Yapay Zekâ Eylem Planı: İşletmeci için büyük fırsat
Bir önceki yazıda genç girişimcilere yazmıştım. Şimdi sıra bu ülkenin bel kemiğinde: yıllardır ofisini, fabrikasını, atölyesini, dükkânını çeviren esnafta, KOBİ'de, sanayicide. "Yapay zekâ" ilk konuşulmaya başlanınca ilk yaklaşım, "büyük şirketlerin işi bu benim harcım değil" idi. Sonrasında GPT'lerin yaygınlaşması ile her yönetici kullanabilir hale geldi. Esasında yapay zekâ en hızlı verimi büyük şirketlere değil, işini en iyi bilen küçük işletmeye getirir.
İşe teknolojiden değil, kendi işinizden başlamak lazım. Sorulacak ilk soru şu: İşletme en çok nerede kaybediyor? Beklenmedik makine arızasında mı, elde kalan stokta mı, hatalı üründe mi, tahsil edilemeyen alacakta mı, kaçırılan müşteride mi, ulaşılamayan müşteride mi?
Somut konuşayım. Bir tekstil atölyesinde, hangi modelin ne kadar satacağını geçmiş veriyle önceden kestiren basit bir sistem, elde kalan kumaşı ve dikilmeyen stoğu eritebilir. Bir metal işleme tezgâhında, titreşim ve ısı verisini okuyan bir çözüm, tezgâh durmadan günler önce "şu rulman gidiyor" ya da yağlama lazım diyebilir. Plansız duruşun maliyeti düşünüldüğünde, bu bile tek başına yatırımını çıkarır.
Çözülmesi gerekli sorun listesine küçük bir pilotla girmek en akıllıcası. Plan, KOBİ'lere bu ilk adımı kolaylaştıran kupon destekleri sunuyor. Bu sayede büyük bir bütçeye ve uzun bir projeye gömülmeden, mütevazı bir denemeyle başlanabilir. Devletimizin kendi işleyişinde uyguladığı "tara-pilotla-ölçekle" mantığı her şirkete uyarlanabilir. Küçük dene, tutarsa büyüt, tutmazsa az yatırımla vazgeç.
Pahalı yatırımlar da şart değil. İşletmenin kendi sunucusunu, donanımını kurmasına gerek yok. Plan, KOBİ'lere "Herkes için GPU" programında ayrı bir erişim penceresi açıyor; işlem gücü, tıpkı elektrik gibi kullanıldığı kadar ödenerek alınabiliyor. Yani yapay zekâ artık büyük sermaye değil.
Ama bir gerçeği baştan söylemem gerekiyor. En büyük engel teknoloji değil, işletmenin kendi dağınık verisi. Defterde, ayrı ayrı programlarda, hatta insanların aklında duran kayıtlar, bilgiler yapay zekâya yaramaz. Bu yüzden ilk adım, veriyi derli toplu tutmaya yönelik olmalı.
İkinci adım, insana. Plan, çalışanlar için kısa ve uygulamalı yeterlik programları sunuyor. Birkaç çalışanı "şirketin yapay zekâ sorumlusu" yapmak ve eğitimleri aldırmak işleri hızlandırabilir. Üçüncü adım ise modeller. Sıfırdan model kurmaya gerek yok çünkü hazır sektörel modeller işletmelerin verisiyle kullanılabilir. Takılınan yerde de yalnız bırakmıyor plan. Bölgesel Mükemmeliyet Merkezleri, yakındaki üniversite ve teknopark üzerinden ortak laboratuvar, test ve danışmanlık imkanlarını planlıyor.
İşletmeler; yapay zekâyı bir teknoloji yatırımı değil verimlilik ve rekabet aracı olarak görün, önce gerçek iş problemlerini ve yüksek getirili kullanım alanlarını belirleyin, küçük ama ölçülebilir pilotlarla başlayın. Verinizi düzenleyin ve koruyun, çalışanlarınıza güvenli ve doğru kullanım alışkanlığı kazandırın. Mevcut ERP, CRM ve operasyon sistemleriyle entegrasyonu önemseyin. Tek bir modele veya tedarikçiye bağımlı kalmayın, kritik süreçlerde insan gözünden geçirmeyi atlamayın. Başarılı uygulamaları hızla ölçekleyin ve yapay zekâyı yalnızca maliyet düşürmek için değil yeni ürün, hizmet ve gelir modelleri geliştirmek için de kullanın.
Yapay zekâ büyük bütçelerdense sorunları tanımlamayı ister. Sorunu bulan, küçük bir pilotla başlayan, verisini derleyen ve insanını eğiten işletme, birkaç yıl sonra rakibinin çok önünde olacak. Dünya verime koşarken geride kalan, oyun dışı kalacak.
Bir sözüm de konvansiyonel sektörlerden kazanan büyük şirket, holding ve ailelere. Sermayenizi yeni teknoloji ile çeşitlendirerek değerlendirmekte geç kalmayın. Her ekonomi çağı aynı zamanda sermaye el değişimi demektir, sermayenizi korumanızın yolu yeni teknoloji dünyasındaki yatırımlardır.