Netanyahu'nun BM kürsüsündeki çaresizliği, acizliği ve sapkınlığı

YAYINLAMA:
Netanyahu'nun BM kürsüsündeki çaresizliği, acizliği ve sapkınlığı

Sapkın Siyonistlerin önderi Netanyahu, yaptığı katliamlarla ve Gazze’de uyguladığı soykırımla İsrail’i dünyada günden güne yalnızlaştırdı. Netanyahu’nun Birleşmiş Milletler toplantısında konuşmak için kürsüye çıktığı esnada, salonun büyük oranda İsrail’e duyulan tepki nedeniyle boşaltılması bunun örneğidir. 77 ülkenin salonu terk ettiği söyleniyor. İsrail medyası bile Netanyahu’nun BM Genel Kurulundaki konuşmasını “boş bir salonda ve yalnızlığın hâkim olduğu bir atmosferde” yaptığı ve Netanyahu’nun “kendisini dinlemeyen bir dünyaya” seslendiği şeklinde aktardı. İsrail Başbakanı’nın konuşmasını “kibirli, saldırgan ve vizyondan yoksun” şeklinde değerlendiren ve Netanyahu’nun son üç yılda İsrail’i sürüklediği diplomatik ve stratejik çöküşün ülkeyi dünyadan her alanda kopma noktasına getirdiğini vurgulayan İsrail medyası, gelinen noktaya böyle bakıyorsa dünyanın İsrail’e aldığı tavrın çok doğal ve yerinde olduğu anlaşılmaktadır.

İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği katliam ve soykırımın hiçbir dinde, hiçbir dilde, hiçbir vicdanda kabul edilir bir yönü yoktur. İsrail, bu süreçte sadece Gazze’yi değil, bölgede birçok ülkeyi hedef alarak niyetinin dünyayı kaosa sürüklemek olduğunu her yönüyle ispatlamıştır. Sapkın Siyonistler, insanlığı sadece Gazze’de hedef almamıştır. Suriye, Yemen, Lübnan, Katar, İran gibi ülkelere saldırarak dünyanın istikrarını bozmuştur. İran’a saldırı da İsrail’in başının altından çıkmış ve Yahudi lobileri Trump’ı da bu savaşa ikna ederek yaklaşık bir yıldır dünyanın enerji ve ticaret sistemini bozmuştur. Bugün dünyanın ticaret yolunda, Hürmüz Boğazı’ndaki kaosun başlıca sebebi İsrail’in bölgedeki yayılmacı ve işgalci hedefleri ile kendi sapkın düşüncelerindeki paranoyalardır.

BM salonunda dünya sırtını İsrail’e bu sebeplerden döndüğü hâlde, Netanyahu hâlâ “daha fazlası kapıda” diyerek İran’ı tehdit etmiş ve bu kaos düzenini genişleteceği imasında bulunmuştur. Netanyahu, “İran’da sivilleri, aileleri, babaları, anneleri ve çocukları hedef aldık. Onları öldürdük.” diyerek itirafta bulunacak kadar ruh hastasıdır.

Elbette İsrail’in yaptıkları, yapacaklarının garantisi durumundadır. Fakat İsrail’in bu sapkınlığının sürdürülür hâli yoktur.

Dünyada nefret figürü hâline gelmiş Netanyahu, BM kürsüsüne elinde bomba olarak kullandığı cihazla çıkıp, “Çağrı cihazlarını hatırlıyor musunuz? Bu şeyleri hatırlıyor musunuz? Onları hatırlıyor musunuz? Şunu söyleyebilirim ki, Hizbullah kesinlikle onları hatırlıyor.” cümleleriyle hâlâ tehdit ederek, hâlâ dünyaya korku vermeye çalışıyor.

İsrail medyasının son yazdıklarına göre Netanyahu, İsrail içinde de dünyanın ona baktığı gibi bakılmaktadır. Netanyahu’nun kanlı politikaları, İsrail’in dünyada tecrit edilmesini sağlamıştır.

İsrail’de önümüzdeki ay seçimler yapılacak ve yapılan anketlerde Netanyahu’nun gerilere düştüğü söylenmektedir. Netanyahu bu yüzden bozuk psikoloji içindedir. İsrail halkı üzerindeki desteğini kaybetmesi, onu güvenlik politikalarında daha azgın hâle getirmektedir. BM kürsüsüne bomba olarak kullandıkları çağrı cihazıyla çıkması, İran’ı İsrail karşısında tehlike gösterip tehdit etmesi, hızını alamayıp Türkiye’ye “Yahudi karşıtı yalanların süper yayıcısı hâline gelen son ülke Türkiye. Erdoğan da bir tiran. Kendisi aynı zamanda Hamas’ın terör elebaşlarına da ev sahipliği yapıyor.” şeklinde bulaşması ve salonu terk eden ülkeler üzerinden “Henüz ayrılmamış başka ‘ahlaki korkaklar’ varsa salonu terk etsin.” sözlerini söylemesi; bozuk psikolojisinin, çaresizliğinin ve sapkınlığının ortak yansıması olmuştur.

Netanyahu elbette bir gün bu yaptıkları katliamların, gerçekleştirdiği soykırımın hesabını verecektir. Fakat bundan sonra kanlı politikalarını uygulama alanı ve sapkın Siyonistliğini yaşatma iradesi bulamamalıdır.

“Öldürmek için Gazzeli bebek arıyoruz” diyen, zevk uğruna Gazzelileri öldüren, öldürdüğü çocukların oyuncaklarıyla poz veren Siyonist askerlerin videolarını tüm dünya görmüşken, “Dünyanın en ahlaklı ordusu İsrail ordusu” diye BM kürsülerinde savunan Netanyahu denen sapkına verilen her nefes, insanlık için utanç ve rezalettir.

Netanyahu, BM kürsüsüne çıkarken salonu boşaltan her ülke, insanlık adına şerefli bir duruş sergilemiştir. Böyle bir yaratığa tepki göstermeden salonda onu dinlemek için duranlar da çok geç olmadan insanlığın yanında yer alarak bu katliamcı ve soykırımcı katile artık haddini bildirmelidir. İsrail ile hangi ticaret yapılırsa yapılsın, onunla yakınlık hangi boyutta olursa olsun, hiçbir ülke onun yanında tarihini lekelememelidir.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...