Bitmeyen hesap...
Türk milletinin haklı olduğu her konuda, o konuyu sürüncemede bırakmak isteyenler türlü ayak oyunları çevirir.
Milli ve tarihi haklarımız üzerinde kuşku uyandırmak isteyen Türk düşmanları hiç durmadan faaliyettedir.
Türk milletinin hakkının teslimi söz konusu olduğunda, yabancı başkentlerde diplomatik oyalama mekanizmaları devreye alınır ve konu derhal çözümsüzlüğe havale edilir.
İçimizdeki uzantılarınında eş zamanlı olarak harekete geçmesi elbette tesadüf değildir.
***
Günümüzde hak ve çıkarlarımızın tanınmaması adına büyük uğraş verilen meselelerin başında Kıbrıs meselesi gelir.
Arkasına sözüm ona Batı’yı alan Rum ve Yunan, Kıbrıs’ta adil, kalıcı ve sürdürebilir bir çözüme kavuşulmaması için uğraşır durur.
Türkiye, Kıbrıs meselesinde iki devletli çözümden başka bir seçeneğin olmadığını bıkmadan usanmadan savunur.
Kıbrıs Türk’ü ve Türkiye’yi oyalayabilecek başkaca bahanelerinin kalmadığının farkına varamayan Batı ise ısrarla federasyon modelini tek çözüm olarak dayatır.
***
Çünkü Batı’nın gözünde, Rum ve Yunan’ın Enosis hülyası 20 Temmuz 1974’te Türkiye tarafından Akdeniz’in sularına gömülmemiştir.
Onlar açısından Kıbrıs Türkülüğü adada azınlıktır.
Batı’nın Rum ve Yunan tesiri altında yaşadığı bu siyasi körlük, Kıbrıs Türklüğünün her şart altında kendi kaderini kendi tayin etmeye kararlı olduğunu gösterdiği gerçeğini anlamalarına da engeldir.
***
Türkiye’nin bölgesel ve küresel güç olma hedefine yaklaşmasından rahatsız olan çevreler, su uyur düşman uyumaz misali boş durmaz.
Yalanlar, iftiralar ve provokasyonlarla dolu senaryoları devreye sokarak gündemi oyalamaya çalışırlar.
Ne kadar yokuşa sürülse, Türkiye o kadar Kıbrıs Türklüğünün hak ve çıkarlarını savunacaktır.
Türkiye açısından hadise, MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin ifade ettiği gibi “Kıbrıs Türklüğüne istikamet tayin edecek irade, Brüksel’de değildir!” sözünden ibarettir.
“Kıbrıs Türk’tür, Türk kalacak” sözü içi boş bir slogan değildir.
Doğu Akdeniz’de hakimiyeti sağlamak amacıyla KKTC üzerinde bitmeyen hesaplar yapanlar, Türkiye’nin duruşunun değişmeyecek bir devlet iradesi olduğunu er ya da geç anlayacaktır.