Trump ve Netanyahu’nun yenilgisinden çıkan ders ve Devlet Bahçeli’den İsrail’e hükümet formülü

YAYINLAMA:
Trump ve Netanyahu’nun yenilgisinden çıkan ders ve Devlet Bahçeli’den İsrail’e hükümet formülü

Dünyayı kana bulayan, her kaosun arkasında imzası bulunan, uluslararası hukuku tanımayan ve çok sayıda insanın ölümünden doğrudan sorumlu tutulan Netanyahu İsrail’de, Trump ise Amerika’da seçimlerin kaybedenleri oldu.

Netanyahu, İsrail’de hükümet kurmak için gerekli çoğunluğa ulaşamadı ve şimdi bir koalisyon kurmak zorunda. Trump’ın partisi Cumhuriyetçiler ise seçimlerde ağır bir yenilgi aldı. Demokratlar hem Senato’da hem de Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu elde ederek kontrolü ele geçirdi.

Trump cephesi de dünya kamuoyu da bu yenilginin, ABD yönetiminin İsrail’in kanlı politikalarının peşinden gitmesinden kaynaklandığı konusunda hemfikir.

ABD Başkanı Donald Trump, “Seçim yenilgisi büyük ölçüde İran Savaşı’nın sonucuydu.” diyerek aslında İsrail uğruna kendi siyasi geleceğine nasıl zarar verdiğini de kabul etmiş oldu. Çünkü İsrail’in ABD’yi İran’la savaşa sürüklemek için nasıl yönlendirdiğini, Washington üzerindeki etkisini ve Trump’ı nasıl ikna ettiğini bütün dünya gördü.

Trump’ın ara seçim günü, “Bibi Netanyahu ile bir anlaşma yaptık. İsrail’e yılda 4 milyar dolar veriyoruz ve aylar önce bu yardımı durdurma konusunda anlaştık.” demesi de Amerikan halkının desteğini neden kaybettiğinin farkında olduğunu gösteriyordu.

Amerikan halkı, başta ekonomik sıkıntılar olmak üzere pek çok sorunla boğuşurken Trump, bu sorunlara çözüm üretmek yerine dünyanın dört bir yanında yeni krizlerin ve kaosların ortaya çıkmasına neden olan politikalar izledi. Sonuçta seçimlerde beklenen ağır yenilgiyle karşılaştı.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de seçim sonuçlarından çıkarılması gereken derslere dikkat çekerek yenilgiden kurtulmanın yol haritasını şu başlıklarla ortaya koydu: İran’la savaşın sona erdirilmesi, hayat pahalılığı ve enflasyonla mücadele, “Önce Amerika” anlayışının benimsenmesi ve İsrail’le ilişkilerin yeniden gözden geçirilmesi.

Kılavuzu İsrail olanın kaostan, krizden, kandan, savaştan, çatışmadan ve ölümden uzak durması mümkün değildir. ABD’nin yaşadığı tam da budur. Bu tuzağa düşen yalnızca Trump değil. Ondan önceki ABD yönetimleri de aynı yolu izledi. Emin olun, bundan sonraki ABD yönetimleri de büyük ihtimalle aynı politikayı sürdürecek. Çünkü İsrail, ABD’nin beynine yerleşmiş ve ülkenin dış politikasını yönlendiren bir ur gibidir.

Netanyahu’nun İsrail’de hükümet kurmak için gerekli desteği kaybetmesi, insanlık adına küçük de olsa olumlu bir gelişmedir. İnsanlık değerlerini benimseyen hiç kimsenin oy vermemesi gereken Netanyahu, buna rağmen İsrail’de yüksek bir oy oranına ulaşarak kendi bloğunu birinci sıraya taşımayı başarmıştır.

Ancak masumlara yönelik zulmün sona ermesi ve Ortadoğu’da kaosun son bulması için ne pahasına olursa olsun Netanyahu’nun yeniden hükümet kurmasının önüne geçilmelidir. Bu saatten sonra Netanyahu’nun tek gündemi, işlediği suçlar nedeniyle hesap vereceği günün korkusu olmalıdır.

Ortadoğu’daki gelişmeleri büyük bir titizlikle takip eden ve bölgesel sorunlara yönelik çözüm önerileri ortaya koyan MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, İsrail seçim sonuçlarına ilişkin bölgeye huzur, istikrar ve sükûnet getirecek son derece sağduyulu bir çağrıda bulunarak şu ifadeleri kullanmıştır:

“Bölgemizdeki güven ve istikrar ikliminin bozucu unsuru olan İsrail’deki seçimler sonuçları itibariyle önemli gelişmelere gebedir.

