Netanyahu zihniyeti…
Soykırımcı Netanyahu, son günlerde Türkiye’yi dilinden düşürmüyor.
Bulduğu her fırsatta “İsrail’in düşmanlarının ne istediğine bakın. Erdoğan ‘Netanyahu düşmeli’ diyor” ifadesini tekrarlıyor.
Tabii ki bununla kalmıyor, artık küstah tehditlerine ülkemizi de ekliyor.
***
Son olarak “İsrail Başbakanı, Türkiye gibi yeni rakiplerin ortaya çıkmasını engellemek için hareket etmek zorundadır” dedi.
Kendisine yönelik “Netanyahu düşmeli” sözlerini hatırlatarak, “Bunu neden söylüyorlar? Çünkü onları vuracağımızı anlıyorlar. Bu işi bitireceğiz” ifadeleriyle tehditlerini sürdürdü.
Peki, Netanyahu’nun son günlerde tehditler savurarak Türkiye’yi hedefe koymasının altında sadece seçim hesabı mı yatıyor?
***
Evet, 27 Ekim’de yapılacak seçimler öncesi yapılan kamuoyu yoklamalarında geriye düştüğü söyleniyor.
Evet, Netanyahu yönetimi altındaki İsrail’in dünyada soykırımcı ve bebek katili olarak anılmasından rahatsızlığını dile getiren rakiplerinin onun kayıplarını kendi hanelerine yazma çabası sergiledikleri de biliniyor.
Ancak mesele sadece sandıktan ibaret gibi görünmüyor.
***
Çünkü Terörsüz Türkiye amacıyla çıkılan yolda alınan mesafe, yalnızca siyasi yatırımını terör gölgesine yapanların oyununu bozmadı.
Terörsüz Bölge hedefinde yaşanan olumlu gelişmeler, varlığını sadece çatışma ikliminden beslenerek sürdürebileceğine inananların da hesaplarını altüst etti.
En çok da Netanyahu’nun aklınca kurduğu dengeler derinden sarsıldı.
***
Sözüm ona İsrail’in geleceğini güvence altına almak adına tetiklediği kaos sarmalına, Gazze’de insanlık değerlerini hiçe sayan saldırgan adımlarıyla başladı.
Kadın, çocuk, yaşlı demeden masumların üzerine ölüm yağdırdı, okulları yıktı, hastaneleri vurdu, hayatları paramparça etti.
İnsana dair ne varsa yok etme hevesinde olduğunu tüm çıplaklığıyla sergiledi.
***
Ateşkese yanaşmadı, savaş hukukunu tanımadı, işlediği insanlık suçlarını umursamadı, cezasızlığın verdiği şımarıklıkla saldırılarını Gazze’nin de dışına taşıdı.
Lübnan’a, Yemen’e, Suriye’ye, İran’a, Tunus’a ve Katar’a yönelttiği saldırılarla, Ortadoğu’nun zaten kırılgan olan dengelerini tamamen yerle bir etmeyi amaçladı.
Netanyahu’nun niyetinin sadece Gazze değil, tüm bölgeyi ateşe vermek olduğu en başından belliydi.
***
Yalnızca Gazze’deki mazlumların değil, tüm dünyanın geleceğinin üzerine kabus gibi çökmüş bir küresel tehdit olduğunu defalarca kez gözler önüne serdi.
“Vadedilmiş topraklar” hezeyanını dillendirmesi tesadüf değildi, boşuna “Kudüs bizimdir” naraları atmadı.
Böylece sıradan bir siyasetçi olmadığını, insanlığın tamamını tehdit eden bir yaratık haline dönüştüğünü fazlasıyla gösterdi.
***
Haliyle bugün gelinen noktada…
Türkiye’nin bölgede kurduğu huzur dengesi, onun sınır tanımayan yayılmacı emellerinin önündeki en büyük engeli teşkil ettiği için kudurduğunu açıkça ilan etmiyor mu?
Bölgesel barış güçlendikçe kurduğu kaos senaryolarının çökeceğini, böylece kendisiyle beraber Netanyahu zihniyetinin de tarihin çöplüğüne gömüleceğini en iyi o bilmiyor mu?
Dünya barışı ve insanlığın huzuru için bu kirli zihniyetin kaybetmesi artık sadece bir temenni değil, tarihi bir zorunluluk değil midir?