Gençlere değil yerliye yarar
Türk futbolunda bitmeyen iki tartışma konusu var. Birincisi hakemler, diğeri de yabancı kuralı. Hakemlik; anlayışla beraber sistem ve insan kaynağı gerektirir. Yabancı meselesi akılla ilgilidir. 50 yıldır bu ülkede futbol aklı, kalıcı bir yabancı kuralı bulamadı. 1966 yılından bu yana baktığımızda 3 konuda karar veremediğimiz görülüyor. Toplam sayı, ilk 11’de oynayan yabancı sayısı ve yaş kriteri. 1977’de 2, 1989’da 3, 1996’da 4, 1998’de 5, 2021’de 6, 2002’de 8, 2010’da 10 ve 2015’te nihayet 14. Yabancı sayısı pandemi nedeniyle 2020’de 16 oldu hatta. Ama 2000’lerdeki 15 yıllık süreçlerde + modeli ile antrenörleri matematik dehası haline getirmiştik. 2020’lerde 14, 12, 10 olarak planlanan proje, kulüplerin aşırı baskısı ile rafa kalkınca aklın yolu olarak 14 sayısı genel kabul gördü.
KARMAŞIK FORMÜLLER
İlk 11’de ve maç kadrosundaki sayı konusunda ise denemediğimiz model kalmadı. Tribüne çıkacak yabancılar çok mesele olmuştu bir dönem. Deneye deneye 2015’te ilk 11’de sınırı kaldırdık. Bir ara seremonilerde İstiklal Marşımızı söyleyen oyuncu kalmayınca bu kez 6’ya düşürme planını devreye koyduk ama uygulayamadık. Serbestiyet sonunda kabullenildi.
Gelelim güncel meseleye. Kriterlere... Geçen yıl 12 yabancı için yaş sınırı yoktu. Ama bu sene 2 olan 23 yaş altı oyuncu sayısı 4’e çıktı. Böylece gençlere en az forma veren Süper Lig’deki yabancı sayısı bir anlamda 10 oldu. Yani; genç yabancı hakkının kullanılmamasıyla yerli oyuncuların fiyatlarının artacağı bir süreç bizi bekliyor. Birçok takımda 14+14 yerine, hiç forma giymeyecek U19’la şişirilmiş 10+18 (10 yabancı-18 yerli) modeli görebiliriz.
Çok ilginç, 1971 yılında tek yabancı varken dönemin federasyonu 25 yaş sınırı koymuş. Ve şimdi; 55 yıldır pek umursamadığımız yaşlı yıldız cenneti ülkemiz için U23 kriteri bir mesele oldu. Üstelik statü geçen yıl ilan edilmesine rağmen. Kulüplerimiz günü kurtarmaya bakar. Hakim anlayış, “TFF’ye bastırır, nasıl olsa kuralı değiştiririz” şeklindedir. Kuralı koyan federasyonlar da kulüplere göbekten bağlı olduğu için kuralı korumazlar. İşte bu yüzden, son 25 yılda 16 farklı yabancı kuralı ilan ettik.
2 BAŞKAN DA HAKLI
Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final hedefleyen Galatasaray haklı. Ana iskeletinde 6 tane genç oyuncusu kurala uyan, planlamasını buna göre yapan Trabzonspor haklı. Yarın Fenerbahçe’de 6 oyuncusu kurala uysa da yeni başkanın ilk işi dünya yıldızları vaadini yerine getirmek için +4’ü kaldırma isteği olacak. Kurala karşı olan Beşiktaş değişim sürecinde, kriterin esnetilmesi zaten ihtiyaç. 8-10 kulüp daha böyle. Gel de çık içinden. Yani güncel gerçekler, sayının 12+2’de sabitlenerek değişimini gerektiriyor.
Peki amaç ne? Kulüpleri yaşlı yabancılar yerine genç oyuncuya teşvik etmek. Ülkede bu kadar başarı baskısı varken, yerli oyuncu yetişmezken bu anlayış, futbol kültürümüze ters. Avrupa ile rekabet konusunda zaten zayıfız. Şampiyonlar Ligi dışındaki 2 kupaya değer bile vermiyoruz. Oysa ne güçlü kadrolar kuruyoruz. Sidiki Cherif gerçeği yaşadık. 22 milyon Avro’luk yatırım ne hale geldi.
AVRUPA NASIL ÇÖZÜYOR
40 yıldır turnuva kazanamayan İngiltere, Dünya Kupası’nı unutan İtalya başta 5 elit ligde yabancı kuralının ruhu bellidir. Pasaporta bakmazlar, 25 oyuncudan 8’inin 15-21 yaş arasında ülkede yetişmiş olması temeldir. Kulüpler 15-16 yaş öncesi yetenekleri toplar, yetiştirir, AB avantajını ekleyince de bir nevi sınırsız yabancı oynatırlar. Bizde de altyapılarda denenir bu model ama o oyuncular haber olmaktan öteye geçmez. O yüzden ülkemizde ilk korunması, kollanması, güçlendirilmesi gereken yer, futbolcu fabrikası olması gereken akademilerdir. Avrupa futbolunu ayakta tutan devşirme modeli, bizim kulüpler için kurtuluş yolu olabilir. Yoksa kurallar değişmeye devam edecektir.