görünüyor. İran dış politika tutumları açısından kişilere göre tutum değiştirmeyecektir. Dışarıdan yapılan yorumlarda analiz ile temenni birbirine karışıyor.
“ABD'NİN HİÇBİR STRATEJİLERİ YOKMUŞ”
Büyük devletlerin (ABD hakkında) büyük stratejiler ile hareket ettiği düşünülür ama bakıyoruz ki hiçbir stratejileri yokmuş. İlk başta ABD İran üslerini hedef alıp füzelerini yok etme yaklaşımındaydı. İsrail ise İran'ın devlet mimarisini hedef alan bir yaklaşım ortaya koyuyordu. İsrail'in kendi kafasına göre etrafındaki ülkelerin rejimini değiştirmeye çalıştığını, savunma kapasitesini yok etmeye çalıştığını görüyoruz.
Bir devlet başkanının, bir dini liderin hedef alınması olabilecek en kötü, en gayrimeşru tutumdur. Tahran'da rafineri hedef alınca halkın üzerine ateş yağıyor.