Bana Ne, Sana Ne?
Rivayet odur ki, Kanuni Sultan Süleyman Han Devletin Bekası konusunda hayli sıkıntılı bir düşünceye tutulmuş…
Büyüyen, sınırları üç kıtaya yayılan ve hükmü bütün dünyada geçen Osmanlı Devleti’nin kendisinden sonra halinin nice olacağı ve ne kadar yaşayacağı konusunda epey dertlenmiş…
İşin içinden çıkamaz olunca da sütkardeşi, sırdaşı, iman ve ilim ehli Yahya Efendi’ye başvurmak için O’na bir mektup yazmış… Mektubunda “Kardeşim, ceddimiz bu devleti kurdu, biz büyüttük ama çocuklarımız bunu nasıl koruyacak?” diye bir gamlı soru sormuş…
O mektubu alan Yahya Efendi de tek satırlık bir cevap göndermiş: “Bana ne kardeşim!?”…
Padişah bu cevaba çok içerlemiş. Fakat kardeşine karşı sonsuz hürmet beslediğinden dolayı celallenmeden tekrardan düşüncelere dalmış…
Lakin beynini kemiren o soru hiç susmuyor ki! Çaresiz, “o gün kardeşimin başı çok kalabalıktı herhalde, o yüzden böyle bir cevap yazmıştır. Ben bir daha sorayım” diyerek, aynı soruyla ikinci bir mektup daha yollamış…
Efendi hazretlerinden gelen ikinci cevap mektubu da yine tek satır: “Sana ne kardeşim!?”…
Kırk sekiz Krallığın Hâkimi, bir emriyle hükümdarları deviren, bir mektubuyla ülkeleri yerle yeksan eden Muhteşem Süleyman; Büyük Türk Sultanı ne yapsın bu cevap karşısında şimdi? Elbette yine susmuş…
Ama ne çare… Konu “Devletin Bekası” olunca, dert hiç sükûn eder mi?
Cihan Sultanı Kanuni son bir mektupla yine başvurmuş sütkardeşine: “Kardeşim, biz bu devleti kurduk kurmasına ama evlatlarımız nasıl koruyacak?”
Yahya Efendi’den yine tek cümlelik bir cevap: “Neme lazım kardeşim!?”…
Eh Kanuni de iş bu cevaptan sonra kardeşliği bir kenara bırakıp, bir emr-i şahane ile apar topar huzuruna getirtmiş Âlim Yahya Efendi’yi…
Tabii ki yine hürmetle karşılayarak, o soruyu bir de “ru be ru” sormuş Kaunun-i… “Kardeşim Yahya, siz benim sorumu hiç dikkate almadınız ve dahi hiç ilgilenmediniz, fakat sorumda musırrım: ısrar ediyorum, nice olacaktır devletimizin ahiri?”
“O nasıl söz Sultanım, sizin sorularınız hiç dikkate alınmaz mı? Fakat ben sizin sorunuzun cevabını verdim.” Diyen Yahya Efendi’ye hayretle bakan Muhteşem Süleyman, özür dileyerek anlamadığını ifade etmiş ve bir defa daha cevaplaması için ricada bulunmuş…
Yahya Efendi de: “Sultanım, bir millete BANANE-CİLİK, SANANE-CİLİK ve NEME LAZIMCILIK hastalığı girer ise işte o zaman biz, değil devletimizi, hanemizi dahi koruyamayız!”
İMDİ SÖYLEYİN BAKALIM
Ne yapsaydı Büyük Devlet Adamı Devlet Bahçeli Beyefendi?
Herkes, “bana ne, sana ne, neme lazım derken” 40 yıllık terör ihanetini O’da normal mi görseydi?
Herkes “Aman canım coğrafyamız zaten kaderimizdir, o bölgeden eşkıya ve terör hiç eksik olmaz ki” diyerek “dönemden dümen tutarken”, ne yapsaydı Sayın Bahçeli, söyleyin hele ne yapsaydı?
Dış dünyadaki emperyalist yuvalar coğrafyamızda çeşitli planlarını uygulamaya koyarken ileri görüşlü Devlet Adamı Devlet Bahçeli Beyefendi ne yapsaydı?…
Onlar gibi mi davransaydı! Başımızdaki beladan, sırtımızdaki hançerden kurtulmak yerine, o belaya boyun mu eğseydi!
Hem, ordu bizim, silah bizim, sarı torba bizim! Güç bizim, irade bizim, kudret bizim; devlet hepimizin!
PEKİ, ŞİMDİ NE YAPACAĞIZ?
“Terörsüz Türkiye Hedefi” Cumhuriyetimizin en büyük siyasi ve toplumsal içtihadı olarak “Türk ve Türkiye Yüzyılı”nın yolunu aydınlatmıştır.
Neredeyse yarım asırlık bir travmadan kurtuluyoruz. Artık, yüzleşmemiz, hissetmemiz ve dahi tamir etmemiz gereken çok daha fazla şey var.
Bu noktada Türk sosyologlarına, psikologlarına, sosyal psikologlarına, pedagoglarına, gerçek din adamlarına, gönül adamlarına ve hatta Türk felsefecilerine çok büyük görevler düşüyor.
Şehit Ailelerimiz, Gazilerimiz; mukaddesat ve milliyetimiz uğruna mağdur olanların hafıza, havsala ve gönülleri tamir ile mutmain olmalı; etnik yapılar içindeki terörün bugüne kadarki psişik etkileri de yine uzmanlarca ele alınarak etkili bir siyaset-sosyolojisi ile karşılık bulmalıdır.
Lider Devlet Bahçeli Beyefendi’nin yıllar önce ortaya koyduğu “Onarım” stratejisi de bu minvalde gözden uzak tutulmamalıdır!
***
Evet, durum değişmekte, şartlar başkalaşmaktadır. Değişen şartlara ayak uyduramayanlar o şartlar tarafından bertaraf olacaklardır!
***
Devlet Bey’in “Terörsüz Türkiye Hedefi” yerini bulmuş, hatta “Terörsüz Bölge Hedefi”ne ulaşmıştır. Bundan böyle sorumluluk hisseden hiç kimse “bana ne, sana ne ve neme lazım” diyemez. Diyenler de bizden değildir!
Hele hele milletimizi bölünmez bir bütün olarak kabul eden, birliğe ve kardeşliğe inan; devletimizi kuran, yaşatan ve geleceğe taşıyan fikrin temsilcileri yani Türk Milliyetçileri, hele hele bizler…
GEÇMİŞ OLSUN
Geçici rahatsızlığını öğrendiğimiz Genel Yayın Yönetmenimiz Sayın Mehmet Müftüoğlu Beyefendi’ye Rabb’imizden acil şifalar niyaz ediyor, herkese hayırlı pazarlar diliyorum.