Bizimkiler endemik
Yoo, ciddi söylüyorum… İsviçreli Bilim Adamları gerçekten bunu da yapmışlar!
Tabii siz bilimsel makalelerin kıymetini bilmediğinizden hep karavana atıyorsunuz bu haberlere. Evet, yapmışlar; Türkiye’deki Sosyal Demokratların durumunu tartışmışlar.
***
Yoldaşlar da gidiyor birer birer… Sessiz sedasız çekiliyorlar cemiyet hayatından…
Eskiden ne büyük saltanatları vardı oysa… Memleketin en büyük gazetelerinde onların borusu öter, en çok reyting alan televizyonlarının kaptan köşklerinde onlar otururlardı.
Eski gelenekleri şarap yerine viski içerler, Jack Daniels’tan da zinhar aşağı düşmezler, tabiri caizse “aşağı damın samanından yemezlerdi.”
Ne günlerdi ama… Yatlarla boğaz turu atarken görüntülenir, NATO komutanları, holding sahipleri, dış temsilciler, milletvekilleri, bakanlar ve başbakanlarla ne kadar samimi oldukları yazılır çizilirdi…
O balo sizin, bu davet bizim gezerken en küçük ihalelerden en önemli yasalara kadar her türlü konu onlara danışılarak karara bağlanırdı.
Doksanlı yıllar bir bakıma eski yoldaşların sosyal demokratlık zirvesine oturduğu yıllardı.
Nereden nereye… Şimdi gittikleri doğum günü partilerinde bir araba dayak yiyorlar… Eh ahlak meselesi ne diyelim…
***
Olmadı işte… Sosyal Demokrasi kapitalizmi sınırlayacak, emperyalizmi durduracaktı… Sınıfsız, sömürüsüz, yabancılaşmamış bir topluma doğru bir ilerleme olacaktı, olmadı. Emekler boşa gitti. Kavgalar, savaşlar, diyalektik mücadeleler haybeye savruldu…
İki binli yıllar Sosyal Demokratlar açısından tam bir kırılma ve parçalanma dönemi oldu… DSP eriyip gitti. CHP sorunu anladı; bıçkın kapitalistlere, engel tanımayan müteahhitlere kapılarını açtı. Yetmedi dini yönden gayret sarf etmeye başladı. Cuma nemazları, kandil kutlamaları, Şeker Bayramı yerine Ramazan Bayramı ifadelerinin kullanılması gırla gitti.
Lakin çöküş durdurulamadı. Skandallar ardı ardına patladı. İSKİ’yi unutturan nice yolsuzluk ortaya çıktı. Yönettikleri belediyelerin hepsi borç batağında olmasına rağmen zimmet, rüşvet ve irtikaptan bir adım dahi geri durmadılar. Şişkin Banka hesapları, sahip oldukları sayısız tapular, son model araç koleksiyonları, lüksün ötesinde şatafatlı hayatlar ve paha biçilemez otellerde tatiller derken Türkiye’deki sosyal demokrasinin geldiği nokta dikkatleri üzerine çekti.
Hal böyle olunca da İsviçreli Bilim Adamları duruma el koymak zorunda kaldı.
E haklılar da… Dünyanın “endemik sosyal demokratlarının” başına bir şey gelir de soyları tükenirse küresel denge yara alacaktı!
Zira Türkiye’deki Sosyal demokratların dünyada eşleri ve benzerleri yoktu. Müzelik olan komünist Marksistlerden hem ayrışıyorlar hem de onların sloganlarını atıyorlardı. Milliyetçi-Türkçü Atatürk’ü dillerinden düşürmüyor buna da ulusalcılık ismini takıyor, sonra da etnik-bölücülük yapıyorlardı… Haktan, emekten ve işçiden yana olduklarını söyleyip yolsuzluk yapan yerel yöneticilere destek oluyorlardı. Bu tip sosyal demokratlar emsalsizdi. Bir şeyler yapmak lazımdı… Sosyal laboratuvarlar, psikolojik kuramlar, fanuslar, ispirto ocakları, deney tüpleri derken araştırmalar ve tartışmalar gırla gitti.
Günler süren araştırmalar sonunda şu kanaate vardılar. “Şşşt sakın dokunmayın, aman diyim, kendi hallerine bırakın”…
***
Hayırlı Pazarlar Efendim.