Enerji alanında Türkiye-Azerbaycan ilişkileri

YAYINLAMA:
Enerji alanında Türkiye-Azerbaycan ilişkileri

Enerji Alanında Türkiye-Azerbaycan İlişkileri

Dr. Cemil Doğaç İPEK

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki enerji ortaklığı, Türk dünyasının birlikte hareket ettiğinde neler başarabileceğini gösteriyor. Bakü’den Anadolu’ya uzanan boru hatları, kardeşliğimizin ekonomik karşılığını yıllardır ortaya koyuyor. Şimdi elektrik alanında hazırlanan projelerle bu ortaklığın kapsamı genişliyor. İki devletin birbirine duyduğu güven, bölgemizin geleceğini şekillendirecek yatırımlara zemin hazırlıyor. Bu tablo, Türkiye açısından haklı bir gurur kaynağıdır.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın 11 Eylül’de Bakü’de düzenlenen beşinci enerji forumunda açıkladığı üç proje, önümüzdeki dönemin yönünü gösteriyor. Nahçıvan üzerinden Türkiye’ye elektrik aktarılması, Türkiye-Gürcistan-Azerbaycan-Bulgaristan yeşil enerji koridoru ve Karadeniz’in altından Avrupa’ya uzanması planlanan elektrik hattı gündemde. Böylece petrol ve doğalgazla gelişen işbirliğinin elektrik ticaretine taşınması hedefleniyor.

İlk proje, Nahçıvan üzerinden Türkiye’ye ulaşacak elektrik bağlantısıdır. Bu bağlantı hayata geçirildiğinde Nahçıvan’ın enerji üretimi ve ticaretindeki imkânları genişleyebilir. Türkiye’nin Azerbaycan’la doğrudan sınırını oluşturan bu coğrafyanın ekonomik bakımdan güçlenmesi, iki ülkenin ortak menfaatinedir. Burada kurulacak her kalıcı altyapı, kardeşlik ilişkilerinin günlük hayata daha fazla yansımasını sağlayacaktır.

İkinci proje, dört ülkeyi buluşturacak yeşil enerji koridorudur. Bayraktar’ın “elektriğin TANAP’ı” ifadesiyle anlattığı girişim, Azerbaycan ile Türkiye’nin enerji tecrübesini yeni bir alana taşıma iradesini yansıtıyor. Mevcut altyapıdan başlayarak kapasitenin artırılması düşünülüyor. Bu yaklaşım, ülkelerin şebekelerini birbirine bağlayarak yenilenebilir elektriğin daha geniş pazarlara ulaşmasına imkân verebilir.

Üçüncü başlık, Karadeniz’in altından Romanya ve Macaristan’a uzanması öngörülen elektrik iletim hattıdır. Türkiye’nin bu projeye katılımı henüz kesinleşmiş değildir; Bakan Bayraktar, muhtemel katılımdan söz etmektedir. Ankara’nın bu seçeneği değerlendirmesi, Avrupa’nın enerji geleceğinde daha fazla söz sahibi olma iradesi açısından önemlidir. Bu seçenek, bölgesel enerji ticaretinde yeni ortaklıkların kurulmasına da zemin hazırlayabilir.

Bu yeni görünen gündemin arkasında yıllar içinde oluşmuş güçlü bir birikim bulunuyor. Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı ile Bakü-Tiflis-Erzurum doğalgaz hattı, Hazar kaynaklarını Türkiye’ye bağladı. TANAP ise Azerbaycan gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınmasında stratejik bir görev üstlendi. Geçmiş dönemlerde atılan temeller, bugün daha geniş bir ortaklık için sağlam bir hareket noktası oluşturuyor.

Cumhur İttifakı döneminin somut kazanımlarından biri de 5 Mart 2025’te açılan Iğdır-Nahçıvan Doğalgaz Boru Hattı’dır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in birlikte gerçekleştirdiği açılış, karşılıklı güvenin sahadaki karşılığını gösterdi. Nahçıvan’ın doğalgaz ihtiyacına Türkiye üzerinden cevap verilmesi, ilişkilerin vatandaşın evine, işletmesine ve üretimine dokunan boyutunu açıkça ortaya koymaktadır.

Enerji ortaklığının değeri, Türkiye ile Azerbaycan’ın birbirini tamamlayan imkânlarında saklıdır. Azerbaycan’ın kaynakları, Türkiye’nin büyük pazarı, sanayi kapasitesi ve ulaşım bağlantılarıyla buluşmaktadır. Yeni elektrik hatları bu tamamlayıcılığı geliştirebilir. Ortak yatırımların artması, mühendislerimize ve şirketlerimize yeni çalışma alanları açabilir; enerji arzının çeşitlenmesi ise üretimin sürekliliğine ve ekonomilerin dayanıklılığına katkı sağlayabilir.

