“Bizi görmeyin, sadece fon vurgununu görün” oyunu

YAYINLAMA:
“Bizi görmeyin, sadece fon vurgununu görün” oyunu

Türkiye’nin ana gündemlerinden biri de FON vurgunu…

Son yıllarda rüşvet, yolsuzluk ve vurgun iddiaları üzerinden gerçekleştirilen operasyonlara baktığımızda, bu alanda dikkat çekici bir yoğunluk yaşandığı görülüyor.

CHP’li (Yeni Parti) odaklı belediyelerdeki yolsuzluk ve rüşvet iddiaları gündemdeyken, son olarak aralarında Fatma Betül Sayan Kaya gibi AK Parti yöneticilerinin de bulunduğu isimlerin yer aldığı soruşturmalarla birlikte, “fon vurgunu” da Türkiye’nin gündemine daha güçlü biçimde girmiş bulunuyor.

Fakat bu konularda dikkat çeken önemli bir fark da var.

Özgür Özel, yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla gündeme gelen CHP’li belediyelere sahip çıkarken, Cumhur İttifakı içinde ise Fatma Betül Sayan Kaya’nın adının geçtiği “fon” soruşturması konusunda bir kişinin dahi çıkıp sahip çıktığı, “Olay kapatılsın” dediği görülmedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süreçle ilgili olarak, “Biz yanlış yapanla, nefsine yenik düşenle vedalaşır, yolumuza güçlenerek devam ederiz. Devletin, milletin malına el uzatanla bizim işimiz olmaz.” dedi.

Bu açıklamadan önce Fatma Betül Sayan Kaya, AK Parti’deki görevlerinden istifa ettiğini açıklamıştı. Öte yandan, hisselerinden elde ettikleri 2,2 milyar lirayı Hazine’ye iade ettiklerine ilişkin iddialar da gündeme geldi. Ayrıca Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin mal varlıkları hakkında dondurma kararı verildiği bildirildi.

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan bu tavrı ortaya koyarken, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli de FON soruşturmalarıyla ilgili yaptığı açıklamada, “Hukuksuzluğa tevessül eden, kamu malına, yetim hakkına el uzatan kim veya kimler varsa kuşkusuz hesabını hukuk önünde vermelidir. Defaatle söylediğimiz gibi siyasette aklanma ve arınma sağlanmalı, kimse töhmet altında kalmamalı; diğer yandan da sorumlular hukuk önünde hesabını vermelidir.” diyerek kararlılığını gösterdi.

Sayın Devlet Bahçeli, MHP’nin bu konudaki duruşunu ise “Milliyetçi Hareket Partisi, milletimizin hak ve hukukunu sonuna kadar korumaya kararlıdır.” sözleriyle ortaya koydu.

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin bu konulardaki hassasiyet ve titizliğini, MHP içerisinde yaşanan birçok olayda ortaya koyduğu tavırla Türkiye’de herkes görmüştü.

Kendi yoldaşlarının yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla karşı karşıya kaldığı süreçlerde “Bizde rüşvet yok, irtikap yok, yalan yok, zimmet yok, yolsuzluk yok. Bize karşı iftira var.” anlayışını savunarak, başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere CHP’li belediye başkanlarına siyasi destek vermek için kendini paralayan Özgür Özel, şimdi ise “fon vurgunu” üzerinden iktidara ahlak ve siyaset dersi vermeye kalkıyor; sanki bu konularda son derece hassasmış gibi bir görüntü ortaya koyuyor.

Özgür Özel, CHP’li belediyelerde rüşvet, yolsuzluk ve ahlaksızlık namına adeta geçit töreni düzenlenirken, bir gün çıkıp da “Kim rüşvete, yolsuzluğa, ahlaksızlığa bulaştıysa hesabını versin.” diyemedi. Bunu yapmadığı gibi, il il, ilçe ilçe gezip yapanları savunan mitingler düzenledi.

İtirafçıları geçtik; İBB dosyasında yargılanan sanıklar, mahkeme salonunda Ekrem İmamoğlu’nun yüzüne bakarak rüşvet verdiklerini anlatıyor. Ekrem İmamoğlu’nun 12 yıllık danışmanı rüşvet çarkını kalem kalem anlattığı hâlde, hiçbir utanç duymadan Silivri’ye olayların üzerini kapatma, örtbas etme kamp çadırı kuran Özgür Özel, “Fon soruşturması” için kameraların karşısına geçerek yine siyasi manipülasyon yapma gayreti veriyor.

“Bu işlerin sizi-bizi olmaz; kim rüşvete, yolsuzluğa, vurguna karıştıysa herkes hesap versin.” diyemeyen Özgür Özel, hâlâ kendine siyasi prim yapma ve cezaevindeki yoldaşlarını kurtarma gayreti veriyor.

