Türkiye’nin tarımsal sanayi devlerinden Konya Şeker, 2025-2026 kampanya sezonunu tarihi başarılarla geride bıraktı. TÜRKGÜN Tarım Yazarı Alparslan Tekbaş, Üretim rekorlarının yanı sıra verimlilikte yaşanan çarpıcı artışların damga vurduğu bu dönemi, sahadaki mücadelenin ve üretimin kalbindeki isimle konuştu. PANKOBİRLİK Genel Başkanı ve Konya Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Erkoyuncu hem şeker üretimindeki dev rakamları hem de sektörün geleceğini şekillendirecek kritik darboğazları değerlendirdi.
"toplamda a 496 bin ton şeker ürettik"
Sayın Başkan, Konya ve Çumra Şeker fabrikalarında yoğun geçen kampanya dönemi sona erdi. Genel bir değerlendirme yapacak olursanız, bu sezonu nasıl tanımlarsınız?
Bu sezonu “verimlilik yılı” olarak tanımlayabilirim. 5 Ekim’de Konya, 2 Ekim’de ise Çumra Şeker fabrikalarımızda çarklar dönmeye başlamıştı. Yaklaşık 122 günlük titiz bir çalışma sürecini geride bıraktık. Toplamda 3 milyon 430 bin 500 ton pancar işleyerek, ülkemizin şeker ihtiyacını karşılamak adına 496 bin ton şeker ürettik. Konya Şeker olarak Türkiye’nin üreten gücü olmaya ve ekonomimize katma değer sağlamaya devam ediyoruz.

"bu yıl bizi en çok memnun eden tablo polar oranlarındaki artış oldu"
Çiftçileri en çok heyecanlandıran konu “polar oranı” oldu. Bu yılki verilerde dikkat çekici bir yükseliş var, bunu neye bağlıyorsunuz?
Evet, bu yıl bizi en çok memnun eden tablo polar oranlarındaki artış oldu. Geçtiğimiz dönem yüzde 16,10 olan ortalama polar oranı, bu sezon 1,71 puanlık bir artışla yüzde 17,81’e yükseldi. Bu sadece rakamsal bir artış değil; çiftçimizin emeğinin, doğru tarım tekniklerinin ve iklimsel koşulların birleşmesiyle gelen bir kalitedir. Poların yüksek olması demek, çiftçimizin cebine girecek kazancın da artması demektir.
"Amacımız, tarladaki üretimle ahırdaki üretimi birbirini destekleyen bir ekosistem içinde tutmaktır"
Şeker üretimi dışında yan ürünler noktasında da ciddi rakamlar paylaştınız. Hayvancılık sektörü bu kampanyadan nasıl etkilendi?
Şeker pancarı sadece şeker demek değildir; o aynı zamanda hayvancılığın da can damarıdır. Kampanya boyunca 146 bin tonun üzerinde melas ve yaklaşık 136 bin adet paket küspe ürettik. Ayrıca üreticilerimize destek olmak adına 457 bin 322 ton yaş küspeyi doğrudan onlara sunduk. Amacımız, tarladaki üretimle ahırdaki üretimi birbirini destekleyen bir ekosistem içinde tutmaktır.
"Bu dönem şeker, maliyetine satışa sunuldu"
Açıklamanızda “sınai maliyetler” ve “reel fiyatlama” konularında bir darboğazdan bahsettiniz. Bu konuyu biraz açar mısınız? Sektörü bekleyen riskler neler?
Burası oldukça kritik. Biz Konya Şeker olarak modern altyapımızla üretim rekorları kırsak da dünyadaki ve ülkemizdeki ekonomik konjonktür nedeniyle sınai maliyetlerimizde ciddi bir artış var. Mevcut fiyatlama politikaları, fabrikaların gelecek dönem faaliyetlerini sürdürebilmesi için gereken mali gücü zorluyor.
Değerlendirme yapacak olursak, 2024–2025 kampanya döneminde şeker sektöründe zarar oluşmamış, üretim başa baş noktada tamamlanmıştır. Bu dönemde şeker, maliyetine satışa sunulmuştur.
Ancak 2025–2026 kampanya döneminde ortaya çıkan maliyetler göz önüne alındığında TÜRKŞEKER tarafından belirlenen ve makul bir fiyatlama olan 42 TL’lik şeker satış fiyatı uygulanamamış ve TÜRKŞEKER’in 32 TL bandında, tüm sektör paydaşlarının da maliyetinin oldukça altında şeker satmak durumunda olması fabrikaları ciddi anlamda zararlarla karşı karşıya bırakmıştır.
Fakat KONYA ŞEKER içinde bulunulan bu darboğaza rağmen yatırımlarına devam etmiştir. 2025 yılında gerçekleştirilen 22 milyon dolarlık kapasite artırımıyla kampanya süresi yaklaşık 150 günden 120 güne düşürülmüştür. Bu sayede silolarda bekleyen pancarlardan kaynaklanan şeker kayıpları önemli ölçüde azaltılmış, verimlilik artırılmış ve ciddi kazanımlar elde edilmiştir. Sağlanan bu kazanımlar, yapılan yatırımın maliyetini yalnızca bir yıl gibi kısa bir sürede karşılamıştır.
Bugün şeker piyasası ciddi bir baskı altındadır. Bunun birden fazla nedeni bulunmaktadır ve bu nedenler sektörün yetkin otoriteleri tarafından bilinmektedir.
