Türkgün | Gündem | Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan'dan 'eğitim manifestosu'

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan'dan 'eğitim manifestosu'

Türk Eğitim-Sen, eğitim sisteminde biriken sorunlara dikkat çekerek kapsamlı reform çağrısında bulundu. Sendika Genel Başkanı Talip Geylan, öğretmen açığı, ücretli öğretmenlik, mülakat uygulamaları, okul güvenliği ve atama süreçleri gibi birçok başlığın acil çözüm beklediğini belirtti.

Türk Eğitim-Sen, eğitim sisteminde biriken sorunlara dikkat çekerek kapsamlı reform çağrısında bulundu. Sendika Genel Başkanı Talip Geylan, öğretmen açığı, ücretli öğretmenlik, mülakat uygulamaları, okul güvenliği ve atama süreçleri gibi birçok başlığın acil çözüm beklediğini belirtti.

KAYNAK: TÜRKGÜN

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, 2025-2026 eğitim-öğretim yılının sona ermesi dolayısıyla yaptığı açıklamada, eğitim sisteminde biriken sorunlara dikkat çekti. Geylan, öğretmenlerden öğrenciler için fedakârca çalışan eğitim personeline kadar tüm eğitim camiasına teşekkür ederek, yeni döneme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

Eğitim yılının geride kaldığını ancak sorunların devam ettiğini belirten Geylan, en temel problemlerden birinin öğretmen açığı olduğunu ifade etti. 10 bin kişilik öğretmen atama kontenjanının yetersiz olduğunu vurgulayan Geylan, ücretli öğretmen uygulamasının genişlediğine dikkat çekerek 62 ilde yaklaşık 71 bin 757 ücretli öğretmenin görev yaptığını söyledi.

Mülakat sistemi ve atama süreçlerine de tepki gösteren Geylan, yüksek KPSS puanı almasına rağmen ataması yapılmayan binlerce öğretmenin mağduriyet yaşadığını dile getirdi. Özel okul öğretmenlerinin düşük ücret ve güvencesiz çalışma koşullarıyla karşı karşıya olduğunu belirterek taban maaş düzenlemesinin hayata geçirilmesi gerektiğini kaydetti.

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan'ın açıklamaları şu şekilde:

2025–2026 eğitim-öğretim yılı sona ererken, tüm yıl boyunca büyük bir özveri ve fedakârlıkla görev yapan öğretmenlerimizi ve eğitim çalışanlarımızı tebrik ediyoruz. Eğitimin taşıyıcı kolonu olan eğitim çalışanlarımız, her durum ve koşulda, tüm zorluklara rağmen görevlerini hakkaniyetle ve adanmışlıkla yerine getirerek geleceğimizin teminatı olan öğrencilerimizin en sağlıklı şekilde yetişmesine büyük katkı sundu. Öğrencilerimiz de bir yıl boyunca emek vermiş, gayret göstermiş ve önemli bir öğrenme sürecini başarıyla tamamlamıştır. Bu vesileyle tüm öğrencilerimizi de çaba ve azimlerinden dolayı tebrik ediyor; hem öğretmenlerimize ve tüm eğitim çalışanlarımıza hem de öğrencilerimize iyi tatiller diliyoruz.

"10 bin kontenjan mutlaka artırılmalı"

Geride bıraktığımız eğitim-öğretim yılı sorunlarla sona erdi. Eğitimin en büyük sorunlarından birisi yine öğretmen açığı oldu. Yeni sistemle birlikte öğretmen atamalarında Akademi Giriş Sınavı (AGS) uygulanmaya başlanmış, adaylar kontenjanlar doğrultusunda AGS puanına göre Millî Eğitim Akademilerinde eğitime alınmıştır. 2025 yılı için belirlenen 10 bin kişilik kontenjan ise, mevcut öğretmen açığını karşılamaktan çok uzaktır. Adayların 12 aylık eğitim sürecinin ardından en erken 2027 yılında göreve başlayacak olması, öğretmen açığının  devam edeceğini göstermektedir.

Bu süreçte ücretli öğretmen görevlendirmesi devam etmektedir. Türk Eğitim-Sen’in 2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılında yaptığı ücretli öğretmen araştırmasına göre; 62 ilde toplam 71 bin 757 ücretli öğretmen görev yapmaktadır. Norm kadro ihtiyacı ise 55 ilde 80 bin 449’dur. En yüksek ücretli öğretmen sayısına sahip il İstanbul (21 bin 947) iken; İstanbul’u, Şanlıurfa (5 bin 894) takip etmektedir.

