Fare kapanındaki peynir

YAYINLAMA:
Fare kapanındaki peynir

Belediyelerdeki rüşvet, irtikap, yolsuzluk ve ihaleye fesat karıştırma davaları devam ederken bu defa borsadan ve fonlardan duman yükseldi.

455 bin insanın birikimini ilgilendiren çok vahim iddialar ortaya saçıldı. 

SPK’nın 17 Eylül’de 7 portföy şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar vermesiyle süreç devlet kontrolüne girdi. 

Fakat bu kördüğümü çözmek,  mağdurların uğradığı hak gaspını gidermek devlet açısından da kolay olmayacaktır.

Çünkü fonların elinde bulunan düşük dolaşımlı hisselerin ne kadarının gerçek değerinden nakde çevrilebileceği, yüz binlerce yatırımcının hakkının nasıl tasfiye edileceği başlı başına uzun ve çetrefilli bir hesaplaşma alanıdır. 

Borsadaki küçük dolaşımlı hisseleri şişirerek insanları fon tuzağının içine çeken bu şebekenin eli, kolu, ayağı nereye uzanırsa uzansın Türkiye Cumhuriyeti devletinin gereken sert tedbirleri almaya başlaması bu meselenin üzerinin örtülmeyeceğinin en güçlü işaretidir.

Hiç kimsenin şahsi yakınlıklarına, sıfatına ve makamına bakılmaksızın işlem yapılması vatandaşın devletle olan güven bağını sürdürebilmesi bakımından mühimdir. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın“Sorumluluğu olan kim varsa hukuk önünde hesap sorulacaktır” sözü bu açıdan önemlidir. Adalet Bakanı Akın Gürlek de “Vatandaşımızın birikimi sahipsiz değildir. Hiç kimse hukukun üstünde değildir” sözleriyle devletin meseleye hangi noktadan baktığını ortaya koymuştur.

Şüphelilerin malvarlıklarına el konulması, yakınlarının malvarlıklarının dondurulması ve para hareketlerinin takibe alınması meselenin üzerindeki devlet ciddiyetini göstermektedir. 

Elbette rüşvetin, yolsuzluğun, haram yemenin partisi ve ideolojisi yoktur. Fakat rüşvete, yolsuzluğa ve harama uzanan elekarşı verilen kurumsal reaksiyonun ve ahlaki tepkinin önemi vardır. 

Üstelik bütün bunlarTürkiye’nin enerjisini, insan kaynağını ve milyarlarca dolarlık servetini tüketen terör meselesini sırtından atmaya çalıştığı bir dönemde yaşanmaktadır.Sorumlu siyasetçiler, duyarlı devlet adamları “Terörsüz Türkiye”için siyasi risk üstlenirken birileri de insanlarının cebine el uzatarakhırsızlıktan, yolsuzluktan, rüşvetten, depremzedeler üzerinden yapılan dolandırıcılıklardan ve borsa vurgunlarından kişisel servet devşirmenin peşindedir.Ülkenin ağır meselelerine omuz vermek şöyle dursun, milleti “Şefaatinden vazgeçtim, mezarımdan taş çalma yeter” noktasına sürükleyen bu arsızların hukuk önünde en ağır karşılığı görmeleri gerekmektedir.

Gündemdeki fon tartışmalarında mağdur kesimi oluşturan büyük sayıdaki küçük yatırımcının kolay yoldan para kazanma arzusunun da dolandırıcıların ekmeğine yağ sürdüğü görülmektedir. İnsanlara standart ekonomik koşullarda tahayyül edemeyecekleri kazançlar gösterilmekte, onlar da ihtiyat duygusunu terk ederek kazanç hırsına yenik düşmektedir. Nitekim tartışmaların merkezindeki fonlardan birisinin 2025 getirisi yüzde 4 bin 233,6 olarak gösterilirken yılın başında 11 olan yatırımcı sayısının yıl sonunda 43 bin 228’e ulaşması bu psikolojiyi anlamak açısından oldukça çarpıcıdır.

Ama atalar, “Bedava peynir ancak fare kapanında olur” diye boşuna söylememişler. Kısa yoldan köşeyi dönmek, herkesten önce girip herkesten önce çıkmak, zahmetsizce servet sahibi olmak… Bunların hepsi dolandırıcıların fare kapanına yerleştirdiği peynirdir. Dolandırıcıların en büyük sermayesi de insanlardaki bu“kestirmeden zengin olma” arzusudur.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...