Türkgün | Gündem | Türk Haber-Sen Genel Başkanı Yücel Kazancıoğlu: “Haberleşme milli güvenlik meselesidir”

Türk Haber-Sen Genel Başkanı Yücel Kazancıoğlu: “Haberleşme milli güvenlik meselesidir”

Türk Haber-Sen Genel Başkanı Yücel Kazancıoğlu "Gerçek haber, milli güvenlik meselesidir. Doğru bilgi, toplumsal huzurun temelidir. Bu nedenle sosyal medya ve dijital platformlara yönelik kanuni düzenlemeler, sansür değil; sorumluluk esaslı olmalıdır ve bir an önce hayata geçirilmelidir." dedi.

Türk Haber-Sen Genel Başkanı Yücel Kazancıoğlu "Gerçek haber, milli güvenlik meselesidir. Doğru bilgi, toplumsal huzurun temelidir. Bu nedenle sosyal medya ve dijital platformlara yönelik kanuni düzenlemeler, sansür değil; sorumluluk esaslı olmalıdır ve bir an önce hayata geçirilmelidir." dedi.

MUHABİR: Beybin Usanmaz

Türk Haber-Sen Genel Başkanı Yücel Kazancıoğlu, sendikanın 8. Olağan Genel Kurulu’nda yaptığı kapsamlı konuşmada, haberleşme hizmet kolunun stratejik önemine, kamu çalışanlarının yaşadığı sorunlara ve Türkiye’nin iç-dış gündemine ilişkin dikkat çeken mesajlar verdi. Kazancıoğlu, görevi başında şehit olan polisleri rahmetle anarak başladığı konuşmasında, tüm şehitleri yad etti, gazilere uzun ömürler diledi.

İletişim ve haberleşmenin günümüzde en az cephe kadar hayati olduğunu vurgulayan Kazancıoğlu, modern savaşların artık yalnızca silahla değil; bilgi, algı ve iletişim üzerinden yürütüldüğünü söyledi. Siber saldırılar, dezenformasyon ve psikolojik harbin yeni dönemin temel unsurları olduğuna dikkat çeken Kazancıoğlu, PTT, TRT, BTK, RTÜK ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı gibi kurumların sıradan yapılar değil, devletin stratejik kurumları olduğunu ifade etti.

Türk Haber-Sen Genel Başkanı Yücel Kazancıoğlu'nun konuşmasının tamamı:

Geçtiğimiz günlerde Yalova’da görevi başında şehit olan 3 polisimizi rahmetle anıyorum.  Bu vesile ile ebediyete intikal etmiş tüm şehitlerimizi rahmetle yad ediyor, gazilerimize uzun ömürler diliyorum.  Milletin ve memleketin geleceği için durmadan yorulmadan çalışan, sendikamızın bugünlere gelmesinde Emeği geçen, ömürlerini bu davaya vakfeden ve  bugün aramızda olmayan büyüklerimizi bu davanın emektarlarını rahmetle anıyorum, Türk Haber-Sen ve Türkiye Kamu-Sen için samimiyet ve sadakatle çalışan binlerce teşkilat mensubumuzu en derin saygı ve hürmetle selamlıyorum. 

İletişim ve haberleşme; savaşta cephe kadar önemlidir

İletişim ve haberleşme; savaşta cephe kadar önemlidir. Bugün dünyada savaşlar yalnızca silahla değil; bilgiyle, algıyla, iletişimle yapılmaktadır. Siber saldırılar, dezenformasyon, psikolojik harp ve medya manipülasyonu artık savaşın asli unsurlarıdır. Böylesi bir dönemde PTT, TRT, BTK, RTÜK ve İletişim Başkanlığı gibi kurumlar sıradan kamu yapıları değildir. Bunlar devletin stratejik kurumlarıdır. Bu kurumların kökleri bir yönetmelikle değil; yüzyılları aşan bir devlet geleneğiyle şekillenmiştir. 

Bilindiği üzere “Muhaberesiz muharebe olmaz.” Dünyanın ve ülkemizin dört yanında savaşların kuşattığı  Bir dönemde hizmet kolumuzun önemini de vurgulaması açısından önemli bir ifadedir.  Kriz anlarında en önde duran, haberleşmenin, bilginin ve güvenliğin merkezinde bulunan bu görevleri ifa eden stratejik kurumlarımız için her platformda  Türk Haber-Sen olarak şunu söylüyoruz: Haberleşme hizmet kolu faaliyetleri devlet hizmetidir, Kamu personeli eliyle yürütülmelidir, Devlet, kendi çalışanını güvencesiz bırakmamalı emeği piyasa mantığına teslim etmemelidir. 