Elektrik bağlantılarının tüketici açısından anlamı da açıktır. Ülkeler arasında alışveriş imkânı arttığında, üretimin talebi aştığı saatlerde fazla elektrik komşu pazarlara sunulabilir. İhtiyaç yükseldiğinde ise farklı kaynaklardan tedarik sağlanabilir. Uygun piyasa kuralları ve yeterli kapasiteyle desteklenen böyle bir düzen, arz güvenliğini güçlendirebilir. Bu nedenle iletim yatırımları, enerji diplomasisinin vatandaşın refahına uzanan parçasıdır.

Avrupa açısından bakıldığında da bu ortaklığın değeri artmaktadır. Kaynaklarını ve tedarik güzergâhlarını çeşitlendirmek isteyen ülkeler için Ankara ile Bakü güvenilir ortaklardır. İki devletin birlikte sunduğu çözümler, karşılıklı çıkarları güçlendirirken diplomatik hareket alanlarını genişletebilir. Böylece Türk dünyasının üretim kapasitesi uluslararası ilişkilerde daha fazla ağırlık kazanabilir.

Kanaatimce ilişkilerin ulaştığı ileri seviyede Cumhur İttifakı’nın sağladığı siyasi kararlılığın belirleyici bir payı vardır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Azerbaycan’la yakın işbirliğini geliştiren diplomasisi ile Devlet Bahçeli’nin Türk dünyasının birliğini önceleyen siyasi çizgisi, ortak hedefleri güçlendirmektedir. Cumhur İttifakı sayesinde bu kardeşlik, Türkiye’nin dış politikasında daha güçlü bir siyasi destek ve uygulama zemini kazanmıştır.

Bu ilerlemenin en açık göstergelerinden biri, 15 Haziran 2021’de imzalanan Şuşa Beyannamesi’dir. İlişkilerin müttefiklik seviyesine yükselmesi, enerji yatırımlarını da besleyen uzun vadeli güveni pekiştirmiştir. Ankara ile Bakü arasındaki uyum, büyük projelerin gerektirdiği süreklilik bakımından kıymetlidir. Türk milliyetçiliği açısından bu gelişme, tarihî sorumluluklarımızla devletlerimizin güncel ihtiyaçlarının aynı istikamette buluşması anlamına gelmektedir.

Bu nedenle Cumhur İttifakı döneminde Türkiye’nin Türk dünyasıyla ilişkilerinin altın çağını yaşadığı kanaatindeyim. Türk Devletleri Teşkilatı bünyesindeki kurumsal işbirliği ve 2021’de kabul edilen Türk Dünyası 2040 Vizyonu, ortak geleceğin devletler düzeyinde planlandığını gösteriyor. Türkiye-Azerbaycan ortaklığı, bu geniş işbirliğinin en güçlü dayanaklarından biridir. Enerji projeleri de ortak hedeflere ulaşmanın maddi imkânlarını büyütmektedir.

Bakü’deki açıklamaların Kazakistan ve Özbekistan’la bağlantı kurulması ihtimaline işaret etmesi ayrıca değerlidir. Hazar’ın doğusundaki üretim imkânlarının Azerbaycan ve Türkiye üzerinden daha geniş pazarlara bağlanması, Türk dünyasının ekonomik ağırlığını artırabilir. Böyle bir gelişme, kardeş ülkelerin birbirlerinin kalkınmasına daha fazla katkı sağlamasına ve ortak yatırımların coğrafi kapsamının genişlemesine yardımcı olacaktır.

Önümüzdeki hedef, bu siyasi iradeyi düzenli ilerleyen projelerle kalıcılaştırmaktır. Finansman modellerinin hazırlanması, şebeke uyumunun sağlanması ve yatırım takvimlerinin netleştirilmesi önem taşıyor. Üniversitelerimizin ve enerji şirketlerimizin ortak araştırma programları geliştirmesi de süreci destekleyebilir. Elektrik depolama, verimlilik ve yerli ekipman üretimi alanlarında kurulacak ortaklıklar, enerji ticaretinden elde edilen faydayı teknoloji ve istihdamla büyütebilir.

Türkiye ile Azerbaycan’ın birlikte başardıkları, gelecekteki projeler için güçlü bir referanstır. Cumhur İttifakı’nın millî hedefler etrafında sağladığı kararlılığın bu ortaklığı daha ileri taşıyacağına inanıyorum. Ankara ile Bakü arasındaki her yeni bağlantı, Türk dünyasının birlikte üretme ve birlikte kalkınma imkânını artıracaktır. Kardeşliğimizin gücü, evlerimizi aydınlatan, fabrikalarımızı çalıştıran ve gelecek nesillerimize güven veren eserlerde yaşamaya devam edecektir.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...