İsrail seçimleri hiçbir siyasi partinin ülkeyi yönetecek çoğunluğu elde edemediğini ortaya koymuş, İsrail siyasetini adeta ortadan ikiye bölmüştür.

Arap partilerinin bu tabloda güçlü bir konum elde etmesi dikkat çekici bir gelişme olmuştur.

Bu sonuçlar, İsrail toplumunun önemli bir kesiminin Netanyahu hükümetinin Gazze ve Filistin politikalarına yönelik tutumunun dikkatle değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmiştir.

Bununla birlikte İsrail’in önünde önemli bir fırsat oluşmuştur.

Bu fırsatı; bölgede barış ve huzur ikliminin tesis edilmesi, toplumsal uzlaşının güçlendirilmesi ve farklı kesimlerin bir arada yaşama iradesinin pekiştirilmesi için değerlendirmek mümkündür.

Bu çerçevede, Arap partilerinin de yer aldığı bir hükümetin kurulması, İsrail siyaseti açısından önemli ve tarihî bir adım olacaktır.

Böyle bir adım, İsrail’in toplumsal barışına katkı sağlamakla kalmayacak; bölgesel barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından yeni imkânlar da yaratabilecektir.

ABD Başkanı Trump’ın ve uluslararası Yahudilik kuruluşlarının İsrail halkının tümünü kapsayan bir hükümet oluşumunu desteklemesi, Filistin için oluşturulan barış çabalarında yeni, pozitif bir aşamayı da mümkün kılacak, İran ve Yemen dahil bölgesel istikrarsızlıkları tetikleyen çatışmaların çözümüne katkı sağlayacaktır.

Bize göre, Arap partilerinin de temsil edildiği, toplumsal uzlaşmayı ve barış içinde bir arada yaşama iradesini güçlendirebilecek yeni bir hükümetin kurulması yönündeki fırsat değerlendirilmelidir.

İsrail’de farklı unsurların temsil edildiği bir yürütme, Musevi ve Müslüman halklar arasındaki kutuplaşmayı azaltacak ve uzlaşı kültürüne katkı sunacaktır.

Nitekim bu tarihi adım, bugünün siyasi dengelerine yönelik bir çözümle sınırlı kalmayan, aynı zamanda geleceğin barış ve istikrarına yapılmış önemli bir yatırım olacaktır.”

MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, Netanyahu yönetiminin kanlı ve saldırgan politikalarının önüne geçilmesi amacıyla stratejik bir birliktelik çağrısında bulunurken, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ise bugüne kadar pek alışık olmadığımız bir açıklamaya imza attı. Adeta başına taş düşmüşçesine şu ifadeleri kullandı:

“İsrail'deki Arap toplumuna büyük saygım var. Devletin her yaşam alanına katkılarını ve topluma entegre olma arzularını takdir ediyorum. Son zamanlarda duyduğumuz kaba ve ırkçı ifadeleri kınıyorum. İsrail'de herhangi bir topluluğa yönelik bu tür davranışlara yer yoktur.”

Bunları söyleyen İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, sözlerinin asıl muhataplarından biri olan Siyonizm ayısı Ben-Gvir’in kaba ve ırkçı hayvanlığına seçimlerden önce tek bir eleştiri dahi getirmiş miydi?

Kabalık ve ırkçılıktan söz eden Herzog, masum insanların ve çocukların maruz kaldığı soykırımı bugüne kadar nedense görmezden geldi. Irkçılığa karşı olduğunu söylemek kolay; asıl mesele, zulüm karşısında da aynı duyarlılığı gösterebilmektir.

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un en azından söylem düzeyinde Araplara saygı duyulan bir noktaya gelmesi, belki de İsrail’de normalleşmenin önünü açacak ve Sayın Devlet Bahçeli’nin önerdiği “Arap partileriyle kurulacak bir hükümet” fikrinin hayata geçirilmesine zemin hazırlayacaktır.

Bakalım ABD ve İsrail, yönetim anlayışı bakımından bundan sonra nasıl bir yola girecek? Trump ve Netanyahu kendi halklarından ciddi bir uyarı aldı. Peki, bu uyarıdan ders çıkarabilecekler mi? ABD ve İsrail halkları, kendilerini yönetenlere çeki düzen verebilecek mi? Yoksa aynı politikalar farklı isimlerle devam mı edecek?

Şu bir gerçek ki ABD ve İsrail, diğer ülkelerin egemenlik haklarına ve uluslararası hukuka saygı göstermeye başlarsa dünyada huzur ve istikrarın sağlanması yolunda çok önemli bir adım atılmış olacaktır. Aksi hâlde, ABD ve İsrail eski tas, eski hamam anlayışıyla yönetilmeye devam ettiği sürece dünya barışa ve huzura asla kavuşamayacaktır.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...