Türkgün | Gündem | Türk Ulaşım-Sen 8. Olağan Genel Kurulu gerçekleştirildi: Milli duruş ve terörsüz Türkiye vurgusu

Türk Ulaşım-Sen 8. Olağan Genel Kurulu gerçekleştirildi: Milli duruş ve terörsüz Türkiye vurgusu

Türk Ulaşım Sendikası Genel Merkezi'nin 8. Olağan Genel Kurulu, Ankara'da yoğun katılımla gerçekleşti.

Türk Ulaşım Sendikası Genel Merkezi'nin 8. Olağan Genel Kurulu, Ankara'da yoğun katılımla gerçekleşti.

MUHABİR: Beybin Usanmaz

Türk Ulaşım Sendikası (Türk Ulaşım-Sen) Genel Merkezi’nin 8. Olağan Genel Kurulu, 24 Ocak 2026 Cumartesi günü Ankara’da çalışmalarına başladı. 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu, Türk Ulaşım-Sen Ana Tüzüğü ve Seçim Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde düzenlenen Genel Kurul, Yenimahalle Macun Mahallesi'ndeki Crowne Plaza Otel’de gerçekleştirildi. Toplantıda yasal çoğunluğun sağlanamaması durumunda ise Genel Kurul, yarın 25 Ocak 2026 Pazar günü aynı yer ve saatte, aynı gündemle toplanacak. Genel Kurul'da Türk Ulaşım-Sen Genel Başkanı Nurullah Albayrak, Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci ve MHP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım kürsüye gelerek delegelere hitap etti.

TÜRK ULAŞIM-SEN MİLLİ BİR DURUŞTUR

Kürsüye ilk olarak gelen Türk Ulaşım-Sen Genel Başkanı Nurullah Albayrak, sendikal mücadelenin temelinde devlet, millet ve vatan sevgisinin bulunduğunu vurguladı. Zorlu hava şartlarına rağmen Genel Kurul’a katılım sağlayan tüm delegelere teşekkür eden Albayrak, bu şartlarda gelen tüm delegelere, hanımefendilere ve beyefendilere şükranlarını sunduğunu belirtti. Konuşmasına vatan için canlarını feda eden aziz şehitleri ve gazileri rahmet ve minnetle yad ederek başlayan Albayrak, Türk Ulaşım-Sen’in yalnızca bir sendika olmadığını ifade etti. Albayrak, Türk Ulaşım-Sen'in bu milletin omurgasında yer alan milli bir duruş olduğunu, kökü dışarıda olan ve milli değerlerle kavgası bulunan anlayışların bu teşkilatta yeri olmadığını ve olmayacağını dile getirdi. Sendikanın pusulasının tek olduğunu vurgulayan Albayrak, Türk milletinin menfaati ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bekasının pusulaları olduğunu, devlet varsa kendilerinin de var olduğunu bildiklerini söyledi.

BU DAVA SON NEFESİME KADAR SÜRECEK

Türklük sevdası ve Türk-İslam davası ile yetiştiğini ifade eden Albayrak, bu mücadelenin hayatının ayrılmaz bir parçası olduğunu belirterek, bu davaya ölünceye kadar gururla hizmet etmeye devam edeceğini söyledi. Genel Kurul’un sıradan bir toplantı olmadığını vurgulayan Albayrak, bugün orada devletine sadakati şeref bilen, milletine bağlılığı namus sayan bir teşkilatın iradesini ortaya koyduklarını ifade etti. Toplu sözleşme masasında ilkeli bir duruş sergilediklerini belirten Albayrak, üyelerine karşı mütevazı, hak ararken ise dimdik durduklarını, hiçbir zaman yalan söylemediklerini ve devletin vakarını çiğnetmediklerini kaydetti. Genel yetkili sendika olunmayan kurumlarda dahi mücadeleden vazgeçmediklerini vurgulayan Albayrak, elde edilen kazanımlarla sendikanın takip edilen bir marka haline geldiğini söyledi. Albayrak ayrıca, sendikanın son 20 yılın üye artış rekorunu kırarak 8 bin üye sayısını aştığını, Devlet Hava Meydanları İşletmesi’nde (DHMİ) ise 15 yıl sonra yeniden yetkili sendika olduklarını açıkladı.