Ücretli öğretmenlerin %42,55’i eğitim fakültesi, %49,27’si lisans, %8,17’si ön lisans mezunudur. Bu durum, pedagojik formasyon almamış kişilerin de ücretli öğretmen olarak derslere girmesi nedeniyle eğitim kalitesi, niteliği ve verimliliği açısından çok tartışmalıdır. Ayrıca ücretli öğretmenler ders saati üzerinden düşük ücretlerle ve güvencesiz şekilde çalışmaktadır.

Öte yandan, 2025 yılında emeklilik, istifa ve vefat gibi nedenlerle 9 bin 127 öğretmen görevden ayrılmıştır. 2026 yılında da hemen hemen ayrı sayıda öğretmenin emekli olması beklenmektedir. Bu nedenle yaklaşık ilave 20 bin yeni öğretmen ihtiyacı oluşurken, elbette 10 bin kişilik atama bu açığı karşılamada yetersiz kalmaktadır.

2023 KPSS sonuçlarına göre ilk 20 bine girerek yüksek başarı göstermelerine rağmen mülakat süreçlerinde hak kaybına uğrayan 1.611 genç öğretmenimiz ve 2024 KPSS’de çok yüksek puanlar alarak hatta  ilk 30’a, ilk 50’ye, ilk 100’e giren, derece yapan ama sınırlı kontenjanlar nedeniyle ataması gerçekleştirilemeyen öğretmenlerimizin mağduriyetleri ivedilikle giderilmelidir. 

Özel okul öğretmenlerinin yaşadığı sorunlar da görmezden gelinmemelidir. Taban maaş uygulaması bir an önce hayata geçirilerek bu arkadaşlarımızın hak ettikleri ücret ve çalışma koşullarına kavuşmaları sağlanmalıdır. Özel okul öğretmenlerinin ücretleri, özlük hakları ve mesleki gelecekleri işverenlerin keyfi uygulamalarına bırakılmamalıdır. Bakınız, günlerdir mülakat mağduru öğretmenler ile özel okul öğretmenleri seslerini duyurmaya çalışmaktadır. Devletimiz, mülakat marifetiyle haksızlığa uğrayan öğretmenlerimizi de, özel okul patronlarının insafına terk edilen öğretmenlerimizi de görmezden gelmemelidir. Öğretmenlerimizin haklı taleplerine kulak verilmeli, çalışma hayatında adaleti ve güvenceyi sağlayacak düzenlemeler ivedilikle  hayata geçirilmelidir.

"Mazeret tayin talepleri eksiksiz karşılanmalı"

Mazeret tayinlerinde eşlerin birbirinden ayrılmaması ve aile birliğinin korunması büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle Millî Eğitim Bakanlığı, eş durumuna bağlı tüm yer değiştirme taleplerini karşılamalıdır.

İlçeler arası yer değişikliklerinde de ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Aynı il sınırları içerisinde bulunmalarına rağmen aralarında yüzlerce kilometre mesafe olan ilçelerde görev yapan eşler bulunmaktadır. Örneğin Bolu’nun Dörtdivan ilçesi ile Kıbrıscık ilçesi arasında 116 kilometre, Manisa’nın Gölmarmara ilçesi ile Demirci ilçesi arasında 136 kilometre, Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesi ile Cizre ilçesi arasında ise 162 kilometre mesafe bulunmaktadır. Bu uzaklıklar aynı gün içinde gidip gelmeye elverişli değildir.

Dolayısıyla öğretmenler eşlerinden ve çocuklarından ayrı yaşamak zorunda kalmakta; bunun yanında ikinci bir ev tutarak ek kira, gıda ve ulaşım giderleriyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu noktada yapılması gereken, il ve ilçe emri uygulamasının yeniden hayata geçirilmesidir. Böylece mazeret tayinlerinin tamamı karşılanabilir ve aile birliğinin korunması sağlanabilir.

“Proje okullarına atama ve görevlendirmeler sadece yazılı sınavla yapılmalı”

Proje okullarına öğretmen atamaları ve yönetici görevlendirmeleri ne yazık ki uzun süredir keyfi uygulamalarla gerçekleştirilmektedir. Son olarak, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından özel program ve proje uygulayan eğitim kurumlarına yönelik yönetici görevlendirmeleri gerçekleştirilmiş, öğretmen atamalarına ilişkin sonuçların ise 26 Haziran tarihinde açıklanacağı duyurulmuştur.

