Silivri’deki siyasi sırnaşıklıklar, ikiyüzlülükler ve “cambaza bak” oyunları

YAYINLAMA:
Silivri’deki siyasi sırnaşıklıklar, ikiyüzlülükler ve “cambaza bak” oyunları

Geçtiğimiz haftalarda “Kişiye ve partiye göre vurguna bakışınız mı değişiyor?” başlıklı bir yazı kaleme almış ve giriş bölümünde şu değerlendirmede bulunmuştum:

“Türk siyasetinde öteden beri ‘Benim hırsızım, rüşvetçim, vurguncum suçsuz; senin hırsızın, rüşvetçin, vurguncun suçlu’ anlayışını hâkim kılmaya çalışanlar olmuştur. Bu anlayış, yalnızca bir çelişkiyi değil, aynı zamanda ciddi bir ahlaki ve hukuki garabeti de yansıtmaktadır.”

Bu çifte standardın en çarpıcı örneklerinden biri olarak İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nu göstermiş ve şu soruları yöneltmiştim:

“Peki, bu siyasiler CHP’li belediyelere yönelik yolsuzluk ve rüşvet iddiaları karşısında neden süt dökmüş kediye dönüyorlar? Ekrem İmamoğlu’nun İBB Başkanı seçilmesi sürecinde hepsinin adeta pervane olması, bu tepkisizliğin temel sebeplerinden biri değil mi?

Hatta Müsavat Dervişoğlu, eleştirmek bir yana, İBB’de ‘asrın yolsuzluğu’ olarak nitelendirilen iddialar kapsamında tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu’nun baba evini ve konutunu geçtiğimiz yıl ziyaret ederek ailesine destek mesajları vermişti.

Şimdi sormak gerekiyor: Hukuk ve ahlak söz konusu olduğunda ölçü neden değişiyor?”

Fon vurgunu konusunda gürleyen Müsavat Dervişoğlu’nun, bu tespitimiz karşısında mahcup olacağını ve İBB’de yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla karşı karşıya olan kişilere de sahip çıkmayacağını düşünüyorduk.

Ancak Dervişoğlu, “Terörsüz Türkiye” konusunda sergilediği siyasi ikiyüzlülüğü, yolsuzluk, rüşvet ve vurgun tartışmalarında da ortaya koymuştur.

İBB yolsuzluk ve rüşvet davasını izlemek ve yine Ekrem İmamoğlu’nu desteklemek için Silivri’ye gitmiş…

Hafta içinde, “Çık yediklerini anlat, Allahsız!” naralarının atıldığı, itirafların ve suçlamaların havada uçuştuğu bir mahkeme atmosferine rağmen Silivri’ye giden Müsavat Dervişoğlu, Özgür Özel’le güle oynaya pozlar verdi. Müsavat Dervişoğlu, mahkeme salonunda bir de Ekrem İmamoğlu’ndan şu teşekkür mesajını aldı:

“Müsavat Başkanım, çok teşekkür ederim. Desteğiniz çok kıymetli. Dostlukla kucaklıyorum sizi.”

Ekrem İmamoğlu’nun bu teşekkürüne karşılık Dervişoğlu da İBB dosyasında bunca rezil iddia ve tartışma gündemdeyken, Ekrem İmamoğlu’na yönelik yolsuzluk ve rüşvet iddiaları sorulduğunda “Bilmiyorum, unuttum, öyle mi olmuş?” şeklinde, duyu organlarını kaybetmiş gibi cevaplar vermesi, hep “cambaza bak” oynaması ve adeta, genellikle kayıp, cinayet ve aile trajedileri gibi ağır konuların tartışıldığı Gerçeğin Peşinde programında, kendisine olayla ilgili yorum yapan sunucunun karşısında birden “Ankara’nın taşına bak” marşını söyleyen adam gibi davranması ortadayken, ona şöyle karşılık vermiş:

 “Her zaman yanındayım. Her zaman.”

Bu neyin aşkı, Müsavat Dervişoğlu?

Hadi, yolsuzluk ve rüşvet suçlamalarını bir kenara bırakalım. Bu konulardaki tek hassasiyetiniz, söz konusu iddialar iktidara karşı kullanılabilecek bir malzeme olduğunda ortaya çıkıyor. O zaman diliniz çözülüyor, eleştirileriniz nutuklara dönüşüyor. Peki, aynı hassasiyeti İBB’deki iddialar karşısında neden göstermiyorsunuz?

Bir adam, CHP’li belediyelerdeki yolsuzluk ve rüşvet iddialarını diline almadan fon vurgununa karşı nutuk atıyorsa ya da fon vurgununu görmezden gelerek CHP’li belediyelerdeki yolsuzluk ve rüşvet iddiaları üzerinden nutuk atıyorsa, o adamın adalet terazisi bozuktur. İşte Müsavat Dervişoğlu da bu çifte standardın örneklerinden biridir.

O yüzden MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, bu tür garabet yaklaşımları “Bununla birlikte dikkatlerinizi çekmek isteri ki; bu süreçte özellikle muhalefet çevresince “elmayla armut” aynı kefede tartılmaya kalkılmakta, kamuoyunu yanıltmak, yönlendirmek ve tahrik etmek amacıyla organize suç şebekesi haline gelmiş, kamu malına el uzatmış, milletimizin üzerine çökmüş belediyelerdeki ahlaksızlar gürühunun eylemleri milletimizden saklanmaya, üstü örtülmeye çalışılmaktadır.