ULAŞIM ÇALIŞANLARINA TARİHİ KAZANIMLAR

Konuşmasında elde edilen kazanımları detaylandıran Albayrak, havalimanlarında ARFF ve apron şeflerinin parantez içi uygulaması kaldırılarak maaşlara aylık 30 bin TL, performans düzenlemeleriyle 40-50 bin TL’ye varan kalıcı artış sağlandığını aktardı. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü çalışanlarının uzun süredir talep ettiği havacılık tazminatının hayata geçirildiğini belirten Albayrak, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nda yıllardır açılamayan görevde yükselme sınavının açtırıldığını ifade etti. TÜRASAŞ çalışanlarına yüksek gerilim ve kataner tazminatlarının kazandırıldığını, radar istasyonlarında tek kişiyle tutulan nöbet sisteminin sona erdirilerek üç kişilik nöbet düzenine geçildiğini anlatan Albayrak, DHMİ’de görev yapan 51 güvenlik görevlisinin memuriyete geçişinin sağlandığını bildirdi. Ayrıca performans primi düzenlemesiyle tüm çalışanlara aylık en az 30 bin TL, uçuş yoğunluğuna bağlı olarak 70 bin TL’ye kadar ek gelir imkânı oluşturulduğunu sözlerine ekledi. Albayrak konuşmasını, hak için yürüyüp, hak için konuşup, hak için haykırdıklarını ve bu mücadeleden asla geri adım atmayacaklarını belirterek sonlandırdı.

ADALET VE VEFA BİZİM TEMEL DEĞERİMİZDİR

Albayrak'ın ardından kürsüye gelen Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, konuşmasına katılımcıları selamlayarak başladı. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili başta olmak üzere tüm katılımcılara teşekkür eden Kahveci, herkesin birer emekli adayı olduğunu ve emeklilerin asla unutulmaması gerektiğini söyledi. Konuşmasının başında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, Milli Mücadele şehitlerini ve terörle mücadelede hayatını kaybeden tüm şehitleri rahmet ve minnetle anan Kahveci, Türkiye Kamu-Sen’in mücadelesinin temelinde vefa, tarih bilinci ve millet şuuru olduğunu vurguladı. Kökü mazide, gözü atide olan bir kurum olduklarını belirten Kahveci, geçmişini bilmeyen bir yapının geleceğe yön veremeyeceğini ifade ederek, Türkiye Kamu-Sen’in 34 yıllık mücadelesinin bu değerler üzerine inşa edildiğini söyledi.

ULAŞIM EGEMENLİĞİN SAHADAKİ TEZAHÜRÜDÜR

Türk Ulaşım-Sen’in 8. Olağan Genel Kurulu’nun hayırlara vesile olmasını dileyen Kahveci, ulaşım sektörünün stratejik önemine dikkat çekti. Ulaşımın yalnızca yollar, raylar ve pistlerden ibaret olmadığını, devletin işleyişi, milletin güvenliği ve ekonominin omurgası olduğunu vurguladı. Türkiye’nin jeopolitik konumuna işaret eden Kahveci, ulaşım hizmetlerinin egemenliğin sahadaki en somut göstergelerinden biri olduğunu belirtti. Ulaşım çalışanlarının gece-gündüz demeden, bayramda ve afette görev başında olduğunu vurgulayarak, ulaşım çalışanlarının her türlü takdirin üzerinde olduğunu ifade etti. Ulaşım sektörünün dijital dönüşümden en hızlı ve en derin etkilenecek alanlardan biri olduğunu belirten Kahveci, yapay zeka, otonom sistemler, sürücüsüz araçlar ve büyük veri teknolojilerinin çalışma hayatını köklü biçimde değiştirdiğini söyledi. Bu dönüşümün doğru yönetilmesi halinde verimlilik ve güvenlik sağlayacağını, ancak yanlış yönetildiğinde iş güvencesini tehdit edeceğini dile getiren Kahveci, sürücüsüz araç meselesinin yalnızca teknik değil, iş güvencesi, hukuki sorumluluk ve mesleki yeterlilik meselesi olduğunu kaydetti. Kahveci, insanı merkeze almayan hiçbir teknolojik gelişmenin kendileri nezdinde değeri olmadığını vurguladı.

