reklam
Türkgün | Sağlık | Canan karatay sırrı verdi! Suya bir tutam atarak için şifa dağıtıyor

Canan karatay sırrı verdi! Suya bir tutam atarak için şifa dağıtıyor

Canan Karatay’ın “saf su içmeyin, tuzlu su için” sözünü duyan pek çok kişi aynı noktada duruyor: Bir bardak suya gerçekten tuz mu atılır? İlk anda şaşırtan bu çıkış, aslında suyla kurduğumuz ilişkiyi yeniden düşünmemiz gerektiğini mi söylüyor?

Canan Karatay’ın “saf su içmeyin, tuzlu su için” sözünü duyan pek çok kişi aynı noktada duruyor: Bir bardak suya gerçekten tuz mu atılır? İlk anda şaşırtan bu çıkış, aslında suyla kurduğumuz ilişkiyi yeniden düşünmemiz gerektiğini mi söylüyor?

MUHABİR: Tülin Küre

Su içmenin iyi bir alışkanlık olduğu konusunda herkes hemfikir. Ancak Karatay’a göre mesele sadece gün içinde kaç bardak su içtiğimiz değil, içtiğimiz suyun vücutta nasıl davrandığı. Ona göre yıllardır “en temiz, en masum” diye bakılan saf su, bazı durumlarda bedeni desteklemek yerine fark ettirmeden yorabiliyor. İşte detaylar…

Saf su gerçekten her zaman iyi mi?

Canan Karatay bu noktada oldukça sade bir mantık kuruyor: Vücut sadece suya değil, onunla birlikte gelen minerallere de ihtiyaç duyar. Tamamen arıtılmış, içindeki minerallerden arındırılmış sular ise bu dengeyi her zaman koruyamayabilir. Hatta bazı durumlarda, vücutta zaten var olan minerallerin de atılmasına yol açabilir.

Özellikle sodyum konusu burada öne çıkıyor. Yıllardır “uzak durulması gereken” bir madde gibi anlatılan sodyumun, aslında hücrelerin düzenli çalışmasında önemli bir rolü olduğunu hatırlatıyor Karatay. Ona göre sorun sodyumun kendisi değil, nasıl ve ne kadar alındığı.

Tuzlu su derken yanlış anlaşılmasın

Karatay’ın sözünü ettiği “tuzlu su”, bardak dolusu tuz atılmış bir karışım değil. Burada kastedilen; doğal, rafine edilmemiş bir tuzdan çok küçük bir miktarın suya eklenmesi. Yani amaç suyu tuzlu hale getirmek değil, onu vücudun daha rahat kullanabileceği bir forma yaklaştırmak.

Bu yaklaşımda hedef, tuzu artırmak değil; suyun hücrelere ulaşmasını ve vücutta tutulmasını kolaylaştırmak. Karatay, bu sayede suyun “içilip hemen atılan” bir sıvı olmaktan çıkıp daha işlevsel hale geldiğini savunuyor.

Herkes için aynı şey geçerli mi?

Elbette burada önemli bir ayrım var. Tuz konusu herkeste aynı şekilde değerlendirilemez. Tansiyon problemi olanlar, böbrek rahatsızlığı bulunanlar ya da tuz kısıtlaması önerilen kişiler için bu yaklaşım bire bir uygulanacak bir kural değil. Zaten Karatay’ın bu sözleri de kesin bir reçeteden çok, genel bir yaşam tarzı bakışı olarak ele alınıyor.

Canan Karatay’ın “saf su değil, tuzlu su” çıkışı bir yasak listesi ya da zorunluluk değil. Daha çok, günlük hayatta hiç düşünmeden yaptığımız bir alışkanlığı durup sorgulatıyor. Suya sadece susuzluğu gideren bir içecek olarak değil, vücudun dengesinde aktif rol oynayan bir parça olarak bakmayı öneriyor.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...