Türkgün | Siyaset | MKYK sonrası Ömer Çelik'ten önemli açıklamalar: Tek Suriye ve tek ordu ilkesine katılım sağlanmalı

MKYK sonrası Ömer Çelik'ten önemli açıklamalar: Tek Suriye ve tek ordu ilkesine katılım sağlanmalı

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "10 Mart mutabakatının önemini vurguladık. Tek Suriye tek ordu ilkesine aykırı bir tutum alınması bizim açımızdan güvenlik tehdidi olduğunu ifade ettik." dedi

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "10 Mart mutabakatının önemini vurguladık. Tek Suriye tek ordu ilkesine aykırı bir tutum alınması bizim açımızdan güvenlik tehdidi olduğunu ifade ettik." dedi

MUHABİR: Beybin Usanmaz

AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK), Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı.

Toplantının ardından kameraların karşısına geçen AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, açıklamalarda bulunuyor.

İşte Ömer Çelik'in açıklamalarından öne çıkan satırbaşları:

Hizmet götürme konusunda kararlı ve sevdalı olan bütün arkadaşlarımıza kapılarımızın ilkeler çerçevesinde açık olduğunu bir kez daha ifade ediyor, yeni katılan arkadaşlarımıza da ailemize tekrardan hoş geldiniz diyoruz; kendilerine ve hizmet edecekleri vatandaşlarımıza hayırlı olsun.

Değerli arkadaşlar, bu yıla çok yoğun bir şekilde girdik ve maalesef bu yoğunluk çok da pozitif anlamda bir yoğunluk değil; birçok alanda dünyanın krizlerle sarsıldığı bir dönemdeyiz. Bu nedenle pek çok hassasiyetin çok ince bir işçilikle, ciddi bir dikkatle ve iyi stratejilerle yönetilmesi gerekiyor.

"GAZZE VE SURİYE'DEKİ DURUM DEĞERLENDİRİLDİ"

MKYK’mız ve MYK’mız hem iç politika hem de dış politika ile ilgili gelişmeleri bu hassasiyet çerçevesinde değerlendiriyor. Bugün Dışişleri Bakanlığımızın ve Aile Bakanlığımızın sunumları var, ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmaları bulunuyor.

Gazze’deki ve Suriye’deki durumun değerlendirilmesi, Aile Bakanlığının gündemiyle ilgili olarak basına yansıyan son konular, sosyal medya kullanımı konusundaki yaklaşımlar, stratejiler ve hazırlıklar başta olmak üzere tüm bu hususların ele alınması amacıyla MKYK’mız kapsamlı bir toplantı gerçekleştiriyor.

Sayın Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız toplantının açılış konuşmasında Gazze konusunda gelinen son noktayı ve bu konudaki yürüttüğü güçlü diplomasiyi MKYK üyelerimizle paylaştı.

"TERÖRSÜZ TÜRKİYE, TERÖRSÜZ BÖLGEDEN AYRILAMAZ"

Aynı şekilde Suriye’deki olaylara ilişkin değerlendirmelerini ve son durumu aktardı. Bunun dışında iç ve dış politikaya dair MKYK’mıza ve partimizin üst organlarına talimatları oldu; biliyorsunuz bu ay Teşkilat Başkanımız Ahmet Büyükgümüş’ün koordinasyonunda bütün arkadaşlarımız sahadalar.

Tabii, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge konusundaki çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Daha önce de ifade ettiğim gibi terörsüz Türkiye ile terörsüz bölge iç içe, kol kola ve birbiriyle ayrılmaz bütünlüğe sahip iki kavramdır. Terörsüz Türkiye, terörsüz bölgeden ayrılamaz, terörsüz bölge kavramı da terörsüz Türkiye kavramından ayrı düşünülemez.

