PKK onlara ittifak ve iş birliği yaparken sempatik geliyor!
Türk siyasetinde sürekli menfaat kovalayan Müsavat Dervişoğlu ve Ümit Özdağ isimli iki modele göre:
Terör örgütü PKK’nın kurucusu Öcalan’ın kurduğu siyasi partilerle defalarca ittifak yapmak, iş birliği yapmak, anayasa taslağı hazırlamak, terörle mücadeleye karşı çıkmak, aynı kavramları kullanmak ve statü kardeşliği kurmak mümkün.
Ama terör örgütü PKK’nın kurucusu Öcalan’a “Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykırsın.” demek ve yalnızca bu konuda, kurduğu terör örgütünü feshetmesi ve silah bıraktırması adına alan açmak için statü vermek mümkün değil…
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli “Bu doğrultuda Öcalan’ın koordinatör statüsü, örgütün tasfiye süreci ile sınırlı kalacaktır. Dolayısıyla bu koordinatörlük, Kürtlerin lider ve temsilcisi, etnik ve kategorik hakların savunuculuğu gibi hususları kapsamamaktadır.” Dediği halde, hala saptırıyor, hala iftiralara başvuruyorlar.
Öcalan, onların siyasi menfaati için lazım oluyorsa, “Önderimiz Apo” diyen HDP/DEM’in kucağında güle oynaya yolculuk yapıyorlar; mesele Türk milletinin ve bölge ülkelerinin huzuru ve güvenliği adına terörü bitirmek olunca ise psikolojik tedavi edilme noktasına gelecek kadar karşı çıkıyorlar.
Bunlara “Aynı 2019 yerel seçimlerindeki gibi, aynı 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki gibi, aynı 16 Nisan referandumundaki gibi, aynı 2024 yerel seçimlerindeki gibi, ‘Kent Uzlaşısı’ gibi DEM ile yine önümüzdeki seçimlerde ittifak ve iş birliği yapacağız.” deyin; bakın nasıl soluğu ter içinde, “Menfaatimiz ne olur?” diye koşa koşa yer kapma yarışına girerler.
Denemesi bedava…
Aylar önce “DEM’le hiçbir sıkıntımız yok. Bizim DEM’le ilişkileri bozma lüksümüz yok. DEM’le CHP ayrı ayrı düşemez.” diyen Özgür Özel, bunlara böyle bir çağrı yapsın; her iki model de saniyeler içinde soluğu Yeni Parti binasında alır.
Türk devletinin “Terörsüz Türkiye” olarak geliştirdiği projeye gece gündüz saldırıp, aylar önce böyle bir açıklama yapan Özgür Özel’den hiç rahatsızlık duymayan; “Mutlak Butlan” kararı sonrasında CHP Genel Merkezine saniyeler içinde ışınlanan ve Özgür Özel’in gözüne girmek için Kemal Kılıçdaroğlu’nu itibarsızlaştırmaya yönelik açıklamalar yapan siyasetin zavallıları bu ikili değil miydi?
Dün, terör devam ederken terör örgütü PKK’nın siyasi uzantılarıyla “siyasi menfaat alanı kazanmak” için ittifak ve iş birliği yaptılarsa, bugün de “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” projelerine “siyasi menfaat alanı” açabilmek adına karşı çıkıyorlar.
Mesela bunlara sadece Özgür Özel’in DEM’in de içinde olduğu bir ittifak çağrısı yapmasına gerek yok. Cumhurbaşkanı Erdoğan bile “Size şu kadar milletvekili kontenjanı ve bakanlık veriyoruz, bizi destekleyin.” dese, yine koşa koşa giderler. Yani dertleri Türk milletinin meseleleri değil; kendi siyasi ve kişisel çıkarlarıdır.
Ümit Özdağ, ikinci tur Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde elindeki Sinan Oğan’ı siyasi sermaye edinip pazarlarken, önce AK Parti’yle masaya oturup bakanlık pazarlığı yapmadı mı? Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu pazarlığa “Biz de şunu söyledik: Bizim Cumhur İttifakı’nın temel özelliği şu. Biz başından itibaren hiçbir şekilde al-ver pazarlığı içerisinde olmadık. Cumhur İttifakı’na katılan hiçbir partinin böyle bir pazarlığı olmamıştır.” sözleriyle kapıyı ona kapatmadı mı?
Bunlarda her şey siyasi ve kişisel menfaat ile korku üzerine şekillenmektedir.
Cezaevinde tutuklu bulunduğu dönemde “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin olarak, “Şamil Tayyar çok doğru söylüyor. Öcalan’dan ikinci bir açıklama almak çok mu zor?” (5 Mart 2025) ve “Bu konunun hızla açıklığa kavuşmasının tek yolu, Öcalan’ın ikinci bir açıklama yaparak YPG ve PJAK’a silah bırakma çağrısında bulunmasıdır. Bu çağrıyı reddederlerse süreç durdurulmalıdır.” (6 Mart 2025) diyen Ümit Özdağ ile cezaevinden çıktıktan sonraki Ümit Özdağ aynı kişi mi?
O yüzden bu ikili hangi konuda ne söylerse söylesin, kimsenin aldanmaması gerekir. Çünkü hangi konuda bir duruş sergiliyorlarsa sergilesinler, emin olun, tek düşündükleri kendi çıkarları ve siyasi konforlarıdır.
Fakat her iki ismin milliyetçi maskeler takarak sınır ötesi terörle mücadele operasyonlarına karşı çıkması da onların maşa olarak kullanılıp kullanılmadığını sorgulamayı gerektiren somut bir olaydır. Ümit Özdağ’ın bölgedeki her olayda ABD ve İsrail’in lehine olacak propagandalar yaptığı, MOSSAD mensuplarıyla görüştüğünü kendisinin itiraf ettiği ve CIA mensuplarıyla da “Kürt Sorununa Çözüm” gibi toplantılara katıldığı medyaya yansımıştır.
Terör örgütü PKK’nın siyasi uzantılarıyla siyasi menfaat ittifakı yaparken, onlarla millî ve üniter devlet yapısını bozmaya yönelik bir anayasa taslağı hazırlarken —ki Ümit Özdağ ve CHP milletvekili Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu’nun İYİ Parti’nin de HDP ile beraber olduğuna dair bu konuda açıklamaları oldu— ve terörle mücadele operasyonlarına karşı çıkarken, bugün “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” projelerine karşı çıkmalarının gerekçeleri ne olabilir?
Niye DEM’e ve PKK’ya terörü bitirme konusunda siyasi baskı yapmak yerine, sürekli MHP’ye ve Cumhur İttifakı’na “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” projelerini hayata geçirmesini önlemek amacıyla kara propaganda üzerinden saldırıyorlar?
Bu tuhaf çelişki, garabet ve ikiyüzlülük karşısında Türk milleti çok dikkatli olmalıdır. Yarım asırdır Türkiye’ye ve bölgeye acı yaşatan terörü kökten bitirme fırsatı önümüzde durmaktadır. Bunu hiçbir siyaset menfaatçisinin gölgelemesine fırsat verilmemelidir. Türk devleti her stratejisinde güçlü olan taraftır.