Toprak, yağmur, adalet triası eşliğinde dünya felaketi!
Toprak, Yağmurun Her Damlasını Hasretle Kucaklayıp Köklerine Kadar Sindirmeyi ve Tüm Can Damarlarına Eşit Bir Şekilde Zerk Etmeyi Bilmezse; Bulutun Getirdiği Bereket Değil Felaket Olur...
VATAN/DEVLET; sen-ben-o demeden ‘emek, aidiyet, sadakat’ çerçevesinde soy alıp soy verdiğimiz toprak ve yönetim anlayışı bütünüdür.
MİLLET/VATANDAŞ; ‘emek, aidiyet, sadakat’ varlığı ile vatan toprağına bazen sessiz sakin çişeleyen, bazen de sular seller gibi akıp gelerek gerekli temizliği, arınmayı, bilinçlenmeyi sağlayan yağmur damlaları bütünüdür…
‘Bazen de sular seller gibi akıp gelerek gerekli temizliği, arınmayı, bilinçlenmeyi sağlayan yağmur damlaları bütünüdür’ dedim çünkü; toprak bazen üzerine yığılan kirden, pastan, yükten dolayı nefes alamaz-körleşir-zenginliği olan çeşitlilik kimyası bozulur-bereketli hasatlar veremez-boğulur!
Bu körleşme ve boğulma dönemlerinde toprak, yağmurun her damlasını eşit bir adaletle ve hasretle kucaklayamaz, görmez, duymaz, anlamaz, anlamak istemez, bünyesinde yer veremez!
Bereketle yağan her yağmur damlasını eşit bir şekilde köklerine kadar sindiremez ve o damlaların zenginliğiyle beslenemez. Bu nedenle yağmur damlalarının getirdiği bereket değil felaket olur!
Tıpkı insan gibi! İnsan tek tip besinle yaşayabilir mi? Elbette ki yaşayamaz.
İNSAN hayatını; güçlü, sağlıklı, uzun bir şekilde devam ettirebilmek için yaratılan zengin besin çeşitliliği içerisinden kendisine en uygun olan besin ve sıvı listesini hazırlamak ve bu liste dahilinde yaşama devam etmek zorundadır. Yoksa? Ya ölüm ya da hastalıklı bir ömür!
Bu özet ile bu vatanın bir vatandaşı olarak Türkiye Yüzyılı ndan beklediğim vatan-devlet-millet-vatandaşlık işleyişi tanımlamamı da gerçekleştirmiş oldum.
Evet toprak yağmurun her damlasını eşit, adaletle, hasretle kucaklamalı yoksa yağmurun getirdiği bereket değil felaket olur!
Fransa da başlayan ve yavaş yavaş Avrupa’ya yayılan ve çok yakında dünyaya yayılması beklenen sokak olaylarının temelinde tam da sözünü ettiğim; toprak, yağmur, adalet triası var!
İNSANLIK AYAKLANDI
Adalet dediğim şey sadece yazılı suç ve ceza başlıklarının tecellisinden ibaret değil.
ADALET; bir annenin evlatlarını eşit sevmesidir, bir patronun emek ve kazanç durumunu hassasiyetle gözetmesidir, aç kaldığı için ekmek çalanla ‘arsızlığından çalarak karunlaşanları’ ayrı kefeye koymaktır!
Ve adalet; yetimin, öksüzün, engellinin, emeklinin, muhtacın, senin, benim hakkıma ve gelecek umutlarıma arsızca göz dikenleri kim-ne olduğuna bakmadan ve kayırmadan cezalandıran en nadide güven mekanizmasıdır…
Bu mekanizmanın işlemediği yerde güven, umut, inanç, değer, aidiyet, sükunet, sağduyu hisleri zarar görür ve ‘kaybedecek bir şeyi olmayan’ yağmur damlaları toplaşır toplaşır toplaşır sonunda da felaketi yaşatır!
Bu nedenle şu an Fransa da başlayan ve hızla yayılan sokak olaylarını felaket için yan yana gelip yağan yağmur damlalarına benzetiyorum.
Avrupa ve dünya uzun zamandır adaletsiz işleyiş nedeniyle kan kaybediyor.
Güçlü olanların yaptığı her şey yanına kâr kalıyor. En son örneği EPSTEİN SKANDALI oldu. Kimin ne suçları, ne iğrençlikleri işlediği belli fakat kimseler ceza almadı ve her şey kaldığı yerden devam etti.
