Nasıl olsa altı tane var
Sizin ki de dert mi canım, paylaşın gitsin… Nasıl olsa altı tane var.
Müteveffa Selahattin Duman’ın dediği gibi “altı kazık” … İki tarafa yeter de artar bile. Üçünü siz alın, diğer üçünü de onlar… Böylece meseleyi kavgasız gürültüsüz halletmiş olursunuz.
Hem böyle daha iyi olur. Tam “sosyalist” işi… Eski kulağı kesik komünist arkadaşlarınıza da bir güzellik, ne bileyim bir kıyak yapmış olursunuz. Gerçi “sosyal demokratlık” başka bir halt ama olsun, idare edersiniz artık.
Ne yani, lüküs VİP araçlarda fiskilerinizi yudumlarken söylediğiniz marşların videolarından daha mı kötü?... Paylaştık dersiniz, eşitlik dersiniz, üretim kazıklarının adil dağıtımı (ÜKAD) dersiniz, falan filan işte…
***
Bu arada biz de epey “sosyalist teorisyen” olduk sayenizde…
Kolaymış bu iş yahu!...
Zamana göre, evirip çevirip başına da “paylaşım eşitlik, adalet, emek ve özgürlük” kelimelerini eklediniz miydi, olup bitiyormuş… İşte yaptım oldu. İki CHP: Üç kazık ona, üç kazık buna…
İştirakçi Hilmi, Kıvılcımlı, Belli ve Boran’dan sonra bizim de ismimizi yazarsınız artık… Çok şey mi istiyorum?
***
Zaten sizin bu zamana kadar yaptığınız da neydi ki? Taşra Tipi bir ABD solculuğu... CHP’li arkadaşlar kızacak ama doğrusu da bu. Tamamıyla bir Kasım Gülek düzeneği…
Sahi kimdi bu Mister Gülek?... Hain Fethullah Gülen’in Hocası, Moon Tarikatı Türkiye Temsilcisi ve Esaslı bir Amerikan Muhibi…
Eee, ne yapmıştı bu Gülek Efendi? Ne yapacak, CHP’de yaklaşık on yıl Politbüro Genel Sekreterliği…
NUR TOPU GİBİ İKİ CHP
Nur Topu gibi iki CHP… Bence çok iyi oldu. Düşünsenize Sosyalist Enternasyonal’de ve İlerici İttifak’ta iki temsilcimiz dünyadaki emek sermaye çelişkisini ortadan kaldırmak için mücadele edecek, fena mı?
Forsa bakar mısınız hele?… Bankerler Şehri Londra’da ve Almanya’daki ABD şehri(!) Leipzig’te ikişer temsilcilikleri olacak arkadaşlarımızın… Herkese nasip olmaz.
Hem yakıştı da bizim müteahhit-bürokrat partisine… Tıpkı Özdemir Asaf’ın aforizmik şiiri; “İki, Eşittir Bir” gibi… (Bu kısa şiir çok anlamlıdır. Tasavvufi bir mana içerir).
***
Ne diyorduk?... Hah şimdi hatırladım mirim, bu CHP’yi anlamak için eski yazıyı bilmeye, arkeolojik kazı yapmaya, ya da ne bileyim, falcıya gidip encamını okutmaya lüzum oktur. Zira CHP esasen tam da böyle bir şeydir. Çelişkidir, çatışmadır ve dahi kargaşadır.
Meseleyi Rahmetli Atatürk’e götürmeye kalkacak olurlarsa da aldırmayınız. Atatürk bunlardan beridir. Fakat İsmet Paşaya getirirlerse de telaşa kapılmayın. Zaten İnönü daha 5 Kasım 1972’de CHP’den istifa etmişti!
TATAR ÖZGÜR
Geçenlerde Türk Siyasi Edebiyatına şöyle mazmun bırakmıştı Özgür Özel, “Bizim adımız Tatar Ramazan, biz oyunu bozarız”… Eh gülmeyelim de taşa mı dönelim… “Tutmayın küçük enişteyi” pardon Tatar Özgür Ağabeyi… Gitsin bozsun oyunu…
Zor tabii. Birden bire tılsım bozuldu. Sıva çatladı, sular içeri sızdı… Bay İmamoğlu’nun gölge karakteri olarak hileyle elde ettiği oyuncakları elinden alındı.
BİLGELİK VE TECRÜBE
Tabii ki hicvetmek de bir yere kadar. Çünkü işin içinde Türkiye var…
Lider Devlet Bahçeli Beyefendi’nin geçtiğimiz gün tecrübe ve bilgeliği ile CHP için açıkladığı yol haritası ve taraflara salık verdiği sağduyu gerçekten çok önemli.
Siyasi Partilerimizin önceliğinin Türkiye olması, ilke ve etik kaideler merkezinden hareketle politika üreterek hayatını sürdürmesi mühim.
Sayın Bahçeli’nin bilhassa “İç cepheyi tahkim etmeye çalıştığımız bu süreçte CHP üzerinden Türk siyasetinin istikrarsızlığa sürüklenmesi kabul edilemeyecek bir durumdur. Cumhuriyet'le yaşıt bir partinin bölünmesine sebebiyet vermenin yükü ağır olacaktır.(!) CHP Türk siyasetinde önemli bir kitleyi temsil etmektedir ve Türkiye'nin güçlü bir muhalefete, sorumluluk sahibi ve uzlaşmacı siyasi partilere ihtiyacı vardır.” İfadesi ve konuyu bütün yönleriyle kuşatan açıklamaları meseleye nereden bakılması gerektiğinin net bir şekilde gösteriyor. Dileriz dikkate alırlar…
***
Hayırlı pazarlar Efendim