Zaman zaman bu iki kavramın ayrı ayrı değerlendirilmeye çalışıldığını, aradaki bağın koparılmak istendiğini görüyoruz ancak bu bağı koparmaya çalışanların yerine neyi koymaya çalıştıklarına baktığımızda, terör örgütlerini meşrulaştıran, mazur göstermeye çalışan ve terör örgütlerinin sözde kazanımları olarak ifade edilen, aslında terör organizasyonlarının kurduğu diktatöryal vesayetleri kazanım gibi sunan yaklaşımların olduğunu net bir şekilde görüyoruz.

"TEK SURİYE, TEK ORDU İLKESİNE BAĞLIYIZ"

Bütün bu süreç, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge kavramlarının ne kadar zamanlı, ne kadar doğru ve dünyanın içinden geçtiği bu dönemde ne kadar stratejik bir adım olduğunu bir kez daha göstermektedir. Bu nedenle hem MKYK’mız hem de partimizin tüm organları açısından en hassasiyetle takip edilen konuların başında bu mesele gelmektedir.

Bu çerçevede Suriye’deki gündem son derece önemlidir. Uzun zamandır Suriye’de terör örgütlerinin alan kapatma, bazı bölgelerde diktatöryal vesayetler kurma ve terörist faaliyetlerini sürdürme konusundaki uyarılarımızı dile getiriyoruz. Burada da, Suriye’de herkesin kazandığı “tek Suriye, tek ordu” ilkesine bağlılık çerçevesinde tüm etnik, mezhepsel ve dini grupların haklarının garanti altına alındığı bir modelin ve iradenin ortaya çıkması gerektiğini ifade ediyoruz.

Gerçekten kastımız, Esad döneminin zulmünden, inkâr ve asimilasyon politikalarından sonra bütün Suriyelilerin Suriye’nin inşasına özne olarak katılması, kimsenin dışlanmaması gerektiğidir. Türkmen, Arap, Kürt kardeşlerimiz, Müslümanlar, Hristiyanlar ile Şii, Sünni, Alevi, Nusayri, Dürzi başta olmak üzere saydığımız ve sayamadığımız tüm mezhep ve etnik grupların tek ve onurlu bir Suriye’nin eşit parçaları olarak ülkenin geleceğinde söz sahibi olması gerektiğini defalarca ifade ettik ve irademizin bu yönde olduğunu açıkça ortaya koyduk.

"DEAŞ İLE MÜCADELE KESİNTİSİZ BİR ŞEKİLDE SÜRMELİ"

Her zaman hassasiyetle uyguladığımız konulardan biri, Suriye’de DEAŞ’la mücadelenin, DEAŞ’a yönelik mücadelenin kesintisiz bir şekilde sürmesi gerektiğidir. DEAŞ denilen bu katliam örgütünün hiçbir şekilde kendisine alan bulmaması esastır. Aynı şekilde, hangi adı kullanırsa kullansın, hangi harfleri kullanırsa kullansın hiçbir terör örgütünün burada var olmaması gerektiğini net bir biçimde ifade ediyoruz ve bu konuda uzun süredir uyarılarımızı açık şekilde yapıyoruz.

Bu çerçevede iki hususta net cümleler kurduk ve izahını da yaptık. Birincisi, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreci kapsamında PKK’nın tüm şube, uzantı ve illegal yapılanmalarıyla kendisini feshetmesi ve silah bırakması gerektiğini, buna Suriye, Irak, İran yapılanmaları ile Avrupa’daki illegal yapılanmaların da dâhil olduğunu açıkça ifade ettik. Bunun devamı olarak, bu sürecin farklı yöntemlerle ilerleyebileceğini, Irak’taki yöntemin farklı, Suriye’deki yöntemin farklı olabileceğini dile getirdik.

Suriye açısından bizim önemsediğimiz, hem kan dökülmemesi, hem Suriye’deki Kürt kardeşlerimizin haklarının garanti altına alınması ve terörün vesayetinden kurtulması, hem de Suriye’nin birlik ve bütünlüğüne zarar veren terör ve asimetrik silahlı grupların ortadan kalkması, ancak bunun Suriye’nin bir parçası olarak gerçekleşmesidir. Bu bakımdan 10 Mart Mutabakatı’nın önemini özellikle vurguladık.