 Medya, günümüz toplum yaşamında toplumu şekillendiren bir güçtür

Aile yapısını zedeleyen ve ahlakî çözülmeyi normalleştiren içeriklere karşı daha dikkatli ve sorumlu bir yayıncılık anlayışına ihtiyaç vardır. Toplumdaki ahlaki aşınmanın bir boyutu da kültürel kopuştur. Gençliğimiz uyuşturucu ve alkol tehdidi altındadır. Aile yapımız zayıflatılmakta, değerlerimiz örselenmektedir.

Televizyon dizileri ve yayın içerikleri; Türk ailesiyle, inanç dünyamızla ve  kültürel kodlarımızla açıkça çatışmaktadır ve yalnız bir yaşam tarzı, tek doğruymuş gibi sunulmaktadır. Biz buradan açıkça söylüyoruz: Bu millet, töresiyle, imanıyla ve manevi değerleriyle vardır. Değerlerini kaybeden milletler, geleceğini de kaybeder. Bu noktada TRT’nin; ailenin korunmasını, millî kültürü ve tarihi önceleyen yayın anlayışını bu nedenle çok kıymetli buluyoruz. Bu şiar ile içerik üreten kirli bilgi çağında Türk insanına yerli ve millî yayın akışı sunan TRT ve kadrolarına; hususiyetle Türk kültürel ve tarihî değerlerini ekranlara taşıyan TRT AVAZ yönetimine ve çalışanlarına buradan bir teşekkür etmeyi de borç biliyoruz. Yeri gelmişken bir noktayı daha vurgulamak isterim; Banka promosyonu ve yayında fiili olarak çalıştığı halde basın kartından yararlanamayan personelin basın kartı alma sürecindeki kıymetli destekleri için  TRT Genel Müdürü Sayın Mehmet Zahid Sobacı’ya teşekkür ediyor;  Basın kartından yararlanamayan personelin mağduriyetinin giderilmesi noktasında da gerekli desteği vereceğine yürekten inanıyoruz. 

Gerçek haber, milli güvenlik meselesidir

Aile; milletin temelidir. Aileyi korumak, toplumu korumaktır. RTÜK’ün bu alandaki düzenleyici ve denetleyici rolü hayatî önemdedir. Dijital platformlar ve sosyal medya alanında ise daha etkin yasal düzenlemeler gerekmektedir. Dijital emperyalizm ve dijital kapitalizm; Zihinleri kuşatmaktadır.  Gençliğimizi bizlerden çalmaktadır. Ekonomik baskılar ve güvencesizlik, beraberinde sosyal ve ahlaki çözülmeyi de getirmektedir.  Sanal bahis – kumar gibi, geleceğimizi zehirleyen meseleler her geçen gün hanelerimize daha fazla girmektedir.  Toplum olarak bir başka tehlikeyle daha karşı karşıyayız: Bilgi kirliliği ve algı operasyonları. Gerçek haberin değeri düşürülmüş, doğru bilgi itibarsızlaştırılmıştır. Sosyal medya mecraları; hakikatin değil, çoğu zaman saptırılmış gerçeklerin ve yanlış bilginin öne çıktığı alanlar hâline gelmiştir. Buradan açıkça söylüyoruz: Gerçek haber, milli güvenlik meselesidir. Doğru bilgi, toplumsal huzurun temelidir. Bu nedenle sosyal medya ve dijital platformlara yönelik kanuni düzenlemeler, sansür değil; sorumluluk esaslı olmalıdır ve bir an önce hayata geçirilmelidir. 

kamuda liyakat ve ehliyeti esas alıyoruz

İfade özgürlüğü kutsaldır; ama yalan söyleme özgürlüğü diye bir şey de asla kabul edilemez İşte bu kuşatmalara karşı; bilinçli, kültürlü ve sorumluluk sahibi bir toplum anlayışıyla mücadele eden BTK’nın çalımalarının da önemi apaçık ortadadır. Türk Haber-Sen olarak; Hizmet kolumuzdaki kurumlarımızın emektarları vetüm kamu çalışma hayatında güvenceli istihdamı savunuyor, taşeronlaşmaya karşı duruyor,
kamuda liyakat ve ehliyeti esas alıyoruz.