Eğer şeker üretim sanayisi bu “maliyet-fiyat” kıskacında bir zafiyet yaşarsa, bu durum doğrudan sözleşmeli üretim yapan binlerce çiftçimizi mağdur eder. Sektörün ayakta kalması için resmi ve özel kurumların el birliğiyle bu süreci daha sürdürülebilir bir zemine çekmesi gerekiyor.

Şeker Sanayisi İçin Çıkış Yolu: Finansman ve Sözleşmeli Tarım Vurgusu
Sayın Başkan, az önce bahsettiğiniz “kritik darboğazlar” meselesine dönecek olursak; şeker sanayisinin bu maliyet baskısından kurtulması ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşması için sizce hangi somut adımlar atılmalı?
Bakınız, şeker pancarı stratejik bir üründür ve biz burada sadece fabrika işletmiyoruz; aslında devasa bir tarım-sanayi entegrasyonunu yönetiyoruz.
Ülkemizde sözleşmeli tarımın en başarılı yürütüldüğü yer kooperatif fabrikalarının çiftçiyi ayni ve nakdi avansla desteklediği pancar üretim sözleşmesidir. Devletimiz bu örnek sözleşmeli tarım modeli üzerinden fabrikaları pancar üretim döneminde çok düşük maliyetlerle ya da faizsiz sadece kredi temin masraflarının eklendiği bir finansman modeli ile destekler, bunu da fabrikaların elde ettiği şeker üzerinden teminatlandırır ve tahsil ederse, çiftçiye faizsiz ya da çok sembolik rakamlarla maliyet yükleyerek ayni nakdi avans veren fabrikalar ürünün tarlada olduğu üretim yapmadığı dönemlerde çok rahat nefes alabilecektir.
Konya Şeker’de Verimlilik Hamlesi: Tarladan Fabrikaya Entegre Model
Konya Şeker bu süreçte kendi içinde ne tür “verimlilik hamleler” yapıyor? Dışarıdan destek beklemenin yanı sıra içeride hangi önlemleri alıyorsunuz?
Biz sadece talep eden tarafta değiliz, kendi ödevimizi de yapıyoruz. Örneğin, bu yılki yüzde 17,81’lik polar başarısı tesadüf değildir. Burada; tohum seçiminden sulama teknolojilerine hatta pancar hastalıklarıyla mücadelemizi, özellikle Cercospora ile mücadelemizi aktif saha kontrolleri ile hastalık yapılmadan önleyici ilaçlama tedbirleri ile engelledik. İklimsel şartların da olumlu olması pancarda verimi artırdı. Bu, çiftçimize verdiğimiz teknik desteğin sonucudur, diyebiliriz. Fabrikalarımızda dijitalleşmeye ve enerji tasarrufuna yönelik yatırımlarımız sürüyor. Ancak bireysel çabalar bir yere kadar; şeker sektörü bir bütündür ve resmî kurumların sektörün sesini daha yakından duyması, bu 100 yıllık köklü yapıyı gelecek yüzyıllara taşımamızı sağlayacaktır.
"Hedefimiz, maliyetler ne kadar yükselirse yükselsin, “üreten ortaklarımızı milletin efendisi” yapmaya devam etmektir"
2026-2027 planlamalarınız başladı mı? Yeni dönemde çiftçiyi ne gibi yenilikler bekliyor?
Elbette, bir kampanya biterken diğerinin hazırlığı çoktan başlamış oluyor. Yeni dönemde de sözleşmeli üretim modelini daha da güçlendireceğiz. Çiftçimizin finansmana erişimi, gübre ve tohum desteği noktasında her zaman olduğu gibi yanında duracağız. Hedefimiz, maliyetler ne kadar yükselirse yükselsin, “üreten ortaklarımızı milletin efendisi” yapmaya devam etmektir. Konya Şeker hem sanayideki gücüyle hem de tarladaki çiftçisiyle Türkiye’nin kalkınma lokomotifi olmaya devam edecek.
"bu mirası modern teknoloji ve çiftçi odaklı politikalarla geleceğe taşıyacağız"
Son olarak, Konya Şeker’in gelecekteki hedefleri ve çiftçilere mesajınız nedir?
Hedefimiz her zaman çiftçimizin refahını artırmak ve Türkiye’nin gıda arz güvenliğini korumaktır. 100 yıllık köklü bir maziye sahibiz; bu mirası modern teknoloji ve çiftçi odaklı politikalarla geleceğe taşıyacağız. Çiftçilerimiz müsterih olsun; onların bin bir emekle ürettiği pancarı, en yüksek değerle işleyip ekonomiye kazandırmak için tüm gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.
Tekbaş, Erkoyuncu ile gerçekleştirdiği röportajın sonunda şu ifadelere yer verdi:
"Sayın Ramazan Erkoyuncu ile gerçekleştirdiğimiz bu söyleşi, şeker pancarının sadece bir ürün değil, Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığı için stratejik bir kale olduğunu bir kez daha gösterdi. Maliyetlerin ve ekonomik zorlukların gölgesinde, üretmekten vazgeçmeyen bir çiftçi ordusunun ve onlara omuz veren bir sanayi devinin hikayesine tanıklık ettik. Gelecek sezonda da bu bereketin artarak sürmesini diliyoruz."