Onun hiçbir konuda hassasiyeti olmadığı alenen ortadadır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu ikiyüzlülüğe karşı, “İstanbul'u soyanlara sahip çıktılar. Hırsız, yolsuz, dolandırıcı, şantajcıya sahip çıktılar. Daha bizim burada söylemeye edebimizin el vermediği türlü kepazelikleri, rezillikleri yapanlara yüzleri kızarmadan sahip çıktılar. Şimdi çıkmış, kapkara sicillerine bakmadan ahlak dersi, siyasi etik dersi vermeye kalkıyorlar. Onlara diyorum ki; hadi oradan! Siz bu milleti kendiniz gibi balık hafızalı mı sandınız? Siz önce bir aynaya bakın, arının, içinizdeki çürükleri ayıklayın; şayet etrafınızda hâlâ birileri kalırsa, sonra çıkıp bize akıl vermeye cüret edin.” şeklinde bir hatırlatma yaparken, MHP Lideri Devlet Bahçeli de “Belediyelerdeki yolsuzluk ve ahlaksızlıklar diz boyuna çıktığı hâlde sesini çıkarmayanlar…” sözleriyle bu konuda ikiyüzlü tutum takınanları eleştirdi.

Sosyal medyada dikkat edin: CHP’li belediyelerdeki yolsuzluk ve rüşvet iddialarını hatırlatarak FON vurgunu hakkında eleştiri getirdiğinizde çıldıranlar var.

Ben yazımda FON vurgunuyla ilgili olarak şöyle demiştim:

“Türkiye’de vatandaş ekonomik sıkıntıları iliklerine kadar yaşarken, bu sıkıntılar nedeniyle intiharlar yaşanırken, siyasilerin karıştığı yolsuzluk, rüşvet ve vurgun olayları toplumdaki adalet, güven, dayanışma ve umut duygularına büyük darbe vurmaktadır. Mesele şu partili, bu partili meselesi değildir. ‘Yöneten böyleyse, yönetilen ne yapsın?’ sorusu, toplumdaki çürümeyi daha geniş bir alana yayar. Bu yüzden toplumdaki sosyal adaleti düşünen herkesin öncelikli görevi, bu çürümeyi önlemek olmalıdır.

Ortaya çıkarılan fon vurgununda kimlerin sorumluluğu varsa hukuk önünde hesap vermeli, yüz binlerce mağdurun durumu da hukuk çerçevesinde bir çözüme kavuşturulmalıdır. Bu konu ne üstü kapatılacak ne de siyasi istismara malzeme edilecek bir konudur. Ortada çok büyük bir vurgun ve mağduriyet vardır.

Fon vurgununa adı karışan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, partideki görevlerinden istifa etti. Şimdi onun ve adı bu olaya karışan başkalarının hukuk önünde vermesi gereken bir hesap varsa, sonuna kadar vermeleri gerekir. Siyasi imtiyaz kimseye tanınmamalıdır.”

Bunları söylediğim hâlde, Yeni Parti, FETÖ ve birbirine bağlı unsurlar, adeta “Bizi yolsuzluk ve rüşvet olaylarımızı niye hatırlatarak bunu yapıyorsun?” dercesine sahte hesaplarla saldırıya geçtiler…

Kendilerini haklı çıkarmak için öyle cümleler kuruyorlar ki, her eksiklikleri bir yana, akıl fukarası oldukları da çok net gözüküyor.

Onlara göre “Yolsuzluk, hırsızlık, vurgun yapan hangi partili olursa olsun, herkes hesap versin.” demek suç…

Buradaki niyet ne?

Buradan muhalefetin hırsızlığını örtbas ederek iktidar olma arayışı ve istismarı…

Bu oyunu da görmek lazım.

Türkiye üzerinde siyasi hesap yapanlar, kendi vermesi gereken hesapları vermeyip başka hesap vermesi gerekenler üzerinden yol almaya çalışıyor. İkiyüzlülük budur işte…

Belediyelerdeki yolsuzluk ve rüşvet olaylarında bir Özgür Özel’in ve muhalefetin tutumuna, bir de Cumhur İttifakı’nın “fon vurgunundaki” tutumuna bakın… Buradaki ikiyüzlülüğü iyi anlarsanız, Türkiye’yi koruma iradeniz daha güçlü hâle gelir.

Türkiye’de vatandaşlarımız ekonomik sıkıntılar içindeyken, rüşvet, yolsuzluk, hırsızlık ve vurgun yapan her kim olursa olsun, hesabını en ağır şekilde vermelidir. Ortak mücadele, ortak kararlılık bu olmalıdır.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...