Yanlış saf...
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin, Terörsüz Türkiye’nin şafağının söktüğünü ilan etmesinin ardından düğmeye bastı.
Bölücülüğün tarihe karışacağını anladığı ilk andan itibaren Terörsüz Türkiye iradesini karalamak için atılan neredeyse her adımı çarpıttı.
Bin yıllık yolculuğunda nice badireleri birlikten doğan kudretiyle atlatan milletimizin, bugün bizleri Terörsüz Türkiye ülküsünün ufkuna taşıdığını bir türlü anlamak istemedi.
İlk düğmeyi yanlış ilikledi, o saatten sonra da dikiş tutmadı.
***
Tarihi adımları hesaplı birer siyasi manevra gibi göstermeye çalıştı.
Gerçekleşmesi ihtimali olmayan senaryoları dolaşıma soktu.
Başını çektiği koroyla birlikte yürüttüğü istismar, iftira ve fitne kampanyalarıyla Türk milletinin sahiplendiği milli hedefi gölgelemek istedi.
Ve ne tesadüftür, bu durum kendisini hep ülkemizin kazanımlar elde ettiği zamanlarda gösterdi.
***
Terörün gölgesinden sıyrıldığımızda demokrasimiz daha geniş bir nefes alanı bulmayacak mıydı?
Ekonomimiz güçlenip toplumsal huzurumuz kökleşmeyecek miydi?
Terörsüz bir Türkiye’nin karşısına hizalanan Müsavat Dervişoğlu’nun atılan her adıma diyecek bir sözü vardı fakat bu sorulara verecek bir cevabı yoktu.
Terörün nasıl bitirileceği konusunda makul bir düşünceyi ortaya koymadı ama gelinen noktadan çok rahatsız olduğunu ifade etmekten de geri durmadı.
***
Israrla Terörsüz Türkiye’nin Türk milletinin vicdanından yükselen, kardeşlik ruhunu pekiştiren ve geleceğe dair umudunu diri tutan kutlu bir çağrı olduğunu görmek istemedi.
İnatla birlik bağlarımızı zedeleyen terörün artık tarihe karışmak üzere olduğunu kabul etmedi.
Haliyle gelinen noktada Türkiye Cumhuriyeti devletinin teröre son verecek nihai adımları kararlılıkla attığını anlamakta zorlandı.
***
Oysa en başından beri Terörsüz Türkiye ülküsünün bir al-ver sürecinin neticesi olmadığı açıktı.
Ama o, pazarlık yapıldığını öne sürdü.
Varılacak menzilin barışın ve kardeşliğin göğe yükseldiği, huzurun her haneye misafir olduğu bir Türkiye olduğu ayan beyan ortadaydı.
Ama o, yalanlara sarılmayı tercih etti.
Öyle ki Gazi Meclisimizin tarihi uzlaşmayla Terörsüz Türkiye’yi hukuki bir zemine kavuşturması dahi Dervişoğlu’nun düştüğü yanlış yoldan dönmesini sağlayamadı.
***
Çünkü o sadece sosyal medya trollerine çektirdiği “Tarih, dik duran bu yiğit adamı yazacak” şeklindeki cilanın siyasi varlığını sürdürmesine yeteceğine inandı.
Türk milletinin keşke bu dik duruşu, HDP’li Fatma Kurtulan “İyi Parti size söylüyorum. Şu an koltuklarınızda HDP’nin ve PKK’ya gönül vermişlerin oylarıyla oturuyorsunuz” sözlerini sarf ettiğinde de görseydik dediğini göremedi.
Dün terör örgütünün kendi adayına desteğini sessizliğiyle karşılayan adam, bugün terörün kökünü kurutacak iradeye yönelik itirazlarının ardındaki nedenlerin görünmez olduğunu sandı.
Terörün bitişine itiraz edenlerle terörün bitişi için mücadele edenleri millet elbette birbirinden ayıracak, tarih kimin doğru tarafta durduğunu mutlaka yazacaktı.
Dervişoğlu ise tercihini yanlış safta yer tutmaktan yana kullandı.