İlaç ve girdileri de bir egemenlik meselesidir

YAYINLAMA:
İlaç ve girdileri de bir egemenlik meselesidir

Pandemi günlerinde Fransa Cumhurbaşkanı Macron, en çok satan ağrı kesici ham maddesi olan parasetamolü kendi topraklarında üretmeyi bir egemenlik meselesi olarak ilan etmişti. Aradan 6 yıl geçti, o tesis hâlâ üretime geçemedi. Üstelik 2024'te Doliprane'ın üreticisi Opella’nın mutlak çoğunluk ve kontrol hisseleri 16 milyar euroluk bir değerlemeyle Amerikan fonuna satıldı. Hammaddeyi milli üretmeyi bırakın, ilacın üreticisi bile satıldı. Fransız devleti ancak %2 hisse ve bazı yazılı taahhütler alabildi.

Ben bu hikâyeyi bize bir ibret olsun diye anlattım. Tedarik güvenliği deyince aklımıza enerji ve gıda geliyor, çip geliyor, silah geliyor, ilacı ise çoğu zaman listenin dışında bırakıyoruz. Oysa salgın herkese gösterdi ki kritik bir molekülü üretemiyorsanız kriz anında para da anlamsız kalıyor. Sağlık egemenliği de bence bir milli güvenlik meselesi.

Geçen haftalarda aşı için hastaneye gittiğimde bar takım aşılarda Hindistan malı aşılar kullanıldığını gördüm. İsrail malı bir aşıyı herhalde asla kullanmazdık. Ama bugün konumlanma olarak İsrail ve Yunanistan ile kolkola girmiş, İsrail ile Özel Stratejik İşbirliği seviyesine ilişki kuran Hindistan aşılarını kullanıyor olmamız beni tedirgin etti. Nitekim 2022 yılında Hindistan menşeli bir kısım öksürük şurubunun Gambiya ve Özbekistan’da birçok çocuğun ölümüyle ilişkilendirildiği vaka henüz hafızalarda çok tazedir.

Türkiye'nin tablosuna bakalım. 2025'te ilaç ithalatımız %17 artarak 7,3 milyar dolara çıktı. İhracat 2,5 milyar dolarda kaldı. İhracatın ithalatı karşılama oranı %34, yani yıllık açık 4,8 milyar dolar civarında. Kutu sayısına bakınca güçlü görünüyoruz: eczanede satılan ilaçların %92,8'i yerli üretim. Ama değere bakınca resim değişiyor, paranın %44,6'sı ithal ürüne gidiyor. Yerli ilaç da olsa etken maddenin ve yardımcı kimyasalların da tamamına yakınını dışarıdan alıyoruz. Üstelik ithalatın %64'ü Avrupa'dan geliyor; bizim bağımlılığımız ucuz Asya etken maddesi kadar pahalı Batı ilacına görünüyor. Devletimiz fahiş rakamlara dur deyince de yabancılar ilaç vermeyebiliyor. 

Daha kırılgan alan ise biyoteknoloji. Biyoteknolojik ilaçlar pazarın değerinin yaklaşık %20'sini oluşturuyor ama hacminin yalnızca %1'ini. 2025'te bu pazar 90 milyar lirayı aştı. Ülkede bu ilaçları üreten tesis sayısı ise 13. Kanser ve bağışıklık ilaçlarının önemli kısmı bu gruptan geliyor ve büyük bölümü ithal.

Ama bu kırılganlık aynı zamanda fırsat. İlerlenebilecek çok alan var. Örneğin, Abdi İbrahim firması teknoloji transferi ile ilk yerli monoklonal antikor ilacını hücreden itibaren Türkiye'de üretmeye başlıyor. Daha düne kadar serumdaki bildiğimiz NaCl bile ithaldi. Bu anlamda neleri önceliklendirelim noktasında “ilaçta yerli sanayiyi” öne çıkaran sivil toplum kuruluşlarının görüşlerine ayrıca değer verilmeli.

Danimarka'nın tek bir biyoteknoloji şirketi, Novo Nordisk, 2023'te 34 milyar dolar satışla ülkenin ihracatının neredeyse %10’unu yaparak ülke büyümesini neredeyse tek başına taşıdı ve Avrupa'nın en değerli şirketi oldu. İlaç sektörü 2023’te Danimarka mal ihracatının %24’ünü oluşturdu. Yani biyoteknoloji güvenlik olduğu kadar büyüme konusu da.

