Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, Türk Büro-Sen 8. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, kamu personel rejiminin köklü bir değişikliğe ihtiyacı olduğunu vurguladı. Mevcut sistemin günümüz şartlarını karşılamadığını belirten Kahveci, "1965 yılında hazırlanmış, o gün itibariyle iyi bir kanun olan Devlet Memurları Kanunu artık bu yükü taşıyamıyor, çağın gereklerine ve çalışanların ihtiyaçlarına cevap vermiyor." dedi.
Türk Büro-Sen'in 8. Olağan Genel Kurulu'nda delegelere hitap eden Kahveci, kamu hizmetinin önemine ve sendikal mücadeledeki duruşlarına dair önemli mesajlar verdi. Kamu hizmetlerinin kar amacı gütmediğini ve toplumun ortak menfaati için sunulduğunu hatırlatan Kahveci, güçlü devletin ancak güçlü kamu çalışanıyla mümkün olacağını ifade etti.
YAMALI BOHÇA HALİNİ ALMIŞ
Türkiye'de yaklaşık 5 milyon kamu çalışanı ve 2,5 milyon kamu emeklisi olmak üzere toplam 7,5 milyonluk bir kitlenin bulunduğuna dikkat çeken Kahveci, mevcut yasal düzenlemelerin yetersizliğine işaret etti. Yeni bir kamu personel rejiminin oluşturulması gerektiğini savunan Kahveci, şunları kaydetti:
"Kanun, ilaveler ve ekler yapılarak tabiri caizse yamalı bir bohça halini almış. Bu kamu personel rejiminin artık Türkiye Yüzyılı'na hazır hale getirilmesi lazım. Bu konuda Türkiye Kamu-Sen kenarda durmuyor, sorumluluk alıyor. Yeni bir kamu personel rejiminde taleplerimiz nedir, ücretler nasıl olmalıdır noktasında bir tavır ortaya koyuyoruz."
DEVLETTE TEK BİR SADAKAT ARANIR
Kamuda liyakat ve sadakat konusuna ayrı bir parantez açan Kahveci, emanetin ehline verilmesi gerektiğinin altını çizdi. Geçmişte yaşanan tecrübelere atıfta bulunan Kahveci, "Devlette, devlet dediğiniz yapıda tek bir sadakat aranır; o da aziz Türk milletine ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nedir. İnsanların bilgisini, becerisini ölçtükten sonra devlete olan sadakati elbette ki önemlidir. Çünkü bu meseleden dolayı bu ülke bedel ödedi. 'Benim adamım olsun' meselesinden dolayı bedel ödedi. 2016 yılındaki o hain FETÖ darbe girişimiyle devletin kurum ve kuruluşları adeta ahtapot gibi işgal edilmişti." değerlendirmesinde bulundu.
SURİYE'DE IRAK'TA SENDİKACILIK YAPIN
Sendikal anlayışlarının temelinde "Önce ülkem" ilkesinin yattığını belirten Önder Kahveci, devletin varlığının sendikacılık ve temel haklar için ön koşul olduğunu vurguladı. Eleştirilere sert yanıt veren Kahveci, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Biz devleti de sahipleniriz, milleti de sahipleniriz. 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' ilkesini sendikacılığımızın odak noktasına koyuyoruz. Şimdi gidin Suriye'de sendikacılık yapın. Hadi gidin Irak'ta, Afganistan'da sendikacılık yapın. Memleketiniz, ayağınızın altındaki halı gidiyor. Dolayısıyla buraya sahip çıkacağız. Sahipsiz vatanın batması haktır, sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır."
BİZİM BEDAVA ADAMLARLA İŞİMİZ OLMAZ
Toplu sözleşme süreçlerine ve Hakem Heyeti tartışmalarına da değinen Kahveci, memurun meselesinin konuşulduğu her platformda yer aldıklarını ifade etti. Yetkili konfederasyonun Hakem Heyeti sürecindeki tavrını eleştiren Kahveci, "Yetkili konfederasyon 'Ben hakem heyetine müracaat etmiyorum' gibi bir söylemde bulundu ama bu söylemin arkasında durmadı. Ertesi gün Hakem Kurulu'na 3 üyeyle katıldı. Biz memurun meselesi nerede görüşülüyorsa orada oluruz. Bunun adı toplu sözleşmeyse toplu sözleşmede, Hakem Kuruluysa Hakem Kurulu'nda oluruz." dedi.
Konuşmasının sonunda dava adamlığı vurgusu yapan Kahveci, "Mevziyi kaybedince istikameti değiştiriyorum diyorsa ondan dava adamı olmaz. İki türlü insan vardır; bir dava adamı, bir bedava adam. Bizim bedava adamlarla işimiz olmaz, dava adamlarına selam olsun." ifadelerini kullandı.