 PTT devletin sahadaki yüzüdür

PTT, TRT, RTÜK, BTK ve İletişim Başkanlığı başta olmak üzere tüm kamu kurumlarında adalet ve hakkaniyet temel olmalıdır. Yaklaşık 200 yıllık devlet kurumu PTT, bugün önemli bir yapılandırma sürecindedir. PTT meselesine ayrıca bir parantez açmak zorundayız.  Çünkü PTT devletin sahadaki yüzüdür.

Bunu; Pandemide, depremde, selde, yangında ve afette tecrübe ettik. Polisin, jandarmanın ulaşmakta zorlandığı yerlere PTT emekçileri ulaştı. Devletin varlığını, ciddiyetini ve şefkatini vatandaşın kapısına götüren yine PTT oldu. Bu tablo bize şunu açıkça göstermektedir: PTT, ticari bir işletme değildir.  Kar amaçlı bir kuruluş olarak değerlendirilmeli devlet ve millet nezdinde hak ettiği değeri görmelidir.  PTT’de yürüttüğü işler ve faaliyetler nedeni ile kamusal bir çalışma sistematiği zorunluluktur. Bu başta gelişmiş Avrupa ülkeleri ve dünyanın kalkınmış ülkelerinin tamamında bu şekilde yürütülmektedir. 

Türk Haber-Sen’in duruşu açıktır, nettir

Bu nedenle Türk Haber-Sen olarak PTT’nin yeniden KİT statüsüne kavuşmasını kararlılıkla savunuyoruz. Taşeronlaşmanın doğurduğu sorunlar hepimizce malumdur. Haberleşmenin, devlet eliyle yürütülmesi gereken bir kamu hizmeti olduğu ortadadır. PTT’nin yapılandırılması kapsamında 18 Bölge Başmüdürlüğü oluşturulmasının; kurum itibarını koruyan, çalışanların hak ve hukukunu gözeten, devlet gücünü önceleyen bir anlayışla yürütülmesi gerektiğini özellikle vurguluyoruz. Bu süreçte PTT Genel Müdürümüz Dr. Hakan Gülten’e ve ekibine süreci hakkaniyetli ve şeffaflıkla yürüteceklerine yürekten inanıyoruz. Bu konuda 399 KHK’lı arkadaşlarımızın başka kurumlara geçmesi konusunda Türk Haber-Sen’in duruşu açıktır, nettir: 399 KHK’lı personelin başka kurumlara geçişi kolaylaştırılmalıdır. Bu sürecin; şeffaf, istişareye açık ve çalışanın hak ve hukukunu, iradesini esas alan bir şekilde yürütülmesi şarttır. Başka kurumlara geçmek istemeyen personel İdari Hizmet Sözleşmesi’ne zorlanmamalıdır.
Başka kurumlara geçmek isteyen personelin ise özlük hakları ve iş tanımları eksiksiz korunmalıdır.

liyakat, ücret dengesi ve kariyer güvencesi temelinde ele alınması gereken yapısal bir mesele

Hizmet kolumuzda uzun süredir üzerinde kararlılıkla durduğumuz ve defaatle gündeme getirdiğimiz bazı temel hususların altını bir kez daha özellikle çizmek istiyorum; TRT Genel Müdürlüğü bünyesinde görev yapan kadrolu personelimizin ÖHT’li çalışanlar karşısında hak kaybına uğramamasını,  BTK ve RTÜK başta olmak üzere birçok kurumda 666 sayılı KHK’dan kaynaklanan maaş ve özlük hakları eşitsizliklerinin giderilmesini,  BTK’da idari ve teknik uzmanlığın önünün açılmasını, mevcut uzmanlar için ise yapılacak sınavlarla Bilişim Uzmanlığı kadrosuna geçişine imkân tanınmasını,  Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nda normal çalışma saatleri dışında görev yapan memur ve sözleşmeli personelin fazla çalışmalarının karşılığının bir an evvel ödenmesini ve hizmet kolumuzda kariyer uzmanları ile mühendislerin haklarının korunmasının; liyakat, ücret dengesi ve kariyer güvencesi temelinde ele alınması gereken yapısal bir mesele olduğunu açıkça ifade ediyoruz.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...