“Biz iktidarda olsaydık...”

YAYINLAMA:
“Biz iktidarda olsaydık...”

Portföy yatırım şirketleri “köpekbalığı” diye tabir edilen büyük sermaye sahiplerinin parasıyla fonların değerini şişirerek ortaya çıkan kazanç tablosunu insanlara sattılar. 131 fondaki 455 bin yatırımcının kahir ekseriyeti bu tuzağa düşen küçük yatırımcılardan oluşuyor. Kimisi ev hayaliyle, kimisi eğitim veya sağlık masrafları için biriktirdiği parasını fon girdabına bıraktı. 

Ekonomi profesyonelleri temel düzeyde finansal okuryazarlık bilgisiyle bu dolandırıcılığın kokusunun rahatlıkla alınabileceği görüşünde. 

Fakat eski ekonomi bakanının veya Norveç varlık fonunun bile mağdur olduğu böylesine karmaşık bir sürecin ortalama vatandaş tarafından nasıl öngörülebileceği ayrı bir muamma.

Bir de bu şirketlerin girip çıktığı borsa hisselerindeki yükselişe aldanarak birikimlerini bu hisselere yönlendiren fon dışı yatırımcılar var. Onların uğradığı zarardan neredeyse hiç söz edilmedi. Çünkü kurulan düzen fon yatırımcısını avlamakla kalmadı. Küçük yatırımcının parasını yine küçük yatırımcıyı vuracak bir kaldıraç haline getirdi. Ortaya çıkan servetin asıl kazananları ise sistemin tepesindeki “köpekbalıkları” oldu.

Devlet, krizin patlak verdiği 17 Eylül’den itibaren art arda kararlar alarak sorunun piyasaları altüst edecek ölçüde genişlemesini önledi. Mücadelenin geldiği noktada 85 kişi tutuklu, çok sayıda kişinin mal varlığına el konulmuş durumda. 

Cumhurbaşkanı tarafından harekete geçirilen Devlet Denetleme Kurulu da bürokrasideki zafiyetleri ortaya çıkarmaya dönük incelemesini sürdürüyor. Bütün bunlar fon krizinin ardındaki parmak izlerinin birer birer tespit edilmesi ve sürecin mümkün olan en kısa sürede çözüme ulaştırılması yönündeki iradeyi güçlendiriyor.

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın “ucu nereye çıkarsa çıksın” yaklaşımı hukuki mücadelenin sürdürülmesi ve fonzedelerin kayıplarının bu çarkın başındakilere ödetilmesi bakımından önemlidir. Fon krizini yakından takip eden MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin de rüşvet, yolsuzluk ve fon vurgunlarıyla mücadeleyi Türkiye’nin “arınma sürecinin” bir parçası olarak değerlendirmesi Cumhur İttifakı’nın bu meseleyi sağ, sol, parti, ideoloji ayrımı gütmeden siyaset üstü bir sorun olarak ele aldığını göstermektedir. 

Kimsenin yönlendirmesine ihtiyaç duymadan sepetteki çürük elmaları ayıklayan ve kirlenmenin üzerine giden bir iktidar bu krizden zayıflayarak değil güçlenerek çıkar. Bu konuda ahkâm kesmesi gereken en son siyasi çevre ise onlarca belediyesi rüşvet ve yolsuzluk soruşturmalarıyla anılırken arınma sürecine direnip her operasyonu peşinen siyasallaştıran muhalefettir. Ama şuan en çok onların gürültüsü duyuluyor. Yolsuzluk suçunun faillerine sahip çıkarak 109 miting düzenleyen Özgür Özel "Biz iktidarda olsaydık böyle bir fon krizi olmazdı" diyor. Haklılık payı olabilir. Zira “ekosistem modeli” içinde milletin birikiminin fonlara kadar ulaşması ancak hayal olurdu.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...