Yusuf Has Hacip Ve Kutadgu Bilig
Büyük Türk düşünürü Yusuf Has Hacip, muazzam eseri Kutadgu Bilig'i doğruluk, saadet ve kanaatin yanında akıl üzerine inşa ve ihya etmiştir.
Devlet BAHÇELİ
Yusuf Has Hacip ve ünlü eseri Kutadgu Bilig, yalnızca “eski bir nasihat kitabı” değildir; Türk kimliğinin, Türk devlet aklının ve toplum düzeninin yazıya dökülmüş en güçlü metinlerinden biridir. Kutadgu Bilig, bir yandan Türk töresinin (adalet, nizam, kamu düzeni, devlet geleneği) omurgasını korur; diğer yandan İslam’ın değer dünyasıyla konuşur ama bunu Türkçe üzerinden yapar.
Yusuf Has Hacip’in bir “Türk dünyası” perspektifi kurmasının temelinde romantik bir duygusallık değil, somut bir devlet-toplum tasarımı vardır: Devletin ayakta kalması için adalet ve kanun; toplumun bir arada kalması için dayanışma, geleceğe yürümek için bilgi ve eğitim; dış tehditlere karşı güç için ordu ve iktisat. Ortak payda ise birlik fikridir: Bey ile halkın aynı ölçüye uyması, birbirini kollaması ve düzenin kişilere değil kurala dayanması.
Kutadgu Bilig’in arka planı, Türk tarihinin büyük bir dönüşüm eşiğidir. 840’lar sonrasında Orhun havzasındaki siyasi merkez değişmiş, farklı Türk boylarının kurduğu yeni hanedanlıklar ve yeni siyasi odaklar ortaya çıkmıştır. Karahanlılar, ilk Müslüman Türk devleti çizgisini kurmuş ve bunu devlet dini hâline getirmiştir. Bu çağın, Türk kimliği açısından “büyük işaret taşı” Kutadgu Bilig’dir. Yusuf Has Hacip’i bir “devlet aklı kurucusu” olarak konumlandırabiliriz. Yusuf Has Hacip eserini 1069’da tamamlanmış ve Karahanlı hükümdarına sunmuştur; bu sunuşun ardından Yusuf’a “Has Hacip” unvanı verilmiştir. Eserin üç ana nüsha hattı (Viyana, Kahire/Mısır, Fergana) üzerinden izlenebilmesi de hem Türk dünyasında dolaşımını hem de “devlet aklı metni” olarak gördüğü itibarı gösterir: Bunlar Kutadgu Bilig’in sadece yazıldığı çağda değil, sonraki yüzyıllarda da “hafıza metni” gibi korunduğunu düşündürür.
“Türk dili ve Türk ulusu ile övünme” vurgusu, Yusuf Has Hacip’i Türk kimliği açısından belirginleştirir. Dil yalnız araç değil, hafızadır. Yusuf Has Hacip’in, Türkçe kelime varlığını güçlü biçimde kullanması; Türk kültür çevresinin içinden gelen adlandırmaları (örneğin “Türk Begi”, “Ötüken Begi”, “Alp Er Tunga”) metne taşıması; Türk kimliğini hem geçmişe bağlamış hem de İslam dünyası içinde görünür kılmıştır. Kimliğin bir diğer ayağı semboller ve ortak hatıralardır. Eserde iki ana karakter adı olan Kün Toğdı ile Ay Toldı’nın anlatısındaki “Ay” ve “Kün” adlı oğullara gönderme yapılmıştır. Bu adların birlikte “ay-yıldız” bütünlüğünü çağrıştırdığı; bu sembolün günümüze kadar Türk devlet geleneğinde yaşadığı aşikardır. Aynı çizgide, “bozkurt” hitabının metin içinde geçmesi de sembolik hafızanın devamına işaret eder: Odgurmış’ın hükümdara “bozkurt” diye seslenmesi, Yusuf’un Türk sözlü kültürünün kök sembollerini siyaset diline taşıdığını gösteren bir örnektir.
Göktürk yazıtlarında geçen “Türk, Oğuz beyleri, milleti, işitin!” çağrısının ve “il-töre” fikri, Kutadgu Bilig’in “töre ve yasa kitabı” mantığıyla yakından ilişkilidir. Yusuf Has Hacip, töreyi yalnız geçmişin hatırası değil, devletin omurgası olarak görür. Kutadgu Bilig’in “birlik” fikri, soyut bir kardeşlik çağrısından çok daha somut bir düzen önerir: Birlik, töre ve adalet etrafında inşa edilir.
Eserdeki bir diğer önemli husus “dayanışma kültürü”dür. Kutadgu Bilig’de misafirperverlikten “tuz-ekmek hakkı”na kadar pek çok gelenek örneği, toplumu bir arada tutan bağlar olarak açıklanır. Özellikle “tuz-ekmek hakkı”, Türk toplumunda vefa, samimiyet ve uzun süreli dostluk hukukunun temeli gibi ele alınmıştır. Aynı sofradan yemek, yalnız karın doyurmak değil, toplum içinde güven üretmektir. Bu çizgi, Yusuf Has Hacip’in sözlerinde doğrudan bir “birlik dili”ne dönüşür: “İnsanlara güler yüz göster ve onlara tatlı sözle tuz-ekmek yedir” uyarısı ya da “tuz ekmek hakkını gözeten” insan tasviri, toplumsal barışın küçük gündelik davranışlarla kurulduğunu anlatır. Bu, Türk dünyasında “gönül birliği” dediğimiz şeyin, aslında günlük hayatta tekrar tekrar üretilen bir kültür olduğunu gösterir.
Son olarak, Yusuf Has Hacip birliği “güç” ile bağlar ama gücü de rastgele değil, iki temel üzerine oturtur: iktisat ve ordu. “Memleketi ayakta tutan… som altın… kılıç” ifadesi, devlet aklının “ekonomi + güvenlik” dengesini bin yıl önce formüle ettiğini gösteren çarpıcı bir özettir.
Kutadgu Bilig, Türk-İslam dünyasının erken döneminde Türkçe yazılmış ilk büyük metinlerden birisidir. Eserin besmele ile başlayıp Allah’a hamd ve Hz. Peygamber’e (s.a.v.) övgüyle devam etmesi, Yusuf Has Hacip’in devlet-toplum düzenini dini bir zemin üzerinde düşündüğünü gösterir. Kutadgu Bilig’i bugüne taşımak, onu daraltmakla değil, içindeki “adalet, birlik, töre ve devlet” çizgisini büyütmekle mümkündür. Bugün Türkiye’de devletin kurumsal gücü, adalet duygusunun tahkimi, eğitimde nitelik arayışı, ekonomik dayanıklılık ve Türk dünyasında artan temas ihtiyacı; Kutadgu Bilig’in “ortak ölçü–ortak hedef” dilini yeniden hatırlatıyor.