Yağmur damlalarını(insanlığı) sokağa döken bir diğer sebepte YOLSUZLUKLAR! Yapılan yolsuzluklar ve usulsüzlükler gün gibi ortada olmasına rağmen KİMSELER CEZA ALMIYOR!
Ama normal vatandaşa göz açtırılmıyor!
En aklı selimi bile çıldırtan bu cevapsızlık ve adaletsizliğin sonu elbette ki felaket ile son bulacaktır.
Türkiye’de ‘aslında yıllardır bilinmesine rağmen’ ses çıkarılmayan piyasa manipülasyonları son bir ayda itiraf edilen FON HIRSIZLIĞI ile ilan edildi. Konuya dair yetkili herkes ilk günden bu yana şunu söylüyor; ‘kimin ne suçu varsa gözünün yaşına bakmadan cezalandıracağız’…
HERKES ADALET DİYOR
Lakin gelin görün ki kimin, ne zaman, ne kadar vurgun yaptığı saniyesi saniyesine resmi evraklarla ispatlı olmasına rağmen ADALETTEN YANA HALÂ HİÇ BİR ADIM ATILMADI!
Bu cevapsızlık tarifi imkansız hayal kırıklığı ve öfke tsunamilerine sebep oldu; herkeste! Bu topraklar tarihi boyunca ilk kez; dini-mezhebi-siyasal-ideolojik-ekonomik tüm farklı kesimlerin ADALET TALEBİNDEN dolayı yan yana geldiğini gördü. Taş bile dile gelir desem yeridir!
Bu tablo karşısında şu öngörümü de paylaşmak istiyorum; ilk kez herkes aynı duygular içerisinde tepkiliyse gelecek olan tsunaminin de ilk kez çok sert, çok keskin ve yeni bir milat açıcı olma ihtimali çok yüksek!
TSUNAMİLER UZUN VADELİ YIKIMDIR
Tsunamilerin kitle psikolojisine etkisini tarihten doğru okumak gerekiyor. Kitle psikolojisi rüzgarda(veya fırtınada) savrulan yaprak gibidir, sürükler ,süpürür, götürür! Her şey alt üst olur! Çünkü tsunamide kitle psikolojisi körleşir, etik değerler yitirilir, normal hayatta yan yana gelmeyecek kişiler bile birlikte tepki anaforuna kapılır, amaçsız bir intikam duygusu hakim olur. Yarın muhafazakar hacı amca ile kulağında küpeli ateist/deist gençler kolkola yürürse şaşırmamalı.
Ve asıl-en büyük sıkıntı tsunamiden sonra yaşanır. Belki de 50 yıl belini doğrultamaz,nizamı inşa edemez ülkeler.
UNUTMAMALI;Fransız İhtilali sonrasında yaşanan kargaşada Napolyon darbesi oldu, Avrupa ve dünya savaşlara gark oldu… Osmanlı’da hamam tellakı Patrona Halil bile kitleleri sürükledi az daha Osmanlı tahtını deviriyordu.
ŞİMDİ LİSELİLER DE VAR
Geçmiş sokak ayaklanmalarında üniversite gençliği öncü güçtü. Şimdi teknoloji çağıyla birlikte hızla organize olan lise gençliği de Avrupa daki sokak olaylarında üniversite öğrencilerine destek veriyor. Yani tsunaminin etkisi ve öfkesi çok daha fazla bu kez!
NOT: Yıllardır kadın programlarını eleştirenler bu programların toplumun genel ahlakına ve etik ilkelerine zarar verdiğini savundular. Gündüz kuşağındaki kadın programlarını kim izliyordu? Ev kadını,emekli,yaşlı ve günlük hayatın içerisindeki düşük gelirli vatandaşlar.
Şu an fon krizi ile adı anılan ‘ultra üst düzey gelirliler’ kadın programlarını izlemiyordu.
O halde fon krizine bulaşmış ‘ultra üst düzey gelirlilere, siyasetçilere, valilere, bürokratlara’ şunu sormaz mı vatandaş ; “yıllarca kadın programlarını suçlayanlar ve bu programlar kapatılmalı toplumun ahlakını bozuyor diyenler şimdi sizin toplumun tüm sabrını, sükunetini, değerlerini, adalete olan inancını bozmanız karşısında “O HALDE BUNLAR DA ACİLEN KAPATILSIN” diyecek mi?”