İkna maskesi...
En basit tanımıyla propaganda, belirli bir düşünceyi benimsetmek için algıyı yönlendirme aracıdır.
İkna ise karşındakini gerekçelerle düşünmeye, bir fikri kabul etmeye yönlendirme sürecidir.
İkna gerçeği amaçlayabilir.
Propaganda ise gerçeği seçerek, çarpıtarak veya gizleyerek belirlenen hedefe ulaşmaya çalışabilir.
***
İkna olan kişi, “Daha önce hiç böyle düşünmemiştim” der.
Propagandanın etkisindeki kişi ise çoğu zaman “Ben zaten bunu biliyordum” diyerek mevcut kanaatini pekiştirir.
Yani seçmeni ikna etmeye çalışan, savunduğu fikri temellendirir ve kararı seçmen iradesine bırakır.
Propagandaya başvuran ise seçmenin kanaatini etkilemek için algıyı şekillendirir, gerçeği işine geldiği gibi sunar, sorgulatmak yerine inandırmayı hedefler.
***
İknada düşünceye ulaşma yolu açık tutulurken propagandada ulaşılması istenen sonuç en başından belirlenir.
Siyasette bu iki yöntem arasındaki fark, seçmene sunulan söylemde kendini gösterir.
Bir tezin sürekli tekrarlanması, olayların yalnızca belirli yönlerinin öne çıkarılması bu yöntemlerin başında gelir.
Böylece tartışılması gereken asıl mesele geri plana atılmak istenir, tekrarlanan iddiaların zamanla sorgulanmadan kabul edilen görüşlere dönüşmesi arzulanır.
***
Özgür Özel’in İBB’den başlayarak partisinin yönettiği belediyelerde ortaya atılan yolsuzluk iddiaları karşısında geliştirdiği ve sürdürmekten asla vazgeçmediği tutumu, işte tam da bu nedenle tartışmalıdır.
Çünkü iddialara ilişkin her yeni gelişmede aynı savunma diline başvurmak, kamuoyunun merak ettiği sorulara cevap vermekle aynı şey değildir.
İddialara somut cevaplar vermek, belgeleri tartışmak ve hukuki süreçlerin sonuçlarını beklemek başka, her gelişmeyi önceden belirlenmiş bir siyasi anlatının içine yerleştirmek başkadır.
Özel’in bugüne kadar attığı adımların hangisi, Ekrem İmamoğlu’nda zerre kadar leke olmadığını kanıtlamıştır?
***
Onun en başından beri yaptığı tek şey, İmamoğlu’nun “Cumhurbaşkanı adayı olduğu için cezaevine atıldığına” inanmamızı sağlamaktan ibarettir.
Dikkat ederseniz…
İmamoğlu’nun savunmasını gerçekleştirdiği günlerin ardından da aynı konuyu işlemekte vemeseleyi “İktidara yürüyen partimiz adaysız bırakılmıştır” ifadesine indirgemeye çalışmaktadır.
Bu noktada Özel’in, İmamoğlu’nun savunmasından kamuoyunun dikkatini çekecek somut bir unsuru neden öne çıkarmadığı merak konusudur.
Dünden bugüne yaşanan her şey, Özel’in milletimizi İmamoğlu’nun suçsuzluğuna ikna etmek yerine, partililerini kendi adaylığını dayatmaya yönelik bir propaganda yürüttüğünün kanıtı değil midir?