İki Tarafı Keskin Kılıç

YAYINLAMA:
İki Tarafı Keskin Kılıç

“Merhum halk ozanımız Yunus diyor ya;        

‘Olsun be aldırma, Yaradan yardır!

Sanma ki zalimin ettiği kardır.

Mazlumun ahı indirir şahı,

Her şeyin bir vakti vardır.’

Gerçekten her şeyin bir vakti vardır. O vakit hızla yaklaşmaktadır.”  Lider Devlet BAHÇELİ…

***

Menkıbeye göre bir derviş uzayan saçlarını usturaya vurdurmak ve sakallarını düzelttirmek için berbere gitmiş. Hoş selam alınıp verildikten sonra koltuğa oturmuş. 

Berber, dervişin saçını güzelce kazımış, tam sakallarını düzeltme işine başladığı sırada içeriye kaba saba, laftan anlamaz, ahlaktan mahrum bir zorba girmiş.

Zorba, gayet kötü bir üslup ve alaycı bir tavırla tıraşı henüz bitmemiş dervişin kafasına bir tokat aşk ederek; “Kalk bakalım kabak, ben tıraş olacağım!” diyerek dervişi kaldırmış.

Berber dâhil orada bulunanlar namlı zorbadan korktuklarından dolayı hiçbir itirazda bulunamamış…

Koltuğa oturan zorba, tıraşı boyunca bizim mahzun dervişle “kabak aşağı, kabak yukarı” diyerek alay etmiş durmuş…

Bizim derviş ne yapsın, içinden “olanda hikmet vardır” diye düşünerek kemal-i hâl ile duruma rıza gösterip zorba belasının gitmesini beklemiş…

Sonunda o vahşinin tıraşı bitmiş. Yine dükkâna girdiği gibi mağrur, zalimane ve müstehzi tavrıyla berberden çıkarken dervişin kabak kafasına bir şaplak daha atarak kapıya yönelmiş…   

Dışarı çıkmış. Bir iki adım atmış. Tam yolun ortasına dikilip bir nara atacakken yokuştan aşağı gemlerinden boşalarak hızla inen bir at arabasının demirleri zorbanın gövdesine saplanmış. Zorba nara yerine böğürerek oracıkta ölmüş!

Olanlara şahit olan berber, hikmeti anlayıp hemen dervişe dönüp; “biraz ağır olmadı mı, derviş kardeş” diye sormuş.

Derviş, “Benden bilme. Gönlüm kırılsa da ben zaten hakkımı helal etmiştim. Ama kabağın da bir sahibi var!” diyerek bir hakikati ifade etmiş.

*** 

Yine zamanın Kıymetli Zatlarından birine iftira atılmış… O kıymetli şahıs ne yaptıysa düşmanlık edenleri yolundan çevirememiş, kendisine yapılan haksızlığı durduramamış. Sonunda niyaza çekilip “Kıymet Bilen”e münacatta bulunmuş.

Hüküm gelince o iftiracılar da büyük bir belaya saplanıp helak olup gitmiş…

Yaşananların hikmeti o kıymetliye sorulunca şöyle cevap vermiş; “Biz duvarda asılı duran iki tarafı da keskin kılıca benzeriz. Biz kimseye gidip çarpmayız. Nasibi olan gelip kendini bize çarpar!”

O ÇOCUKLARIN SAHİBİ VAR!

Vahşi ABD ve Vampir İsrail daha savaşın ilk gününde İran’daki bir ilkokulu bombaladı. Sırf o saldırıda şu ana kadar 165 çocuk öldü. Yaralı yavrucukların tedavisi sürerken, ölü sayısının artmasından endişe ediyoruz…

Masum, suçsuz ve günahsız çocuklar, Dünyayı kan gölüne çevirip, o kanı içen şeytani bir ittifak yüzünden acı çekerek öldü… Vahşi Batı Medeniyetinin, “tek dişi kalmış canavarın” sebep olduğu bu acılar yüzyıllardır devam ediyor!

Savaş halidir… Askerler göğüs göğüse çarpışır, iyi olan kazanır. Taraflar da sonuçlara razı olur. Ama masum çocuklara, sivillere saldırılmaz. Bu milli olduğu kadar uluslararası kabul, askeri ve insani ahlak meselesidir! Çünkü Onların günahı ağır olur. Tıpkı dervişin kabak başının sahibi olduğu gibi, onların da bir sahibi vardır; O da Allah’tır!

TÜRK BARIŞI

“Üstümüze kim geliyorsa, kimler gelmeyi düşünüyorsa göreceği azamet ve şiddeti de peşinen kabullenmek durumundadır.” Lider Devlet BAHÇELİ

***

Türk Barışı (Türk Pax): Türklerin büyük devletler kurarak “Geniş Coğrafyalarda, çok uluslu topraklara” hükmedebilme kabiliyeti… Rahmetli MHP Milletvekili Cihat Özönder Hocadan okumuştuk. Atatürk’ün “Yurtta Barış, Dünyada Barış” diyerek ifade ettiği derin düşünce işte bu kodun yansımasıdır.

Biz barışsever, barışçı bir milletiz. Kan, zulüm ve acı içinde çırpınan Dünya bu barışı aramakta, Türk’ü beklemektedir. Yine de bazı emperyalist leşlerin, “sonraki hedefimiz Türkiye” ifadelerine karşı sözümüz: “Biz duvarda asılı duran iki tarafı da keskin kılıca benzeriz. Biz kimseye gidip çarpmayız. Nasibi olan gelip kendini bize çarpar!” 

Ne diyelim; buyursunlar!

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...