Türkgün | Yaşam | 04.17: Kalbimizdeki enkazın 3. yılı! 6 Şubat depreminin unutulmayan sızıları ve küllerinden doğan hikayeler

04.17: Kalbimizdeki enkazın 3. yılı! 6 Şubat depreminin unutulmayan sızıları ve küllerinden doğan hikayeler

Tam 3 yıl önce, bir kış gecesi saatler 04.17’yi gösterdiğinde Türkiye en uzun sabahına uyandı. 11 ili sarsan, milyonlarca hayatı değiştiren 6 Şubat depreminin üzerinden geçen 1095 günde acılar taze, özlemler ise sonsuz kaldı. Giden canların ardından yakılan ağıtlar, enkaz altından uzanan o yardım eli ve Türkiye’nin tek yürek olduğu o unutulmaz dayanışma... 3. yılında 6 Şubat’ı, bitmeyen yasımızı ve yaralarını sarmaya çalışan şehirlerimizin sessiz çığlığını mercek altına alıyoruz.

Tam 3 yıl önce, bir kış gecesi saatler 04.17’yi gösterdiğinde Türkiye en uzun sabahına uyandı. 11 ili sarsan, milyonlarca hayatı değiştiren 6 Şubat depreminin üzerinden geçen 1095 günde acılar taze, özlemler ise sonsuz kaldı. Giden canların ardından yakılan ağıtlar, enkaz altından uzanan o yardım eli ve Türkiye’nin tek yürek olduğu o unutulmaz dayanışma... 3. yılında 6 Şubat’ı, bitmeyen yasımızı ve yaralarını sarmaya çalışan şehirlerimizin sessiz çığlığını mercek altına alıyoruz.

KAYNAK: TÜRKGÜN

Türkiye’yi derin bir sessizliğe ve tarifsiz bir yasa boğan 6 Şubat depremlerinin üzerinden 3 yıl geçti. Kahramanmaraş merkezli felaket, on binlerce canı hayattan koparırken geride yıkılmış şehirler, yarım kalan hayatlar ve hiç dinmeyen bir acı bıraktı. Saatlerin 04.17’de durduğu o gecenin izi, aradan geçen yıllara rağmen hafızalardaki tazeliğini koruyor.

Zamanın Durduğu O An: 6 Şubat’ın Ardından 3 Yıl

Bazı acılar vardır, üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin ilk günkü gibi tazedir. 6 Şubat 2023, Türk milletinin hafızasına "en uzun gece" ve "en acı sabah" olarak kazındı. Bugün o büyük felaketin 3. yılındayız.

Saatin Zembereği 04.17'de Takılı Kaldı

Karakışın ortasında, uykunun en derin yerinde gelen o büyük sarsıntı sadece binaları değil, hayalleri, aileleri ve bir coğrafyanın geleceğini yıktı. Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman ve diğerleri... Şehirler sustu, feryatlar gökyüzüne yükseldi. Aradan geçen 3 yılda sokaklar belki yeniden inşa edildi ama o sokaklardaki anıların boşluğu hiç dolmadı.

‘Sesimi Duyacak Kimse Var mı?’

Bu cümle, sadece bir yardım çağrısı değil; bir milletin çaresizliğinin ve aynı zamanda umudunun sembolü oldu. Günlerce enkaz başlarında beklenen mucizeler, soğukta yakılan ateşlerin etrafındaki kederli sessizlik ve birbirini hiç tanımadan yardıma koşan milyonlar... Türkiye o gün sadece bir deprem yaşamadı, insanlık tarihinin en büyük dayanışma sınavlarından birini verdi.

Enkaz altındaki kızının elinin tutmasıyla tanınan babanın acısı dinmiyor

Kayıpların Gölgesinde Yeni Hayatlar

Geçen 3 yılda konteyner kentlerden kalıcı konutlara geçildi, çocuklar okula döndü, dükkanlar kepenk açtı. Ancak her akşam yemeğinde eksik kalan bir sandalye, her bayramda gidilen hüzünlü mezarlıklar 6 Şubat’ın gerçeğini hatırlatmaya devam ediyor. Şehirlerimizi yeniden kurarken, ruhlarımızdaki o enkazı kaldırmak çok daha uzun sürecek gibi görünüyor.

Asrın felaketinin birinci yılı

Unutmamak, En Büyük Borcumuz

6 Şubat depremi bize sadece doğanın gücünü değil, tedbirli olmanın, bilimin ve dayanışmanın ne kadar hayati olduğunu gösterdi. Gidenleri geri getiremeyiz ama onların anısını yaşatmak ve benzer acıların bir daha yaşanmaması için "ders çıkarmak" boynumuzun borcu.

Milletimizin Başı Sağ Olsun

3 yıl önce bugün yitirdiğimiz on binlerce canımızı rahmetle anıyoruz. Yarım kalan hikayelerin, sessiz kalan evlerin ve bitmeyen özlemlerin gölgesinde; o karanlık geceyi aydınlatan dayanışma ruhuna selam olsun.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...