SENDİKA 4.0 EMEĞİ KORUMA MANİFESTOSUDUR

Türkiye Kamu-Sen’in 2018 yılında başlattığı Sendika 4.0 projesine de değinen Kahveci, bu çalışmanın Türkiye’de dijital dönüşüm henüz konuşulmazken hayata geçirildiğini hatırlattı. Sendika 4.0’ın sadece bir vizyon belgesi değil, emeği koruma manifestosu olduğunu söyleyen Kahveci, bu projeyle dijitalleşen çalışma hayatında sendikal hakların korunması, yeni mesleklerin hukuki güvence altına alınması ve iş güvencesinin garanti edilmesini savunduklarını belirtti. Kamu personel rejiminin yeniden ele alınması gerektiğini belirten Kahveci, 1965 tarihli düzenlemenin günümüz şartlarında yetersiz kaldığını söyledi. Türkiye Kamu-Sen’in bu konuda kapsamlı bir çalışma yürüttüğünü ifade eden Kahveci, en temel taleplerinin liyakat olduğunu vurguladı. Görevde yükselmelerde sendika aidiyeti değil, bilgi ve ehliyetin esas alınması gerektiğini belirten Kahveci, sadakatin yalnızca Türk milletine ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne olabileceğini ifade etti. Kahveci, devletin asli ve sürekli görevlerinin memurlar eliyle yürütülmesi gerektiğini vurgulayarak, ücret adaletsizliklerinin giderilmesi ve refah düzeyini artıracak düzenlemelerin hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

TERÖRLE DEVLET KURULAMAZ

Genel Kurul'da son olarak söz alan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Yaşar Yıldırım, Suriye’deki son gelişmelere ve bölgedeki terör yapılanmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Suriye’de yaşanan askeri ve siyasi sürece değinen Yıldırım, kısa süre içerisinde dengelerin tamamen değiştiğini belirterek, güçlü olduğu iddia edilen yapıların ne kadar kısa sürede dağıldığının hep birlikte görüldüğünü söyledi. Devlet desteği olmadan, terörle hiçbir yapının ayakta kalamayacağının bir kez daha ortaya çıktığını ifade eden Yıldırım, zaman zaman gündeme getirilen garantör devlet söylemlerini de eleştirdi. Bu iddiaların sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini ifade eden Yıldırım, bugün gelinen noktada Suriye’de özerk bir yapıdan ya da dışarıdan bir garantör devletten söz etmenin mümkün olmadığını, Suriye devletinin yeniden devlet refleksi gösterdiğini dile getirdi.

BÜYÜK DEVLETLER MENFAATİNE BAKAR SONUNDA ÇEKİLİR

Konuşmasında dış güçlerin bölge politikalarına da değinen Yıldırım, büyük devletlerin hiçbir zaman bölge halklarının gerçek dostu olmadığını vurguladı. Tarihin kendilerine büyük güçlerin menfaatleri bittiği anda bölgeyi terk ettiğini gösterdiğini belirten Yıldırım, Afganistan’da ve Vietnam’da bunun görüldüğünü, bugün Suriye’de de aynısının yaşandığını ifade etti. Terör örgütlerinin çekilirken sivil halka zarar verdiğini belirten Yıldırım, cezaevlerinde sivillerin hayatını kaybettiğini, terör unsurlarının ise geride ağır bir tablo bırakarak bölgeden ayrıldığını söyledi. Yıldırım, bu durumun terör örgütlerinin gerçek yüzünü bir kez daha ortaya koyduğunu kaydetti. Türkiye’nin bölgeye bakışının net olduğunu vurgulayan Yıldırım, durdukları yerin açık olduğunu, Suriye'nin Suriyelilerin olduğunu ve hiçbir yabancı yapının bu coğrafyada kalıcı olmasına izin verilmemesi gerektiğini söyledi. Terör örgütlerine dayanan siyasi anlayışların iflas ettiğini ifade eden Yıldırım, bir yere veya bir güce yaslanarak siyaset yapılmayacağını, dayanılacak tek gücün milletin kendisi olduğunu belirtti.

ÇIKIŞ YOLU TERÖRSÜZ TÜRKİYE'DİR

Bölgenin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yıldırım, Suriye, Türkiye, Irak ve İran’ın bölünmesine yönelik senaryoların artık geçerliliğini yitirdiğini belirterek, bu coğrafyada terörle bir sonuç alınamayacağının herkes tarafından görüldüğünü ve bölünme ihtimalinin sıfır noktasına geldiğini söyledi. Konuşmasının sonunda provokasyon uyarısında bulunan Yıldırım, terör örgütlerinin ve onları yönlendiren odakların yeni girişimlerde bulunabileceğini ancak bunun sonuç vermeyeceğini ifade etti. Çıkış yolunun belli olduğunu, silahların bırakılacağını ve terörün sona ereceğini belirten Yıldırım, terörsüz Türkiye hedefinin mutlaka gerçekleşeceğini vurguladı. Yıldırım, 86 milyonun eşit vatandaşlık temelinde, güçlü ve bağımsız Türkiye Cumhuriyeti çatısı altında huzur içinde yaşayacağını ifade ederek sözlerini tamamladı.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...