Denizden havaya yeni baskı alanı

YAYINLAMA:
Denizden havaya yeni baskı alanı

Rusya-Ukrayna savaşı geride bırakılan dört yılı aşkın süreç içerisinde yalnızca cephe hattında yürütülen konvansiyonel bir savaş olmaktan çoktan çıkmış durumdadır. Karadeniz’de ticari gemilerin güvenliğinin tartışmaya açılması, insansız hava araçlarının giderek daha etkin kullanılması ve son olarak Rus hava sahasının sivil havacılık açısından riskli hâle geldiğine yönelik açıklamalar, savaşın etki alanının her geçen gün genişlediğini göstermektedir.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski’nin Rusya’ya uçuş gerçekleştiren havayolu şirketlerine seferlerini durdurmaları yönünde çağrı yapması riskin giderek derinleştiğini göstermektedir. Zelenski her ne kadar Ukrayna’nın sivil yolcu uçaklarını hedef almayacağını ifade etse de başlatılacak yeni insansız hava aracı programının Rus hava sahasını güvenilir olmaktan çıkaracağını açıkça dile getirmiştir. Ukrayna’nın konuyu Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü’ne taşıması ise meselenin yalnızca uluslararası sivil havacılığı doğrudan ilgilendiren yeni bir boyuta ulaştığını göstermektedir.

Kaldı ki yapılan açıklamanın sahada karşılık bulması da uzun sürmemiştir. Türkiye merkezli Pegasus’un Rusya hatlarındaki bazı seferlerini teknik ve operasyonel nedenlerle iptal etmesi, savaşın oluşturduğu güvenlik algısının üçüncü ülkelerin sivil ulaşım faaliyetlerini dahi etkileyebilecek noktaya geldiğinin önemli göstergelerinden birisi olmuştur.

Burada dikkat çeken bir diğer önemli husus zamanlamadır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Kırgızistan’da gerçekleştirilen Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi kapsamında bir araya geldiği dönemde Zelenski’nin Rus hava sahasına ilişkin böylesi bir açıklamada bulunması dikkatle okunmalıdır. Nitekim Erdoğan-Putin görüşmesinin ana gündemlerinden birisini Karadeniz’de yaşanan gelişmeler ve seyir güvenliği oluşturmuştur.

Dolayısıyla Karadeniz’de gemilerin güvenliği tartışılırken hemen ardından Rus hava sahasının sivil uçuşlar açısından tartışmalı hâle getirilmesi, savaşın denizden havaya doğru genişleyen yeni baskı alanlarını ortaya çıkarmaktadır. Bu gelişmeleri birbirinden bağımsız şekilde değerlendirmemek gerekir. Esas mesele, savaşın askeri hedeflerin ötesine geçerek ticaret, ulaşım ve günlük hayatının işleyişini etkileyecek alanlara doğru genişlemesidir.

Karadeniz’de ticari gemilerin hedef hâline gelmesi nasıl bölgesel ticaret ve enerji güvenliğini ilgilendiriyorsa Rus hava sahasının güvensiz hâle gelmesi de küresel havacılık şirketlerinden sigorta sektörüne kadar geniş bir alanı doğrudan etkileyecektir.

Türkiye açısından mesele daha da hassastır. Hem Karadeniz’e kıyıdaş bir ülke olmamız hem de bu sahadaki güvenliğin sağlanması hususunda en önemli aktör olmamızın yanı sıra Rusya ve Ukrayna ile sürdürülen ekonomik, ticari ve diplomatik ilişkiler Türkiye’yi savaşın genişleyen etki alanından doğrudan etkilenebilecek ülkelerin başına koymaktadır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Putin ile görüşmesinde Karadeniz’de sivil deniz taşımacılığının güvenliğini gündeme taşıması bu nedenle önemlidir. Çünkü savaşın bundan sonraki aşamasında temel sorun yalnızca cephede kimin ne kadar alan kazandığı olmayacaktır.

Asıl tehlike, savaşın Karadeniz’de ticari gemilerden Rusya üzerindeki sivil hava trafiğine kadar genişleyerek bölgesel ulaşım ve ticaret sistemini felç edebilecek bir güvenlik krizine dönüşmesidir.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...