Liyakat, kariyer ve objektif ölçütlerin gözetilmediği bu atama ve görevlendirme süreçleri eğitim camiasında ciddi tartışmalara neden olmaktadır. Şeffaflıktan uzak uygulamalar kayırmacılık algısını daha da güçlendirmektedir. Yandaşlığı esas alan uygulamalarla, ehliyet ve liyakatin göz ardı edildiği süreçler sonucunda proje okulları başarısızlığa sürüklenmektedir.

Oysa bu kurumlar da Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumlarıdır. Dolayısıyla hem öğretmen atamalarının hem de yönetici görevlendirmelerinin Bakanlığın ilgili mevzuatı ve yönetmelikleri çerçevesinde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Türkiye'nin en yüksek puanlı öğrencilerinin eğitim gördüğü bu okullarda, öğretmen atamaları ve yönetici görevlendirmeleri objektif, şeffaf ve denetlenebilir kriterlere dayanmalıdır. Bu nedenle söz konusu atama ve görevlendirmelerin yazılı sınav esas alınarak gerçekleştirilmesi, hakkaniyetin, liyakatin, ehliyetin sağlanması, bu kurumların niteliğinin artırılmasının, adına yakışır bir eğitim-öğretim verebilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

"Şiddete karşı önlemler ivedilikle alınmalı ve kararlılıkla uygulanmalı"

Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde ve Kahramanmaraş’ta bulunan Ayser Çalık Ortaokulu’nda yaşanan saldırılar, tüm Türkiye’nin yüreğinde derin yaralar açmıştır. Eğitim kurumlarımızda şiddetin ne boyutlara ulaştığının göstergesi olan hain saldırılara karşı ivediikle tedbir alınması gerekmektedir. Konuyla ilgili TBMM Araştırma Komisyonu’nda yaptığımız sunumda da gündeme getirdiğimiz gibi;

  • Eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin Türk Ceza Kanunu’nda ayrı bir suç tipi olarak düzenlenmesi ve cezaların artırılması caydırıcılığın artırılması açısından önemli bir adım olacaktır.
  • Okulların kamera sistemleriyle donatılması, her okula güvenlik görevlisi ya da kolluk desteği sağlanması, hatta okul polisi uygulamasının hayata geçirilmesi; giriş-çıkış kontrollerinin düzenli şekilde yapılması ve okul yönetimlerinin bu konuda daha güçlü biçimde desteklenmesi hayati öneme sahiptir.
    Okul güvenliği, yalnızca bir eğitim meselesi değil; aynı zamanda bir güvenlik ve beka meselesi olarak ele alınmalıdır.
  • Disiplin ve sınıf geçme yönetmelikleri yeniden gözden geçirilmelidir. Okullarda her 100 öğrenciye en az 1 rehber öğretmen düşecek şekilde planlama yapılmalı; rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri etkin hale getirilmelidir.
  • Millî Eğitim Bakanlığı, okullarda yaşanan her saldırının takipçisi olmalı ve gerekli süreçleri etkin şekilde yürütmelidir.
  • Öğretmenlerin mesleki itibarı, otoritesi güçlendirilmeli, toplumdaki saygınlıkları artırılmalıdır.
  • CİMER uygulaması yeniden düzenlenmelidir. Eğitim çalışanları hakkında yapılan başvurularda; şikâyetçinin adı, soyadı, imza ve adres bilgilerini içermeyen, somut bilgi ve belgelere dayanmayan ve açık bir olaya işaret etmeyen ihbar ve şikâyet dilekçelerinin işleme alınmaması sağlanmalıdır. Ayrıca, asılsız olduğu açıkça tespit edilen ihbar ve şikâyetler hakkında caydırıcı düzenlemeler getirilmelidir.
  • Eğitim paydaşlarının katılımıyla bir “Güvenlik Zirvesi” toplanmalıdır.
  • Çocukların eğitiminde yalnızca öğretmenler değil, aileler de sorumluluk sahibidir. Bu nedenle ailelere yönelik bilinçlendirme ve farkındalık çalışmaları yapılmalı, gerekli durumlarda aileler de rehabilitasyon  sürecine dahil edilmelidir. 
  • Okul-aile iş birliği güçlendirilmelidir.
  • X, Instagram, TikTok ve YouTube gibi sosyal medya platformlarında gerekli tedbirler alınmalı; çocukları olumsuz etkileyebilecek dijital içeriklere, sanal oyunlara, film, dizi vb. içeriklere karşı daha etkin ve sıkı denetim  mekanizmaları oluşturulmalıdır.

