Türkgün | Gündem | MHP'li Karakaya'dan Hocalı Katliamı mesajı: İnsanlığın alnına sürülmüş kara bir leke

MHP'li Karakaya'dan Hocalı Katliamı mesajı: İnsanlığın alnına sürülmüş kara bir leke

MHP'li Mevlüt Karakaya, "26 Şubat 1992… Hocalı’da yaşananlar, insanlığın alnına sürülmüş kara bir lekedir. O gece silahlar pencerelere, kapılara, ocaklara çevrildi. Katliama uğrayan kundakta bebekler, evladına siper olan anneler, son duasını okuyan dedeler vardı." dedi.

MHP'li Mevlüt Karakaya, "26 Şubat 1992… Hocalı’da yaşananlar, insanlığın alnına sürülmüş kara bir lekedir. O gece silahlar pencerelere, kapılara, ocaklara çevrildi. Katliama uğrayan kundakta bebekler, evladına siper olan anneler, son duasını okuyan dedeler vardı." dedi.

MUHABİR: Beybin Usanmaz

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Karakaya, 26 Şubat 1992’de yaşanan Hocalı Katliamı’nın 34. yıl dönümü dolayısıyla sosyal medya hesabından anma mesajı yayımladı.

Karakaya, paylaşımında Hocalı’da yaşananların “insanlığın alnına sürülmüş kara bir leke” olduğunu belirterek, 613 masum sivilin hayatını kaybettiğini hatırlattı. Katliamda 106 kadın ve 83 çocuğun yaşamını yitirdiğine dikkat çeken Karakaya, hayatını kaybedenlerin her birinin “bir evin ışığı, bir ailenin nefesi” olduğunu vurguladı.

"yaşananların bir muharebe değil soykırımdı"

O gece sivillere yönelik saldırıların bilinçli ve sistematik olduğuna işaret eden Karakaya, yaşananların bir muharebe değil, savunmasız insanlara yönelmiş bir soykırım olduğunu ifade etti.

Hocalı’da yalnızca bedenlerin değil, vicdanların da donduğunu kaydeden Karakaya, esir düşen sivillerin acısının ve kayıpların hafızalardan silinmediğini belirtti.

MHP'li Mevlüt Karakaya'nın işte o paylaşımı:

26 Şubat 1992… Hocalı’da yaşananlar,  insanlığın alnına sürülmüş kara bir lekedir.

O gece silahlar pencerelere, kapılara, ocaklara çevrildi. Katliama uğrayan kundakta bebekler, evladına siper olan anneler, son duasını okuyan dedeler vardı. 613 masum insan… 106 kadın, 83 çocuk… Her biri bir evin ışığı, bir ailenin nefesi, yarınlara uzanan bir umuttu. Tek suçları Türk olmaktı.. Karabağ’ın dondurucu soğuğunda yalnız bedenler üşümedi,  vicdanlar buz tuttu, insanlık derin bir sessizliğe gark oldu.. Esir düşen sivillerin feryatları, karanlıkta kaybolanların cevapsız soruları yıllar geçse de hafızalardan silinmedi.

Bu yaşananlar bir muharebe de değildi. Bu, savunmasızlara yönelmiş bilinçli bir soykırımdı.. Adı konulması gereken bir vahşetti. Hocalı, Türk milletinin yüreğinde sönmeyen bir ateştir. O gece yalnız Azerbaycan değil; Türk dünyası gözyaşı döktü. Dünya suskun kaldı. Güç sahipleri görmezden geldi. Fakat biz hafızamızı susturmadık. Bekledik. Sabrettik. Ama unutmadık. Zira biliriz ki adalet gecikebilir, ama hakikat kaybolmaz.

Hocalı’da toprağa düşen her can, tarihin omuzlarına yüklenmiş bir emanettir. O emanet; gerçeği diri tutmak, adaleti talep etmek, insanlık vicdanını uyandırmaktır. Biz mücadelemizi hakikatle sürdürüyor,  adalet inancıyla yürütüyoruz. Ta ki Hocalı’nın adı, uluslararası hukukta hak ettiği karşılığı bulana kadar… Ta ki o gece, insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak açıkça tanınana dek… Unutmadık. Unutturmayacağız. Ruhları şad olsun. Mekânları cennet olsun.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...