Yapay zekânın kapıları kapanırken (1)

YAYINLAMA:
Yapay zekânın kapıları kapanırken (1)

Haziran ayının sonunda OpenAI, en güçlü modeli GPT-5.6'yı duyurdu. Fakat asıl haber, modelin neler yapabildiği değil; kimlere verildiğiydi. Şirket, Washington'ın talebiyle modeli kademeli olarak açtı: önce Amerika içindeki "güvenilir ortaklara", sonra (belki) herkese. Sektörü yakından izleyen bir teknoloji yazarı o günü şöyle niteledi: "Yapay zekâ sektörünün son normal günü." Abartılı bulabilirsiniz; ama tabloyu tamamlayan öbür işaretlere bakınca abartı payı azalıyor.

O işaretlerden biri Anthropic cephesinde. Şirket, en güçlü modelini artık herkese açık bir abonelik hizmeti olarak değil; adına Glasswing denilen, seçilmiş yaklaşık elli kuruluşluk bir konsorsiyum üzerinden sunmaya başladı ve zor bela 15 ülkeden 150 kuruluşa genişletildi. Fakat çok geçmeden Washington, milli güvenlik gerekçesiyle yabancı kullanıcıların erişiminin kesilmesini istedi ve şirket modeli apar topar kapatmak zorunda kaldı. Blokaj ancak kısmen, o da yalnızca Amerikan kurumları için kaldırıldı. Yani listenin kimlerden oluşacağı, şirketle Beyaz Saray arasında bir pazarlık konusu hâline gelmiş durumda. Kapının dışında bekleyenler arasında Amerika'nın en yakın müttefikleri bile var. Modelin genele açılması planlanan hali Fable ise siber güvenlik ve yapay zekanın kendi kendisini geliştirmesi gibi işler için kullanılamayacak şekilde kitlendi. 

Bunun bir de mevzuat boyutu var. Amerika, Ocak 2025'te yayımladığı bir ihracat mevzuatıyla (AI Diffusion) dünyayı üç kademeye ayırmış; en gelişmiş çiplerin ve ilk kez, yapay zekâ modellerinin "ağırlıklarının",  yani modelin öğrenilmiş zekâsının, hangi ülkeye ne kadar verilebileceğini bu kademelere bağlamıştı. Türkiye, güvenilir sayılan birinci kademede değildi. Kural, sektörün itirazları üzerine yürürlüğe girmeden kaldırıldı; ama kimse yanılmasın, fikir ölmedi. Yerine yenisinin geleceği resmen ilan edildi ve bu arada aynı sonuç, kural yerine sözleşmeyle, kademe yerine davetiye listesiyle sağlanıyor. Değişen yöntem; ama zihniyet yerli yerinde duruyor: Çağın en güçlü teknolojisine erişim, siyasi hizalanmaya göre dağıtılacak.

Burada komplo aramaya gerek yok; ben aramıyorum. Güçlü modellerin yanlış ellerde ciddi zarar üretebileceği doğru ve güvenlik kaygısının meşru bir temeli var. Fakat şunu görmemek için de saf olmak gerekir: Güvenlik söyleminin gölgesinde, devasa bir pazar ve küresel bir güç mimarisi de şekilleniyor. Yapay zekâ, elektrik gibi herkese akan bir hizmet olmaktan çıkıyor; imtiyaza, yani sahibinin dilediğine verdiği, dilediğinden esirgediği bir güce dönüşüyor.

Türkiye açısından esas mesele şudur: Biz bu tablonun neresindeyiz? Açık konuşalım: Bugün hiçbir "güvenilir ülke" listesinde adımız yok. Kamu kurumlarımız, bankalarımız, şirketlerimiz, üniversitelerimiz her geçen gün daha fazla iş yükünü yabancı yapay zekâ modellerine emanet ediyor. Bu modellerin muslukları ise bizim iznimize değil, başkalarının kararına bağlı. Bir sabah o musluk kısıldığında, "size eski sürüm yeter" denildiğinde, ya da model bilinçli şekilde hatalı çıktı ürettirildiğinde, verimlilikte, savunmada, sağlıkta, eğitimde çağın en belirleyici üretim aracını başkasının insafıyla kullanan bir ülke oluruz. Bunun adı teknoloji meselesi değil, egemenlik meselesi.

Peki ne yapmalı? Bu sorunun asıl cevabı, milli model, açık kaynak, milli hesaplama gücü, başlı başına bir yazı konusu; onu bir sonraki yazıya bırakıyorum. Ama bu yazının ihmal edemeyeceği üç adım var.

Birincisi, yapay zekâ erişimi artık bir bilişim başlığı değil, bir dış politika ve milli güvenlik başlığıdır; devletin en üst düzey gündemine bu sıfatla girmelidir.

İkincisi, kamuda ve kritik sektörlerde hangi iş yükünün hangi yabancı modele bağlandığının dürüst bir envanteri çıkarılmalıdır; çünkü ölçülmeyen bağımlılık, yönetilemez.

Üçüncüsü, bu bloklaşma karşısında yalnız durmamak gerekir: Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında ortak bir tutum, ortak bir pazarlık gücü ve nihayetinde kendi teknoloji kutbumuzun zemini bugünden örülmelidir.

Dünya yeni bir sofra kuruyor ve bu sofranın âdabı eskisine benzemiyor: Davetiyeler siyasi hizalanmaya göre yazılıyor. GPT 5.6 ve Mythos örneğinde olduğu gibi kapılar birer birer kapanırken iki yol var: Ya kapının önünde bekleyip içeriden seslenilmesini umarız ya da anahtarı kendimiz yaparız. Anahtarın nasıl yapılacağını sonraki yazıda konuşalım.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...