Fon krizinde ters köşe olan muhalefet
Büyümeden bastırılan fon yangını şimdi soğutma evresinde. Dün başlayan ilk ödemelerle fonlardaki 43 bin 643 yatırımcı için somut adım atıldı, paralar hesaplara yatırıldı. Fonların tasfiyesini, hak sahiplerinin belirlenmesini, hukuka aykırı kazançların geri alınmasını ve yatırımcılara yapılacak ödemeleri düzenleyen kanun teklifi de Meclis gündemine taşındı. 455 bin insanda açılan fon yarasının sarılması adına denetimden soruşturmaya, mal varlıklarına el koymadan tutuklamalara kadar Türkiye devleti müdahalelerini seri bir şekilde sürdürmektedir.
Ancak meselenin maddi kayıpların telafisinden ibaret olmadığı da açıktır. Haksız kazançların ortaya çıkarılması ve sorumluların hesap vermesi en az ödemeler kadar önemlidir. Bu süreçte siyasi sıfatlara bakılmaksızın soruşturmaların yürütülmesi fon yangınının bastırılması kadar ferahlatıcı olmaktadır. Zira fonda parası olsun veya olmasın herkes bu süreci dikkatle takip ederken siyasette ahlaki tutarlılığın ve ilkeli duruşun önemini bir kez daha görmektedir.
CHP'li belediyelere yönelik rüşvet ve yolsuzluk soruşturmalarında Özgür Özel'in pişkin beyanları hâlâ hafızalardadır. Avrupa Sosyalist Partisi Başkanı Stefan Löfven ile görüşmesinin ardından, “Sütte leke var, bizim başkanlarımızda leke yok” diyordu. Sonra daha da ileri gidiyor, “Bizde rüşvet yok, irtikap yok, yalan yok, zimmet yok. Ama bize karşı iftira var arkadaşlar” ifadelerini kullanıyordu. Bir başka konuşmasında, “Bir kör kuruş bulunmadı” diyerek soruşturmaların ve yargılamaların delilsiz yürütüldüğünü ileri sürüyordu.
Fakat bu fon krizinde ortaya çıkan bazı isimler üzerinden Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın “Biz yanlış yapanla, nefsine yenik düşenle vedalaşır, yolumuza güçlenerek devam ederiz” sözleriyle, MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli'nin de “Hukuksuzluğa tevessül eden, kamu malına, yetim hakkına el uzatan kim veya kimler varsa kuşkusuz hesabını hukuk önünde vermelidir” ifadeleriyle ortaya koydukları ahlaki ölçü çarpıcı bir mukayeseyi gün yüzüne çıkardı.
Muhalefet belediyelerindeki kirli ilişkiler ağını “sütte leke var, bizde yok” diye peşinen reddeden siyasi nepotizm, siyasi yakınlığın hiç kimseyi hesap vermekten kurtaramadığı somut bir vakada “kafayı kuma gömmüş deve kuşu” pozisyonuna düştü.
Öyle ki “Sütte leke var, bizim başkanlarımızda leke yok” diyen Özgür Özel grup toplantısında bu ifadeyi merhum belediye başkanı Ferdi Zeyrek için kullandığını ileri sürdü. Oysa aynı ifadeyi 1 Mayıs 2025’teki “İlker Karagöz ile Çalar Saat” programında da “Sütte leke var, Ekrem İmamoğlu’nda leke yok” diyerek Ekrem İmamoğlu’nu savunmak için kullanmıştı. Dürüstlük ölçüsü öylesine güçlü bir şekilde ortaya konulunca ölçüsüzlüğün kendisini yalanlamaktan başka çaresi kalmadı…