"KÜRT, TÜRKMEN VE DİĞER UNSURLARIN KİMLİKLERİNİN GARANTİ ALTINA ALINMASINI ÖNEMSİYORUZ"

10 Mart Mutabakatı esasında son derece sade bir yöntemi içeriyordu. SDG’nin, içindeki Suriyeli olmayan PKK unsurlarından arındığı ve terör faaliyetlerinden vazgeçtiği takdirde, SDG unsurlarının bireysel olarak Suriye ordusunun bir parçası hâline gelmesi ve tek Suriye ilkesi çerçevesinde bu entegrasyona yönelmesi durumunda, tüm bu sürecin çatışmasız şekilde çözülebileceği öngörülüyordu.

Günün sonunda havalimanlarının, gümrük kapılarının ve enerji bölgelerinin Suriye devletine devri de Suriye’nin kuzeyinde bir terör devletçiği kurmak isteyenlerin bu yanlış yaklaşımdan vazgeçtiğinin somut göstergesi olacaktı.

Bu konuda da sürekli olarak şunu ifade ettik: Tek Suriye, tek ordu ilkesine aykırı bir tutum almanın hem Türkiye açısından bir millî güvenlik sorunu ve tehdidi olduğu, hem de Suriye açısından bir millî güvenlik sorunu ve tehdidi teşkil ettiği noktasında Türkiye ile Suriye’nin ortak düşündüğünü vurguladık.

Ayrıca önemsediğimiz bir diğer husus, Esad rejimi döneminde kimlikleri ve varlıkları yok sayılmış Kürt, Türkmen ve diğer unsurların kimlik ve kültürlerinin garanti altına alınmasıdır.

"CUMHURBAŞKANIMIZ BUNU ESAD HEYETİNE DAHA ÖNCE DEFALARCA SÖYLEDİ"

Bu çerçevede daha önce de ifade ettiğim gibi, Sayın Cumhurbaşkanımız, Esad henüz katliamlara başlamadan önce rejimle yapılan görüşmelerde, başbakan olduğu dönemde, Suriye’deki Kürtlere kimlik haklarının verilmesini, insan hakları konusunda eksiklik bırakılmamasını ve vatandaşlık haklarından eşit şekilde yararlanmalarını özellikle vurgulamıştır.

Bizler bu toplantılarda Sayın Cumhurbaşkanımızın bu hususları Esad’a ve heyetine defalarca bizzat söylediğine tanıklık ettik, hatta o dönemde bugün bu konularda çok konuşan ve yanlış değerlendirmeler yapan bazı siyasi partilerin gündeminde Suriye Kürtleri meselesi dahi bulunmuyordu.

ÖZGÜR ÖZEL'E TEPKİ

Özgür Özel'in "Kobani'ye yönelik iddiaların eski ABD Başkanı Obama'nın talimatıyla yapıldı" iddiasına Çelik şu yanıtı verdi:

“Meydanda yapılmış mitingi kapalı salonda yatılar diyenlerin zeka düzeyiyle aynı. Maalesef bilgilendirilenler gerçekten yetersiz bilgilendiriyor.”

'11 TIR YARDIM GÖNDERDİK'

"Kobani'ye insani yardım gönderilecek mi?" sorusu üzerine Çelik “11 TIR yadım gönderdik. Bu yardımlar kesintisizi bir şekilde devam edecek. Suriye'deki Kürt kardeşlerimizi o koşullar halimde asla bırakmayacağız.” dedi.

'Mili Saraylara bağlı çalışacak'

Cumhurbaşkanı Erdoğan adına müze yapılıyor iddialarıyla ilgili de Çelik, “Sayın Cumhurbaşkanımızın siyasi dönemdeki faaliyetlerini hatırlatacak devletin o zaman ki hafızasına boyut katacak şekilde bu müze yapılıyor. Mili Saraylara bağlı çalışacak. Tüm vatandaşlarımızın ziyaretine açık bu dönemde yaşananların gelecek kuşaklara anlatılmasını somut bir alan olacak.” yanıtını verdi.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...