“Yardımcı Hizmetler Sınıfı personelinin kadro intibakları yapılmalı”

Kamuda memur işi yapan fakat kadrosu Yardımcı Hizmetler Sınıfında bulunan yaklaşık 110 bin personel bulunmaktadır. Bu personelin, bir defaya mahsus olmak üzere sınavsız şekilde eğitim durumlarına uygun kadrolarla Genel İdari Hizmetler Sınıfına geçirilmesi temel taleplerimiz arasında yer almaktadır. Kadro intibaklarının yapılmasıyla birlikte çalışanlar, hak ettikleri unvanlara ve mali haklara kavuşacaktır.

“Okullaşma oranları yüzde 100 seviyesine çıkarılmalı”

Tüm bunların yanı sıra, eğitimde bütçe temelli sorunlar ile fiziki altyapı eksiklikleri ivedilikle giderilmelidir. MEB’in yayımladığı 2024-2025 eğitim istatistiklerine göre okullaşma oranları; okul öncesinde (5 yaş) yüzde 82,53, ilkokulda yüzde 95,43, ortaokulda yüzde 89,09, ortaöğretimde yüzde 82,85 ve yükseköğretimde yüzde 46,34’tür. Bu noktada, eğitime erişimin önündeki ekonomik, sosyal ve bölgesel engellerin kaldırılması, eğitim çağındaki nüfusun tamamının eğitim-öğretim süreçlerine dahil edilmesi büyük önem taşımaktadır. Okullaşma oranlarının yüzde 100 seviyesine yükseltilmesi, fırsat eşitliğinin güçlendirilmesi ve nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesine de önemli katkılar sağlayacaktır. 

"MEB bütçesi artırılmalı"

2026 yılı için MEB bütçesi 1 trilyon 943 milyar 965 milyon 746 bin TL olarak belirlenmiş olup, bunun yaklaşık %73,8’i personel giderlerine ayrılmaktadır. Bu durum, bütçede yatırımlara ayrılan payın sınırlı kaldığını göstermektedir. Söz konusu durum; derslik ihtiyacının karşılanması, öğretmen açığının azaltılması, yeni okul inşası, mevcut okulların fiziki kapasitesinin artırılması ve laboratuvar ile kütüphane gibi eğitim altyapısının güçlendirilmesi gibi alanlarda yetersizliklere yol açmaktadır. MEB bütçesi büyüklük açısından önemli bir seviyede olsa da, yatırımların sınırlı kalması eğitimde nitelik ve kalite açısından olumsuz sonuçlar doğurmaktadır.

"MEB emekliliği teşvik etmeli, genç öğretmenlere istihdam imkanı sağlanmalı"

Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde görev yapan 123 bini aşkın öğretmen, emeklilik hakkını kazanmış olmasına rağmen mevcut ekonomik koşullar nedeniyle emekli olamamaktadır. Bu durum, hem öğretmenlerimizin dinlenme ve rahat bir emeklilik hayatı geçirme haklarını ertelemelerine neden olmakta hem de yeni mezun öğretmenlerin atanma süreçlerini ciddi biçimde olumsuz etkilemektedir. 

Bu sorunun çözümü için; öğretmenlerin emekliliğe teşvik edilmesi ve genç meslektaşlarımıza istihdam imkanı sağlanması amacıyla uzman ve başöğretmen tazminatları ile ek ders ücretleri ve diğer tüm ilave ödemelerin emeklilik kesintisine dahil edilmesi gerekmektedir.

Ayrıca; 

  • Eğitim çalışanlarına ek zam verilmesi,
  • Türk Eğitim-Sen’in, 2023 yılında gerçekleştirdiği ve 2026 yılında da yeniden başlattığı imza kampanyası kapsamında, ek ders ücret katsayılarının en az %100 oranında artırılması,
  • Mahrumiyet bölgelerinde görev yapan öğretmenlere bölgenin derecesine göre bir ila iki asgari ücret tutarında Zorunlu Hizmet Tazminatı ödenmesi,
  • Her eğitim-öğretim yılı başında ödenen “Eğitim-Öğretime Hazırlık Ödeneği”nin, asgari ücret tutarında olacak şekilde MEB ve yükseköğretim personelinin tamamına ödenmesi de yeni eğitim-öğretim dönemi için temel taleplerimizdir.
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...