Avrupa semalarındaki Türk gücü

YAYINLAMA:
Avrupa semalarındaki Türk gücü

Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa kıtasının güvenliği ve NATO’nun doğu kanadının korunması meselesi özellikle de yine Avrupa açısından her geçen gün daha da öncelikli bir hale gelmektedir. Konvansiyonel savaş anlayışının insansız hava araçları, elektronik harp sistemleri, siber saldırılar ve hibrit tehditlerle farklı bir boyuta taşındığı günümüzde Avrupa ülkelerinin kendi güvenliklerini hangi imkân ve kabiliyetlerle sağlayacağı hususu da kıtanın en önemli gündemlerinden birisidir.

Geçtiğimiz günlerde Letonya hava sahasına giren bir insansız hava aracına karşı NATO unsurlarının harekete geçmesi, Avrupa’nın karşı karşıya bulunduğu yeni güvenlik ortamını bir kez daha gözler önüne sermiştir. NATO Sözcüsü Allison Hart tarafından yapılan açıklamada Litvanya’da konuşlu İtalyan Eurofighter savaş uçakları ile Estonya’da bulunan Türk F-16’larının Letonya hava sahasındaki İHA nedeniyle havalandığı ifade edilmiştir. Bir gün önce ise Ukrayna sınırı yakınlarında Romanya hava sahasına giren insansız hava araçları nedeniyle Romanya ve İspanya’ya ait F-16’ların harekete geçmiş olması NATO’nun doğu kanadındaki tehdidin artık süreklilik arz eden bir güvenlik meselesine dönüştüğünü göstermektedir. Yaşanan hadisenin Türkiye açısından üzerinde durulması gereken önemli bir tarafı bulunmaktadır. Türkiye’nin savaş uçaklarının kendi sınırlarından binlerce kilometre uzakta, Baltık coğrafyasında NATO hava sahasının korunması maksadıyla görev yapıyor olması ülkemizin İttifak içerisindeki askeri ve stratejik gücünün somut göstergelerinden biridir.

Türk Silahlı Kuvvetleri sahip olduğu operasyonel tecrübe, yetişmiş insan gücü, kara, hava ve deniz unsurları, gelişmekte olan savunma sanayisi ve farklı coğrafyalarda görev yapabilme kabiliyeti ile İttifakın askeri gücünün temel sütunlarından birini oluşturmaktadır. Nitekim NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de Türkiye’nin NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip olduğuna dikkat çekmiş ve Türk savunma kabiliyetlerinin NATO’ya büyük bir katkı sağladığını açıkça ifade etmiştir.

Bugün Avrupa başkentlerinde stratejik özerklik ve Avrupa’nın kendi savunmasını sağlayabilmesi üzerine çok sayıda tartışma yürütülmektedir. Ancak Avrupa savunması üzerine yapılan hesapların Türkiye dışarıda bırakılarak gerçekçi bir zemine oturtulması mümkün değildir.

Rusya-Ukrayna savaşının ortaya çıkardığı yeni konjonktür Avrupa ülkelerine önemli bir gerçeği de göstermiştir. Ekonomik güç tek başına güvenlik sağlamaya yetmemektedir. Güçlü bir savunma sanayisine, yetişmiş askeri personele, operasyonel tecrübeye ve gerektiğinde sahada sorumluluk alabilecek siyasi iradeye ihtiyaç vardır. Türkiye’nin NATO içerisindeki farkı tam da burada ortaya çıkmaktadır.

Türkiye uzun yıllardır terörle mücadeleden sınır ötesi operasyonlara, insansız hava araçlarından elektronik harp sistemlerine kadar birçok alanda ciddi bir tecrübe kazanmış, bununla beraber milli savunma sanayisinde attığı adımlarla dışa bağımlılığını azaltma yönünde önemli bir mesafe kat etmiştir. 

Avrupa’nın Türkiye’ye ihtiyacı vardır. Bu durum siyasi bir söylemden ziyade içerisinde bulunduğumuz jeopolitik şartların ortaya çıkardığı somut bir gerçekliktir. NATO’nun doğu kanadında artan tehditler, Karadeniz’de devam eden savaş ortamı, Ortadoğu’daki istikrarsızlıklar ve Doğu Akdeniz’de yaşanabilecek muhtemel krizler düşünüldüğünde Türkiye olmadan oluşturulacak bir Avrupa güvenlik mimarisinin eksik kalacağı açıktır. 

Bu noktada Avrupa ülkelerinin de Türkiye’ye yönelik bakış açılarını yeniden değerlendirmeleri gerekmektedir. Bir taraftan Türkiye’nin askeri gücünden, operasyonel kabiliyetinden ve jeopolitik konumundan faydalanırken diğer taraftan Türkiye’yi Avrupa güvenlik mimarisinin dışında tutmaya yönelik yaklaşımların sürdürülebilir olmadığı artık görülmelidir. 

Letonya semalarında görev yapan Türk F-16’ları aslında Avrupa’ya çok açık bir mesaj vermektedir. Önümüzdeki süreçte Avrupa savunmasının güçlendirilmesine yönelik atılacak adımlarda Türkiye’nin askeri kapasitesini, savunma sanayisini ve bölgesel tecrübesini hesaba katmayan hiçbir projenin istenilen neticeyi vermesi mümkün olmayacaktır. 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...