Kişiye ve partiye göre vurguna bakışınız mı değişiyor?

YAYINLAMA:
Kişiye ve partiye göre vurguna bakışınız mı değişiyor?

Türk siyasetinde öteden beri “Benim hırsızım, rüşvetçim, vurguncum suçsuz; senin hırsızın, rüşvetçin, vurguncun suçlu” anlayışını hâkim kılmaya çalışanlar olmuştur. Bu anlayış, yalnızca bir çelişkiyi değil, aynı zamanda ciddi bir ahlaki ve hukuki garabeti de yansıtmaktadır. Böyle bir anlayış varlığını sürdürdüğü müddetçe adaletin sağlıklı ve eşit biçimde işlemesi mümkün olmayacak; adalet, kör topal yürümeye devam edecektir.

Oysa hukukun ve ahlakın ölçüsü; failin kim olduğuna, hangi siyasi görüşe sahip bulunduğuna veya hangi siyasi aidiyet içinde yer aldığına göre değişmemelidir. Yanlış, kimden gelirse gelsin yanlıştır; suç, kim tarafından işlenirse işlensin suçtur. Adaletin gerçek anlamı da tam olarak burada başlar.

Ortaya çıkan “Fon Vurgunu”nun ardından, bu anlayışın sahipleri de iyot gibi açığa çıkmaya başlamıştır.

Muhalefetin, içinde AK Partili yöneticilerin de bulunduğu iddiaları nedeniyle “Fon Vurgunu” üzerinden iktidara yüklenmesi elbette en doğal siyasi hakkıdır. Ancak yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla anılan bir siyasi yapı, “Biz tertemiziz” görüntüsü vermeye çalışarak bunu yapamaz. Hele ki kendi çevresindeki benzer iddiaları görmezden geliyor, yalnızca karşı tarafın yolsuzluk iddialarını gündeme taşıyorsa, ortaya çıkan tablo ikiyüzlülükten ve siyasi pişkinlikten başka bir şey değildir.

Yeni Parti, tam da bu anlayışın sözcülüğünü yapar hâle gelmiştir. Son yıllarda CHP’li (Yeni Parti) belediyelerde yolsuzluk, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve yandaşları zengin etme yönündeki iddialar kamuoyunun gündemine taşınmışken, bütün bunlar yaşanmıyormuş gibi davranıp yalnızca “Fon Vurgunu” üzerinden siyasi bir rant seferberliği yürütmek, olsa olsa “cambaza bak” oyunudur.

Üstelik ortaya birçok görüntü, belge, delil ve itiraf çıktığı hâlde, “Bizde rüşvet yok, irtikâp yok, yalan yok, zimmet yok, yolsuzluk yok; bize karşı iftira var.” diyen bir Özgür Özel profili, bütün bu tablo ortadayken “Fon Vurgunu” üzerinden nasıl yorum yapabiliyor?

Keza CHP’li belediyelere yönelik yolsuzluk ve rüşvet iddiaları karşısında hiçbir eleştiri getirmeyen Müsavat Dervişoğlu, Ümit Özdağ ve Yavuz Ağıralioğlu gibi isimlerin, bugün Özgür Özel’in bu politikalarını güçlendirecek şekilde “Fon Vurgunu” üzerinden nutuklar attığına şahit oluyoruz.

Peki, bu siyasiler CHP’li belediyelere yönelik yolsuzluk ve rüşvet iddiaları karşısında neden süt dökmüş kediye dönüyorlar? Hepsinin Ekrem İmamoğlu’nun İBB Başkanı seçilmesinde pervane olması bunun elbette bu tepkisizliğin ana sebebidir?

Hatta Müsavat Dervişoğlu, eleştirmek bir yana, İBB’de “asrın yolsuzluğu” olarak nitelendirilen iddialar kapsamında tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu’nun baba evini ve konutunu geçtiğimiz yıl ziyaret ederek ailesine destek mesajları vermişti.

Şimdi sormak gerekiyor:

Hukuk ve ahlak söz konusu olduğunda ölçü neden değişiyor?

Bir tarafta kıyameti koparanların, diğer tarafta suskunluğa bürünmesi nasıl bir adalet anlayışıdır? Size göre “Fon vurgunu” taşlanması gereken, asrın yolsuzluğu olarak anılan İBB’deki yolsuzluk ve rüşvet olayları da örtbas edilmesi gereken suçlar mıdır?

Eğer mesele gerçekten yolsuzlukla, rüşvetle ve kamu kaynaklarının kötüye kullanılmasıyla mücadeleyse, ölçü neden kişiye, partiye veya siyasi aidiyete göre değişmektedir?

Adaletin ölçüsü birileri için başka, diğerleri için başka olduğu sürece “Benim hırsızım suçsuz, senin hırsızın suçlu” anlayışından kurtulmak mümkün olur mu?

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, madem İBB’deki rüşvet ve yolsuzluk iddialarını yok hükmünde sayarak Ekrem İmamoğlu’nun baba evini ve konutunu ziyaret edip ailesine destek mesajları vermişti; o hâlde “Fon Vurgunu” iddialarında adı geçen AK Partili Fatma Betül Sayan Kaya ve ailesini de ziyaret ederek aynı tutumu sergilemeli ve eşitlik ilkesini sağlamalıdır.

Ya da kendine çeki düzen vererek, İBB’deki yolsuzluk ve rüşvet iddialarının hesabının Ekrem İmamoğlu ve kadrosu tarafından, “Fon Vurgunu”ndaki iddiaların hesabının ise Fatma Betül Sayan Kaya ve diğer ilgililer tarafından sonuna kadar verilmesi gerektiği yönünde bir duruş sergilemelidir. Yapabilir misin Dervişoğlu?

CHP’li (Yeni Parti) belediyelere yönelik yolsuzluk iddiaları karşısında sessiz kalan Ümit Özdağ ve Yavuz Ağıralioğlu ikilisi, siz de Müsavat Dervişoğlu gibi yarınlarda kurulması muhtemel bir Yeni Parti ittifakını mı düşünüyorsunuz?

Terör örgütü PKK’nın siyasi uzantılarıyla defalarca seçim ittifakı yapan, sınır ötesi terörle mücadele operasyonlarına karşı çıkan bu üçlünün, “Terörsüz Türkiye” sürecine adeta çıldırmışçasına saldırması da aynı çifte standardın başka bir örneğidir.

Çünkü herşeye siyasi menfaat gözüyle baktıkları için, konuları, olayları kişiye, atmosfere göre değişik değerlendirmektedirler.

CHP’li Belediyelerdeki yolsuzluk ve rüşvetleri görmeyenlerin FON vurgunu hakkındaki her yorumu ikiyüzlülük ve siyasi menfaat peşinde koşmak olacaktır.

“CHP’li belediyelerdeki yolsuzluk ve rüşvet olaylarının da, FON Vurgunu’nun da hesabı sonuna kadar sorulsun.” diyenlerin Türkiye’de ortak bir tavır ve mücadele ortaya koyması, adaletin sağlanmasına katkı sağlayacaktır.

Aksi hâlde herkes kendi siyasi veya kişisel menfaatine göre konuşur; “O sizden, bu bizden” anlayışıyla birilerini sahiplenirken, diğerlerini suçlamaya devam ederse bu ülkede gerçek anlamda adaleti tesis etmek mümkün değildir.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...