Nüfus bekası...

YAYINLAMA:
Nüfus bekası...

Elle tutulmayan, gözle görülmeyen bir düşmanımız var.

Bu düşman önce “modernleşme”, “bireyselleşme” ve “özgürleşme” gibi süslü kavramların arkasına gizlendi.

Sonrası malum…

Küresel ölçekte fonlanan her detayı incelikle düşünülmüş bir sistematik sosyolojik değişim mekanizması, hepimizin gözlerinin içine bakarak hayata geçirildi.

***

Amaç toplumsal değerleri, normları ve kurumları zayıflatmak, hatta yok etmekti.

İlk adım, toplumun en temel yapısı aileyi açık hedef haline getirerek atıldı.

Aile zayıfladığında, toplumun kendisini ayakta tutan en güçlü bağ da zayıflayacaktı.

Aileyi çökertmenin, toplumsal direnci yok etmenin en kestirme yolu olduğu bilinen bir gerçekti.

***

Bu saldırının hedefinde yalnızca belirli bir kesim değil, toplumun tamamı vardı.

7’den 70’e hepimize dokunuldu.

Yürütülen planlı propagandanın neticesinde Türkiye’de 2001 yılında 2,38 olan toplam doğurganlık hızı, 2014 yılından itibaren aralıksız düşüş eğilimine girdi.

2025 yılında olması gereken 2,10’un çok altında kalarak 1,44 seviyesine kadar geriledi.

***

Devletimiz, bu sorunun çözümüne dair gereken önlemleri hiç kuşkusuz aldı, alıyor.

Fakat tehlike henüz geçmiş değil.

Düşman bulduğu her kanaldan gerçekleştirdiği darbeler ile yeni yaralar açmak fırsat kolluyor.

Bu nedenle, karşı karşıya olduğumuz tehlikenin hedefine ulaşmasını engellemek için yeni ve daha kapsamlı önlemler almak gerekiyor.

***

İşte tam da bu noktada, “Aile hayatı son sığınaktır. Bu sığınağın yağmalanması için planlı bir propaganda devrededir” açıklamasıyla meseleyi daha önce beka sorunu olarak gören Sayın Devlet Bahçeli’nin partisinden önemli bir ses yükseldi.

Araştırma ve Strateji Geliştirmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Özgür Bayraktar’ın öncülüğünde hazırlanan “Türkiye’nin Nüfus Vizyonu” başlıklı rapor, MHP Lideri’ne sunuldu.

Raporda yer alan 11 maddelik somut politika önerisi kamuoyuyla paylaşıldı.

Nüfus yapısındaki bozulmayı tersine çevirecek somut adımlar da ortaya konuldu.

***

“1. Analık sigortası uzun vadeli sigorta kolları kapsamına alınarak yeniden düzenlenmelidir.

2. Annelerin emeklilik için prim günü ve yaş şartı kriterleri çocuk sayısına bağlı olarak kademeli olarak azaltılmalıdır.

3. Çalışan anne ve babalardan gelir vergisi kesintisi çocuk sayısına bağlı olarak kademeli olarak azaltılmalı, 3 ve daha fazla çocuk sahibi aileler için gelir vergisi tamamen kaldırılmalıdır.

4. Kamuda çalışan anneler için ücretli doğum izni süresi her bir çocuk için 12 aya, babalar için 2 aya çıkarılmalıdır.

5. Üçüncü çocuktan itibaren devreye giren ve çocuk sayısıyla orantılı biçimde artan eğitim ve gıda ödeneği uygulaması yürürlüğe konulmalıdır.

6. Üç ve daha fazla çocuk sahibi ailelere bir defaya mahsus sıfır faizle uzun vadeli konut ve taşıt kredisi verilmelidir.

7. Üç ve daha fazla çocuk sahibi ailelere elektrik, doğalgaz, su ve internet hizmetlerinde %50 indirim uygulanmalıdır.

8. Esnek ve uzaktan çalışma modelleri anneler için kalıcı ve uygulanabilir hale getirilmelidir.

9. Sağlıklı ve güvenli çocuk bezi ve maması üretilerek ailelere ihtiyacı kadar ücretsiz şekilde verilmelidir.

10. Kentten kıra göç etmek isteyen genç evli çiftler, kırsalda konut tahsisi, tarım ve hayvancılık teşvikleriyle desteklenmelidir.

11. Köylerde internet, eğitim, sağlık ve sosyal yaşam alanlarının kent standartlarına yaklaştırılması sağlanmalı, genç evli çiftlerin kırsalda kalma motivasyonu artırılmalıdır.”

***

Görüldüğü üzere ortaya konulan bu öneriler, yalnızca doğum oranlarını artırmaya yönelik ekonomik teşviklerden ibaret değildir.

Asıl hedef, aile kurmayı ve çocuk sahibi olmayı zorlaştıran ekonomik ve sosyal şartları ortadan kaldırarak, aileyi yeniden toplumun merkezine yerleştirmektir.

Nüfusunu koruyamayan, ailesini yaşatamayan bir milletin geleceğini de güvence altına alması mümkün müdür?

***

Biri iki, diğeri bir yaşında iki evladın babası olarak biliyorum ki, bugün nüfusumuzu korumak için atacağımız her adım, yarın çocuklarımıza bırakacağımız Türkiye’nin teminatı olacaktır.

MHP’nin açıkladığı Türkiye’nin Nüfus Vizyonu, geleceğimizi şekillendirecek en önemli beka meselelerinden birine karşı atılmış, artık kaybedecek zamanımız olmadığını gösteren somut bir adımdır.

Bu adım, geleceğimizin teminatı olan aile ve nüfus yapımızı koruma kararlılığının açık bir göstergesidir.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...