Belediyelerdeki rüşvet ve yolsuzluk operasyonları karşında Fon, rövanşizmin politik anestezisi olarak siyasi kültürün damarlarına zerk edilmek istenmekte bu şekilde olayın mahiyetini anlamaktan ziyade Türk toplumunun hali pür melalini suni bir gündeme hapsetmek arzu edilmektedir.

Dolayısıyla ahlaki standartlar, partizan tutumlar ve iktidar- muhalefet dikotomisine bağlı olarak, göreceleştirilmektedir.” Şeklinde değerlendirerek ikiyüzlülüğe ve çifte standarta ışık tutmuştur.

Biz yine dönelim Müsavat Dervişoğlu’nun Ekrem İmamoğlu aşkındaki gibi diğer tutarsızlıklara…

Yahu, iki yıldır edep ve adabı bir kenara bırakarak, ahlaki sınırları zorlayarak, iftira ve yalan kampanyalarıyla “Terörsüz Türkiye” projesine karşı çıkap; terörün sürdüğü dönemde, PKK’nın siyasi uzantısı olan HDP ile 2019 yerel seçimlerinde iki kez, 2024 seçimlerinde ise “Kent Uzlaşısı” adı altında bir kez ittifak yaparak seçilen; “HDP’nin başımın üzerinde yeri var. HDP’lilere layık olmaya çalışıyorum.” diyen; seçildikten sonra HDP’ye teşekkür ziyaretinde bulunan; Kandil’deki örgüt elebaşlarının videolu ve yazılı destek mesajlarına konu olan; İBB iştiraki Kültür A.Ş. bünyesindeki kitapçıda PKK’nın kurucularından Sakine Cansız’ın kitabının satışına yer veren; Türk ordusunun sınır ötesindeki terörle mücadele operasyonlarını gölgelediği ve halkta şüphe uyandırdığı eleştirilerine konu olan “Kafam rahat değil. Bir karmaşanın içine mi çekiliyoruz?” sözlerini kullanan Ekrem İmamoğlu’na duyduğun bu aşkın sebebi nedir?

Terörün sürdüğü dönemde PKK’nın siyasi uzantısı olarak nitelendirdiğiniz HDP (DEM Parti) ile ittifak yapacaksınız; ancak terörü kökten bitirmek amacıyla aynı partiye “Teröre cephe alın, Türkiye partisi olun.” demeyi vatana ihanet olarak nitelendireceksiniz…

Siz ya kafayı iyice sıyırdınız ya da keçeyi suya atmanın tüm sınırlarını çoktan aştınız!

Müsavat Dervişoğlu, Silivri’de Özgür Özel’le aranızdaki bu samimiyet de neyin nesiydi? Yüzünüzde gülücükler açıyordu. Türk devletinin Türkiye’de, Irak’ta ve Suriye’de somut sonuçlar alarak ilerlettiği “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” hedeflerine adeta çıldırmışçasına saldıran sizken, bu siyasi sırnaşıklığı sergilediğiniz Özgür Özel, daha dokuz ay önce, “DEM Parti’yle ilişkileri bozma lüksümüz yok. Birlikte ortak bir yarına yürümek için DEM ile CHP ayrı düşemez.” dememiş miydi?

Peki, bu siyasi yakınlığın, bu samimiyetin özel bir sebebi mi var?

Hele o, İstanbul’un en tembel İBB Başkanı olarak tarihe geçen, yolsuzluk ve rüşvet suçlamaları kapsamında cezaevinde bulunan Ekrem İmamoğlu’na destek vermek için gittiğiniz Silivri’de, Özgür Özel’le düzenlediğiniz basın toplantısı öncesinde mikrofonları düzeltirken sergilediğiniz tavır yok mu…

“Özgür Bey mikrofon düzeltme hakkını bir kere kullandı, bu sefer ben yapayım.”

Bu sözlerle sergilediğiniz şirinlik çabaları, Yeni Parti’den milletvekilliği kontenjanı bekleyen birinin hâlini andırıyordu. Doğrusu, utanç vericiydi.

Müsavat Dervişoğlu’nun sağ tarafında oturan da “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla hakkında soruşturma açılan, seçildiğinde PKK marşlarıyla halay çekmesi gündem olan, Türklük düşmanlığıyla meşhur ve CHP İstanbul Milletvekili olduğu dönemde “Bu konu 2018’in ocak ve nisan ayında dört parti arasında yapılan anayasa çalışmasına ilişkin bir bilgidir. Doğrudur. Cumhuriyet Halk Partisi, HDP, Saadet Partisi ve İYİ Parti uzmanlarıyla, yetkilileriyle ortak faydalar oluşturan bir anayasa raporu hazırlandı.” diyerek İYİ Parti’nin HDP ile anayasa taslakları hazırladığını deşifre eden İstanbul Baro Başkanı İbrahim Kaboğlu değil mi?

Her yanınızdan ikiyüzlülük ve siyasi menfaat peşinde koşma kurnazlığı akıyor. “Terörsüz Türkiye”ye karşıymışsınız, ihanetlere “bayrak açıyormuşsunuz”…

Hadi oradan, siyaset madrabazları!

Ekrem İmamoğlu gibi bir modele sahip çıkan, ona siyasi yatırım yapan adamın Türkiye sevgisi ve herhangi bir konuda ölçüsü olabilir mi?

Fon vurgununda lakırtı yapanların, rüşvet ve yolsuzluk davasında Silivri’ye beşlik simit gibi dizilmesi, herkesin gerçek yüzünü ortaya çıkarmıştır.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...