Bu başlıkta bağımlılık yalnız bizim sorunumuz sayılmaz. Avrupa Birliği, kendi Kritik İlaçlar İttifakı'nın (CMA) hesabıyla, ilaçlarındaki etken maddenin %80'e varan kısmını Çin ve Hindistan'dan alıyor, bu yüzden Kritik İlaçlar Yasası'nı çıkarıyor. Çin ve Hindistan birlikte dünya API üretiminin yaklaşık %55’ini gerçekleştiriyor. ABD etken maddeyi petrol gibi görmeye başladı, 26 kritik ilaç için 6 aylık stratejik API/etken madde rezervi kuruyor. Hindistan "dünyanın eczanesi" ama etken maddesinin %70'ini Çin'den ithal ediyor. Herkes aynı dersi çıkarıyor: nihai ilacı üretmek yetmiyor, hammaddesini molekülünü de üretmek gerekiyor.

Devletimiz de bu başlığa eğiliyor. 12. Kalkınma Planı ve Sağlık Bakanlığı "Üreten Sağlık Modeli" etken madde üretiminde stratejik dönüşüm hedefliyor. HAMLE programı ilaç ve aşıyı öncelikli alan sayıyor. Elbette her molekülü yerlileştirmek ne mümkün ne akılcı. Mesele, kritik listeyi doğru seçmek. Benim gördüğüm, beş yerde ilerlenebilir.

Birincisi, SGK'nın ödemelerini bir kaldıraç olarak kullanmak. Devlet en büyük alıcı. Yerli üretim taahhüdü vermeyen firma zaten listeden çıkarılabiliyordu. Ancak WTO nedeniyle bunda değişiklik yapıldı. WTO regülasyonuna uygun ama yerliliği zorlayacak düzenlemeler gerekiyor. Türkiye’de 2025'te piyasaya giren 342 ilacın 272'si yerli üretildi. Devletin satın alması bir araç olarak hammadde ve biyoteknolojik ilaçlara özel olarak derinleştirilmeli. Ürettiği ilaçta yerli etken madde veya yardımcı kimyasal kullanan şirketlere avantajlar sağlanmalı.

İkincisi, etken madde ve biyoteknolojiye odaklı bir yatırım programı. 13 tesisi çoğaltacak, yeni tesisleri teşvikle ve alım garantisiyle çekecek bir program. Salgında yerli inaktif aşı TURKOVAC'ı yaptık. mRNA gibi yeni platformlarda ise hâlâ açığımız var, o açığı kapatacak birkaç alan şampiyonu hedefi konabilir.

Üçüncüsü, kritik ilaç ve hammaddede stratejik stok. Enerjide nasıl rezerv tutuyorsak, birkaç yüz kritik molekülde ve ilaçta yıllık bazda düşünecek bir stok politikası kurulabilir.

Dördüncüsü ise ilaç şirketlerine verilen yatırım teşvikleri. Devlet ilaç üretiminde yatırımın önünü yıllardır açmış durumda ve alınacak makine ve ekipmana önemli teşvik ve hibeler sağlıyor. Bu makine ve ekipmanların yerli olanlarının yabancıya göre daha fazla teşvikiyle tesislerin teknik bileşenlerinin de yerlileştirilmesi sağlanabilir.

Son olarak da tamamen özel sektöre bağlı kalmamak. Devlet de kendi tesisleriyle en kritik başlıklarda üretime tekrar girmelidir. Hıfzıssıhha modeli acilen yeniden ayağa kalkmalıdır. Askeri ilaç sanayi de güçlendirilmelidir. Kapitalizmin ve serbest piyasanın insafına veya konumlanmasına güvenerek egemenlik olmaz. Sağlık, devletin müdahaleci ve destekleyici olması gereken bir alandır. Savaşa hazırlık sadece silahla olmaz. Savunma topyekündür.

Fransa örneği bir şeyi net gösteriyor. Egemenlik bilimsel altyapı ile, hammadde ve tesislerle kuruluyor. 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...